İSRAİL'İN SON MAVİ MARMARA RAPORU

Meir Amit İstihbarat ve Terörizm Enformasyon Merkezi adlı kuruluş. Özgürlük Filosu Mavi Marmara ile ilgili yeni bir rapor yayınlandı

26 EYLÜL 2010 raporu sunuyoruz:

MEIR AMIT İSTİHBARAT VE TERÖRİZM ENFORMASYON MERKEZİ

Mavi Marmara gemisindeki yolcuların ve organizatörlerin öne çıkanları İHH tarafından komuta edilen Türk ve Arap İslamcı aşırılıkçılardılar. Bu kişilere, İHH'nın şiddet içeren planlarının bir parçası olmamakla birlikte Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere yardım etme çağrısına evet diyen Avrupalı aşırı solcular ve gönüllüler de katıldılar.

ÖZET

1. Bu raporun amacı filonun seferinden bu yana biriken bolca veriye dayalı olarak, Mavi Marmara gemisine binen 561 yolcunun kimlik ve ideolojilerini, arkalarındaki kurumların doğasını ve hedeflerini incelemektir. Enformasyonumuz eksiksiz olmasa da, bu kişilerin en belirgin ortak özellikleri hakkında açık bir fotoğraf sunacaktır.

2. Son filonun amiral gemisi olan Mavi Marmara, beraberindeki iki kargo gemisiyle birlikte yolculuğun pahalı hazırlıklarında anahtar rol oynayan İHH adlı aşırılıkçı bir Türk İslamcı kuruluş tarafından yola çıkarıldı. Bir kısmı İstanbul'da güvenlik aramasından geçmeden gemiye binen İHH görevlileri, İsrail askerleri ile yapılan önceden tasarlanmış şiddetli yüzleşmedeki en aktif saldırganları teşkil ediyorlardı (İsrail ordusu Rachel Corrie de dâhil olmak üzere diğer beş gemiyi istisnai bir hadise olmadan kontrol altına almıştı).

3. Mavi Marmara yolcularının ve organizatörlerinin incelenmesi, filodaki eylemcilerin ve planlayıcıların nasıl bir koalisyona üye olduklarına ışık tutuyor. Ayrı ülkelerden gelip farklı tabiat ve ideolojilere –aşırı İslamcılıktan aşırı sola uzanan bir yelpaze içersinde- sahiptiler. Eğer hepsi değilse bile çoğunluğu, İsrail (ve bazen Yahudi halkı) düşmanlığında, Hamas'a ve ideolojisine verdikleri destekte ve liberal Batı kavramına olan düşmanlıktaysa birleşiyorlardı.

4. Bu rapordaki analiz gemide ele geçilen Mavi Marmara'nın yolcu listesine dayanmaktadır, bu liste ulusal kimliklere ve binilen limanlara göre sınıflandırılmıştı (1. Eke bak). Yolcuların kimliğinin ve katılan onlarca organizasyonun analizi, doğruluğu tasdik edilmiş çok önemli bir miktardaki enformasyona dayanmaktadır: yani Mavi Marmara yolcularının sorgularında verdikleri cevaplara, Mavi Marmara'da ve filonun diğer gemilerinde bulunan belgelere, Türk medyası da dâhil olmak üzere açık kaynak medya enformasyonuna, katılımcı organizasyonlardan elde edilen açık istihbarata ve İsrail güvenlik güçlerinden elde edilen bilgilere.

5. Mavi Marmara'nın 561 yolcusundan 380 tanesi Arapça konuşmayan İslam ülkelerinden (çoğu Türkiye'den), 107 tanesi Arap ülkelerinden ve 74 tanesi de Batıdan gelmişlerdi. İncelemenin sonucundan aşağıdaki noktalar elde edildi:

A. Filo temelde bir Türk projesiydi. Yolcuların %60'dan fazlası (353 kişi) Türk'tü. Diğer iki gemide (Gazze ve Defney) de aralarında İHH aktivistlerinin yer aldığı Türk yolcular vardı.

B. En kalabalık Arap delegasyonu Cezayir (32 kişi) ve Ürdün'dendi (31).

C. Yolcuların sadece %13'ü Batı ülkelerinden geliyordu. Bunların en kalabalığını 28 yolcuyla İngilizler oluşturuyordu. Batılı yolcuların öne çıkanları Arap ve Müslüman kökenlileriydiler. Bazıları daha önce Gazze'ye yapılan kara ve deniz konvoylarına da katılmışlar ve ülkelerindeki İsrail karşıtı eylemlerde yer almışlardı.

