İsrail'in İHH'ya savurduğu tehditler ve 'rehine krizi'

Hakan Albayrak


İHH ve partnerlerinin yardım gemileri Gazze'ye 40 mil yaklaştığı takdirde, İsrail savaş gemileri ateş açabilirlermiş! Ateş açılmasa bile, gemiler hücum botlarıyla bir İsrail limanına çekilip, yardım gönüllüleri sorgudan geçirilebilirmiş! Neye istinaden? Uluslararası hukuka istinaden!

Yüzsüzlüğün bu kadarı ancak İsrail'de olabilir. Uluslararası hukukun içine tükürüp duruyorlar, ondan sonra da hiç utanmadan "Uluslararası hukukun İsrail'e verdiği yetki"den dem vuruyorlar.

Doğu Kudüs'ü ilhak etmeleri ve "Bölünmez Kudüs bizim ebedi başkentimiz" deyip durmaları uluslararası hukukun ihlalidir. İşgal topraklarında (Batı Şeria) sivil bayındırlık faaliyetlerinde bulunmaları ve bu topraklara nüfus transfer etmeleri uluslararası hukukun ihlalidir. Sivil hedefleri vurmaları, Gazze'de çoluk-çocuk katletmeleri uluslararası hukukun ihlalidir. Fosfor bombaları kullanmaları uluslararası hukukun ihlalidir. Nezarethanelerinde ve hapishanelerinde Filistinlileri işkenceden geçirmeleri uluslararası hukukun ihlalidir... Uluslararası Toplum bunları sorun olarak görmeyecek, ama insani yardım yüklü gemilerin uluslararası sulardan geçip Gazze sularına girmesini ve Gazze limanına yanaşmasını "İsrail bu bölgeyi güvenlik bölgesi ilan etti" diye sorun olarak görecek, öyle mi? Niye ki? Uluslararası Toplum, İsrail'in vahşi keyfinin kâhyası mı? İsrailliler Gazze halkına ambargo yoluyla acı çektirmekten hoşlanıyorlar diye, Uluslararası Toplum, yardım gemilerinin vurulmasına ve yahut yardım gönüllülerinin tutuklanmasına seyirci mi kalacak?

Gazze açıkları ne İsrail'e ne de Mısır'a ait. İnsani yardım yüklü gemilerin o sulara girmesini engellemenin hiçbir makul izahı yoktur ve olamaz. İsrail'in "Gemileri vurabiliriz, yardım gönüllülerini derdest edebiliriz" gibi tehditlerini Uluslararası Toplum ve her şeyden evvel Türkiye Cumhuriyeti olarak sineye çekmenin de makul bir izahı yoktur ve olamaz.

Gemilerin yükleriyle ilgili bir tereddüt varsa, buyursun, Uluslararası Toplum gözlemci göndersin, gemilerin yüklerini incelesin, yardımların Gazze'de nasıl kullanıldığına (mesela inşaat malzemelerinin askeri amaçlarla kullanılıp kullanılmadığına) baksın; sorun değil. Sorun sadece İsrail'in gaddarlığı ve küstahlığı.

Gaddarlık ve küstahlık deyince...

İsrail, Kudüs'te İbranice dersleri almak ve Filistinli insani yardım gönüllüleriyle temas kurmaktan başka suçu (!) olmayan İHH elemanı İzzet Şahin'i hâlâ gözaltında tutuyor. "Bugün-yarın duruşmaya çıkarılıp salıverilecek" derken 12 gün geçti. Artık bunun Gazze'ye yardım filosu kampanyasını durdurmaya yönelik bir 'rehine operasyonu' olduğunu, İzzet Şahin'in şantaj aracı olarak kullanıldığını düşünmeye başladık. Halk ve devlet İsrail'e gerekli tepkiyi göstermezse 'rehineler' çoğalabilir.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Anayasa değişikliği paketi -1 maddelik fireyle- Meclis'te kabul edildi. Gecelerini gündüzlerine katarak 12 Eylül düzenini değiştirmek için var güçleriyle çalışan AK Parti'li milletvekillerine (ve onları destekleyenlere) "Allah razı olsun", gecelerini gündüzlerine katarak cuntanın mirasını canla başla korumaya çalışan CHP'li, MHP'li, BDP'li milletvekillerine "Yazıklar olsun", vatana-millete de "Hayırlı olsun" diyorum.

ALİ HÜSEYİN BAKIR VE HABERTARAF'A

Aziz kardeşlerim, "Türkiye'nin Rolü ve Soru İşaretleri" başlıklı makalede geçen bazı cümleleri eleştirirken kullandığım "Üzerinde durulacak bir analiz değil bu; zaten analiz de değil" ve "vesvese" gibi tahkir edici ifadeler için özür dilerim. Hakkınızı helal edin. Sözkonusu cümleleri eleştirmekte haklı olduğumu hâlâ düşünüyorum, ama böyle saldırgan ve kışkırtıcı bir dil kullanmamalıydım. Selam.

yenişafak