6. İdeolojik olarak pek çok Mavi Marmara yolcusu radikal İslami organizasyonlara üyeydiler, özellikle İHH'ya ve Türkiye'de faaliyet yürüten diğer İslamcı teşkilatlara. Aynı zamanda Müslüman Kardeşler ile ilişkide olan Arap ve Batılı eylemciler de vardı. Azınlık olmakla birlikte Batılı radikal solcu eylemciler de bulunmaktaydı. Sadece Gazzelilere yardım etme amaçlı gönüllüler de mevcuttu. Hepsini bir araya getiren pota ise İHH tarafından yönlendirilmekteydi ve tümü İsrail (bazen Yahudi halkı) ve Batılı değerlere düşmanlık ve Hamas'ı destekleme motifleri etrafında birleşmişlerdi.

7. Filonun amaçları şunlardı:

A. Filo, asıl amacı İsrail'i izole etmek, aleyhinde karalama kampanyası yürütmek, uluslararası baskıyı arttırmak ve nihayetinde köle bir ülkeye dönüştürerek meşruiyetini kaybetmesini sağlamak olan geniş bir uluslararası koalisyonun görülmeye değer parçasıydı.

B. Belgelerin ve filoya katılan en ünlü iki organizasyonun, İHH'nın ve Özgür Gazze Hareketi'nin (Free Gazze Movement-FGM), bildirilerinin incelenmesi yolculuğun amacının Gazze Şeridi'ne insani yardım götürmekten ziyade politik olduğunu su götürmez bir şekilde göstermektedir (2). Bir FGM belgesi, İHH'nın web sitesi ve filodan iki ay önce Bülent Yıldırım'ın İslamcı destekçilerine hitap ederken kullandığı cümleler bir dizi politik-propagandif hedefi kanıtlıyor: Hamas'a olan desteklerini göstermek, İsrail'i tek taraflı olarak Gazze Şeridi'ni kapatma politikasını değiştirmeye zorlamak (yüzleştiği güvenlik sorunlarını tamamen görmezden gelerek), sözde "kuşatma" etrafında bir medya sirki yaratmak ve İsrail'i izole etmek.

C. FGM ve İHH'nın kendilerine mahsus hedefleri de vardı. İHH'nın aynı zamanda, Başbakan Erdoğan'ın iktidara gelişinden bu yana İsrail ve Türkiye arasında sorunlu hale gelen ilişkileri, İsrail ordusuna şiddetli bir şekilde saldırarak ve filonun Türk kimliğini vurgulayarak daha da içinden çıkılmaz hale getirmek istediğine dönük işaretler var. İçerden elde edilen bir FGM belgesine göreyse bu kurumun da filonun başarılı olmasında kendine has bir saiki vardı: eylemlerini finanse edebilme kapasitelerini geliştirmek, zira mali açıdan sıkıntı içersindeler.

8. Mavi Marmara'daki Organize Şiddet

A. İHH baştan beri İsrail ordusu karşısında aşırı şiddet uygulamaya hazırlanmıştı ve savaş pozisyonlarını belirleyen, eylemcileri saldırı ve savunma silahları ile donatan ve çatışma öncesi bir brifingi de içeren bir planı yürürlüğe sokmayı düşünüyordu. Bu maksatla silahlar ve araç gereç Mavi Marmara'ya yüklenmiş ve yolculuk esnasında da yine silah olarak kullanılabilecek malzeme hazırlanmıştı. Bunlar arasında uzun demir borular, tahta sopalar, balta ve bıçaklar, Molotof kokteylleri ve sapanlar vardı.

Elimizdeki bilgiler Mavi Marmara'da bir veya iki adet silah bulunduğunu ve bunlardan en az birinin helikopterlerinden iner inmez İsrail askerleri karşısında ateşlendiğini gösteriyor. Dahası, İHH eylemcileri İsrail askerlerinden 3 adet silah alıp bunları kendilerine doğrulttular. 8 asker yaralandı, bunlardan ikisi İsrail ordusu tarafından kullanılmayan İHH'ya ait mermiyle, diğeri de bir askerden alınan silahla vurulmuş.

B. Öldürülen Türklerin isimlerinin incelenmesi neredeyse tamamının (dokuzda sekizinin) İHH'ya üye olduklarını veya İHH ile ilişkisi olan politik partilerin veya organizasyonların bünyesinde faaliyette olduklarını gösteriyor. Yine çoğunluğu (dokuzda yedi) çatışma meydana gelmeden önce şehid olarak ölmeyi istediklerini ilan etmişlerdi. Bunların şehid olmayı istemekteki heveslerinin ve doğruluklarının derecesini ölçmek zor, fakat açıkça ilan ettikleri bu niyetleri, Mavi Marmara üzerinde İsrail ordusunun karşısına çıkan çekirdek kadronun tabiatı hakkında açık bir ipucu veriyor.

C. İHH tarafından açıklanan yaralılar listesindeki 53 ismin incelenmesi biri hariç hepsinin Türk vatandaşı olduklarını gösteriyor. Çoğu İHH'ya veya onunla işbirliği yapan Türk İslami organizasyonlara üyeydiler. Hiçbiri Filistin yanlısı, Batılı veya Arap-Müslüman insan hakları örgütlerine üye değildiler, sadece hafifçe yaralanan bir Endonazyalı hariç.

9. Dildeki Şiddete Başvurmama İddiasına Rağmen Aşırı Güç Kullanmak

A. Filonun organizatörleri çoğunlukla kendilerini şiddete başvurmayan barış yanlısı insan hakları eylemcileri olarak sunan açıklamalarda bulundular (filonun adı Özgürlük Filosu olarak kondu). Gerçekte ise İHH'lı aktivistlerin İsrail askerleri ile şiddet içeren bir çatışmayı planladıkları ve buna hazırlandıklarını gösteren büyük miktarda veri mevcut. İHH, lideri Bülent Yıldırım'ın da katıldığı önceki karayolu konvoyunda da gösterdiği gibi şiddete başvurma geçmişine sahiptir (2010 Ocak tarihinde Mısır güvenlik güçleri karşısında).

B. Belli ki Mavi Marmara'da İHH koalisyonuna katılan insan hakları eylemcilerinin çoğu İHH'nın niyetlendiği şiddet kullanımının yüksek seviyesinden haberdar değillerdi (3). Bununla birlikte içerden elde ettiğimiz bir FGM belgesinin kanıtladığı gibi organizasyonun (FGM), İsrail'in gemiyi durdurmak için tek çaresinin güce başvurması olduğunu düşündüğünün deliline sahibiz. (4) FGM muhtemel taktik cevaplar olarak değişik senaryoları önermiş; gemiyi demir parmaklıklarla çevirmek, güverteye keskin engeller serpmek ve makine dairesinde eylemcilerden barikat kurmak gibi. FGM'nin uygulayacağı şiddetin seviyesi İHH'nın hazırlandığı ve uygulamaya geçirdiğinkinden (bunların arasında silahların kullanımı da vardı) çok daha azdı. Bununla birlikte bu bile FGM'nin eylemcilerine şiddete başvurmamaları –fiziksel ve sözel olarak- biçimindeki talimatları ile çelişmekteydi. Şiddetsiz direniş ifadesi, insan hakları örgütleri tarafından kullanıldığı biçimiyle belli ki serbest bir şekilde yorumlanmaya açık.

10. Aslında, filo için hazırlık aşamasında İHH'nın yaklaşımı pragmatik idi, her ne kadar kurum çift anlamlı konuşmaya gömülmüş idiyse de.

A. İHH lideri Türkiye'deki taraftarlarına hitap ederken radikal İslamcı ideolojisini gizlemiyor ve filoyu, dünyadaki bazı ülke ve güçler (ABD, NATO, Rusya ve Çin) tarafından sürdürülen sözde birleşik saldırı karşısında İslam'ın verdiği savaşın bir parçası olarak sunuyordu. İHH aynı zamanda Hamas'ı da övüyor ve kavgacı, aşırılıkçı İslami terminolojiyi kullanıyordu.

B. Bununla birlikte kendi web sitesinde ve üst düzey üyeleri tarafından çoğunlukla İngilizce olarak basına yapılan bildiri ve röportajlarda İHH, sivil toplum örgütleri ve Filistin yanlısı Batılı kurumlar tarafından kullanılan terminolojiden istifade ederek "insani yardım malzemesi" götürdüğünü vurguluyordu.

11. Filoya Katılan Kurumların ve Eylemcilerin Küresel Terörizme İştirakleri

A. Filoyu organize eden İHH Türk hükümeti ile yakın işbirliği içersindedir ve gemiye binen İsrail askerlerine saldırılmasında belirleyici rol oynamıştır. İHH geçmişte de küresel cihadı desteklemişti. Güvenilir bilgiler, İHH'nın masraflı insani yardım aktivitelerinin yanısıra geçmişte El Kaide ve Ortadoğu ve ötesindeki küresel cihad şebekeleri ile sürdürdüğü ilişkilerinin de olduğuna ve bu yüzden önceki Türk hükümetlerinin merceği altında tutulduğuna işaret etmektedir. Terörizmle bağları, silah transferi ve terörist eylemcileri finanse etmek gibi lojistik desteğin sağlanmasında açığa çıkmıştır. Bunlar arasında ABD'ye saldırmayı planlayan teröristler de vardır (2000 Ocak'ında, Los Angeles'te engellenen "milenyum saldırısı").

B. Mavi Marmara'daki İHH eylemcilerinden biri, 1996 yılında Rus feribotunu kaçıran (Rus hapishanelerindeki Çeçenlerin salıverilmesi karşılığında yolcularını rehin almak için) kişilerden biriydi (İHH bir kurum olarak saldırıda yer almamıştı).

C. Filoya katılan diğer kurumların küresel cihada katıldıklarına dönük bir kanıtımız yok, her ne kadar Mavi Marmara ve diğer gemilere katılan bir dizi radikal İslamcı eylemcinin bir şekilde küresel cihad örgütleriyle ilişkide olmaları mümkünse de.

12. Hamas'a Verilen Destek

A. İHH ve FGM -filonun arkasındaki en ünlü iki organizasyon- Hamas'ı desteklemede ortak bir geçmişe sahipler. Gazze Şeridi'ndeki de facto (fiili) Hamas yönetimine para ve maddi yardım gönderip politik-propandif destek vermişlerdi. Filoya katılan diğer Türk ve Arap-Müslüman dünyasından organizasyonlar da Hamas'a çoğunlukla mali ve maddi yardımda bulunmuşlar (doğrudan veya uluslararası bankacılık yoluyla) ve İsrail'i Arap-İslam dünyasında ve Batıda karalama kampanyasına katılmak suretiyle örgütü desteklemişlerdi.

B. İlaveten Mavi Marmara'da temsil edilen pek çok İslamcı organizasyonun Hamas'ın ideolojisini, örgütün kendisinden doğduğu ana hareket Müslüman Kardeşler'den etkilenmek suretiyle paylaştığını belirtelim. Hepsi de İsrail'e düşmanlar; barış sürecini reddediyor, Filistin özerk yönetimine karşı çıkıyor, Batıdan ve değerlerinden nefret ederek Filistin'i özgürlüğüne kavuşturmak için cihad yolunu destekliyorlar. Aynı koalisyona üye olan bazı solcu aktivistler de benzer Batı ve İsrail karşıtı pozisyonları paylaşmakla birlikte tamamen farklı bir perspektife sahipler.

C. Hamas'ın terörist bir örgüt olarak kabul edildiği ABD ve benzeri diğer ülkelerde faaliyet yürüten organizasyonlar, örgüte verdikleri desteği açıkça dillendirmeme konusunda çok dikkatliler ve bunun yerine, Gazze'deki Filistinlileri desteklemek ve ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağlamak gibi kabul edilebilir bahaneler kullanıyorlar. Mavi Marmara'da ele geçirilen belgelerde tasvir edildiğine göre FGM, üyelerine bu talimatı veriyor.

13. Kalplerin ve zihinlerin celbedilmesi ve medya desteğinin sağlanmasının önemi: Filoyu organize edenler yukarıda geçen siyasi amaçlarını ileriye taşımak için medyanın öneminin tamamen farkındaydılar. Muhabirlerin, kameramanların ve internet kadrolarının filoda olduğuna emin olmadan yola çıkmadılar. Sadece Türk delegasyonunun 33 muhabiri vardı ve diğer Arap-İslam ve Batılı temsilcilerden onlarcası filodaydı. Medya personeli hakkında yapılan bir araştırma çoğunun Müslüman Arap medyası için çalıştıklarını (çok ünlü El Cezire gibiler de dâhil olmak üzere) fakat ünlü Batılı gazetelerin ve televizyon kanallarının temsil edilmediklerini açığa çıkardı.

14. Türk Hükümetinin Filoya Olan Desteği:

Filoyu düzenleyenler bunu hükümet desteğine sahip olmayan farklı sivil toplum kuruluşlarının ortak çabalarının meyvesi olarak sunmaya gayret gösterdiler. Gerçekteyse filo Türk hükümetinin açık desteğini aldı ve bu olmaksızın böylesi bir büyük operasyonun gerçekleştirilebileceği şüphelidir. Dahası Türk hükümeti, organizatörlerinin İsrail ile çatışma riskini göze aldıklarını ifade etmelerine rağmen filonun yola çıkmasını engellemeye dönük bir girişimde bulunmadı. Örneğin:

A. Gemide elde edilen belgelere, yolcuların sorgusuna ve Türk medyasına dayalı olan elimizdeki bilgiler Türk hükümetinin filonun teşkilinde ciddi bir katılımı olduğuna işaret ediyor. Bu destek filonun açılışından son aşamalara kadar artarak sürdü ve giderek şekil değiştirdi.

B. Gemideki koalisyonun temsilcilerinin 16 Mayıs'taki tanışma konuşmalarına göre (Bak. Ek B) oturumu yöneten İHH'nın başkan yardımcısı "Hükümet başlangıçta bu vazifeye olan açık desteğini ilan etmedi, fakat son birkaç gündür Başbakanın ve diğer bakanların doğrudan desteğini alıyoruz. Yüz yüze yaptığımız görüşmelerde, herhangi bir sorunla karşılaşmamız durumda hükümetin elinden gelen desteği sunacaklarını açıkça söylediler" ifadelerini kullanmış. Dahası, yakınlarda kamuoyuna açıkça, Türk hükümetinin ve istihbarat servisinin her hangi bir taahhütte bulunmamakla birlikte organizasyondan filoyu iptal etmesini veya limana dönmesini istemediğini belirtti.

C. İstanbul başlangıçtan itibaren İHH'nın filo için yürüttüğü yoğun hazırlık çabalarının sinir merkezi idi. Bu hazırlıklar seferden yarım yıl önce başlamıştı. Mavi Marmara, medyada enine boyuna yansıtılan bir şekilde, geniş katılımlı bir törenle İstanbul'dan yola çıktı. Benzer bir tören de Antalya'da düzenlendi. Filoya katılan İHH ve diğer İslamcı Türk organizasyonlar Türkiye'deki İslamcı rejimle iyi ilişkiler içersindeydiler. Türk hükümetinin filonun organizasyonundaki desteği lojistik ve finans gibi hükümet yardımları sağlamak ve gemilerin hükümetin politik ve propagandif koruması ile sarıp sarmalanması ile tezahür etti (bu durum, Türk hükümetinin İsrail'in gemiyi ele geçirmesi karşısındaki medya saldırısı ve İsrail karşısında uyguladığı baskısıyla da ortaya çıktı). Mavi Marmara'nın İstanbul belediyesine ait bir şirketten satın alınmış olmasının (Başbakan Erdoğan bir zamanlar İstanbul belediye başkanı idi) ve iki kargo gemisinin de para verilip alınmasının, doğrudan veya dolaylı bir şekilde, hükümetin finans desteğiyle yapıldığı tahmin edilebilir.

D. Elimizdeki bilgiye göre İHH lideri Bülent Yıldırım ve İHH'daki diğer üst düzey figürler Başbakan Erdoğan ve AKP partisi ile yakın ilişkilere sahipler. İHH Türk hükümetinin TİKA (Uluslararası Türk Kalkınma Ajansı) adlı kurumu ile yakın işbirliği içersinde çalışıyor. 1992 yılında kurulan TİKA başbakanlık ofisine bağlı olarak faaliyet yürütüyor ve Türk hükümetinin etkili bir dalı olarak görülüyor. TİKA genelde İslam dünyası, özelde de Türkçe konuşan ülkelerde faaliyet gösteriyor.

15. Arap ve Müslüman Rejimlerin Katılım Dereceleri:

Bu ülkeden ülkeye değişiyor. Eylemcilere desteklerini ifade eden ülkeler olduğu gibi, vatandaşları rejime verdikleri desteği göstermek amacıyla Mavi Marmara'ya binen ülkeler de vardı. Mesela, geniş Cezayir delegasyonu rejimle işbirliği içersinde olan ılımlı bir İslamcı partinin üyelerinden oluşuyordu çoğunlukla. Yemen delegasyonu da yine rejimin bir parçası olmakla birlikte radikalliğini muhafaza eden İslamcı El Salah partisinin milletvekillerini içeriyordu. Suriyeli katılımcılar arasında rejim üyeleri yoktu fakat döndüklerinde Beşşar Esad ile görüşerek devletin desteğini aldılar. Endonezya ve Malezyalı yolcuların çoğu Filistin yanlısı sivil toplum kuruluşlarına üye idiler ve değişik rejimlerin desteğini almışlardı. Ürdün delegasyonu ise Müslüman Kardeşler aktivistlerini ve rejim karşıtı işçi sendikalarının üyelerini içeriyordu. Mısır delegasyonu da aynı şekilde rejim muhalifi Müslüman kardeşler partisinin milletvekillerini içermekteydi.

İçerik:

16. Bu rapor iki kısımdan ve üç ekten oluşuyor:

A. 1. Kısım: Yolculardan kesitler

1) Milliyet ve dinlerine göre yolcu dağılımı

2) Kurumsal ilişkilerine göre yolcu dağılımı

B. 2. Kısım: Ülkelerine göre Mavi Marmara'daki en ünlü aktivistler

1) Türkiye ve diğer Arap olmayan Müslüman Ülkeler

2) Batılı ülkeler

C. Ekler:

1. Ek: Ülkelerine göre Mavi Marmara'daki yolcu listesi

2. Ek: Organizatörlerin 16 Mayıs 2010 tarihli tanışma toplantılarının analizi

3. Ek: Mavi Marmara ve diğer gemilerdeki Türk yolcuların listesi ve bunların partisel ve kurumsal ilişkileri

Dipnotlar:

1. Bu metin Mavi Marmara'daki yolcuların beşeri, ideolojik ve kurumsal unsurlarının ayrıntılı bir analizinin özet raporudur. Belgenin kendisi ayrıca yayınlanacak.

2. Hamas da filonun misyonunun sadece insani yardım amaçlı olmadığını kabul etti. İsmail Haniye kendisine filo hadisesinden sonra İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki muhasarasını durdurması olgusu hakkında yöneltilen bir soruyu "temel mesele yardımın kendisi değil, her ne kadar çok önemli de olsa ve Filistinlilerin buna duydukları ihtiyaçları bilinse de, konu kuşatmanın kendisidir ve biz bunun tamamen ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz. Biz ikisinin birbirlerinden ayrılmasını ve problemin sadece insani yardıma indirgenmesini reddediyoruz." (El İslam el Yevm gazetesindeki 26 Haziran tarihli röportajından.)

3. Kamuoyuna yapılan açıklamalar arasında bazı aktivistlerin ne ile karşılaşılacağının bilincinde olunduğunu ifade eden sözleri de vardı. Mavi Marmara gemisinde yer alan ve eski bir Amerikan deniz piyadesi olan Kenneth O'Keefe İsrailli muhabire yaptığı açıklamasında "Türk eylemcilerin daha en başından itibaren İsrail askerleriyle savaşmanın hazırlığını yaptıklarını ve diğer batılıların aksine pasif direnişin asla söz konusu edilmediğini" söyledi: "Yola çıkmadan önce Türklerin diğer Batılılar gibi olmadıklarını biliyordum. Bu durumda da pasif direniş filan olmayacaktı. Türkler çetin cevizdirler. Bulaşmak istemeyeceğin türden adamlar. ABD veya İngiltere'de insanlar ayakta uyuyorlar. Herhangi bir ayaklanma tehlikesi yok. Türklerse farklı. İsraillilerin gemiye binmeleri halinde bunun bir felaket olacağını biliyordum. Sadece öldürülecek insanlar açısından değil, bu İsrailliler için de felaket olacaktı. Bu gemiye binip de sadece pasif direniş göreceğinizi zannetmek için budala olmalısınız." Haaretz gazetesinin 24 Eylül 2010 tarihli sayısı

4. FGM hakkında daha fazla bilgi için: http: //www.terrorism-info.org.il/malam multimedia/English/eng n/htlm/ipc e010.Htm




Kemal Saral



Velfecr

Güncel Haberleri

Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?
İran Kuş Avlar Gibi Helikopter ve Uçak Düşürüyor!
İran İle Fransa Anlaştı! İran'dan Diplomasi Dersi!