IISS, Körfez ülkelerinin pahalı ABD yapımı sistemlere bel bağlamasına rağmen İran’ın saldırılarını önlemekte yetersiz kaldığını belirtiyor. Enstitü, buna karşın Washington’u Körfez’in savunmasında “vazgeçilmez bir ortak” olarak tanımlıyor. Gerekçesi ise bölge ülkeleri için güvenilir bir alternatifin bulunmaması.
Enstitünün hesaplamalarına göre Körfez ülkelerinin enerji altyapısında meydana gelen hasar yaklaşık 58 milyar doları buldu. İran, 8 Nisan’daki kısmi ateşkesten önceki beş haftada bölgedeki 12 ülkeye 4 bin 670 İHA gönderdi ve bin 400’den fazla balistik füze fırlattı. Saldırılara maruz kalan ülkelerin çoğunu Körfez ülkeleri oluşturdu.
Körfez’e Ukrayna önerisi
IISS, Körfez ülkelerine özellikle düşük maliyetli İHA sürülerine karşı Ukrayna’nın askerî deneyiminden yararlanmalarını öneriyor. Enstitüye göre bölge ülkeleri, bu saldırılara karşı hava savunma sistemleri geliştirmeli ve uzun menzilli harekât için istihbarat, gözetleme ve keşif kapasitesine yatırım yapmalı. Raporda ayrıca Körfez donanmalarının deniz mayınlarına, füzelere ve İHA’lara karşı donatılması tavsiye ediliyor.
Aydınlık’ın değerlendirmesine göre bu öneride iki ülkenin deneyimi göz ardı ediliyor. NATO ülkelerinin sağladığı silahlara rağmen Ukrayna, Rus saldırılarını bütünüyle engelleyemedi. İşgalci İsrail’in hava savunma sistemleri de İran füzelerinin hedeflerine ulaşmasını defalarca önleyemedi.
Silahlanma önerisi ve enstitünün destekçileri
IISS’nin destekçileri arasında Airbus, Lockheed Martin, BAE Systems, Raytheon ve Boeing gibi büyük savunma ve havacılık şirketleri bulunuyor. Aydınlık, Körfez ülkelerine yeni silah sistemleri edinmelerini tavsiye eden enstitünün bu şirketlerden aldığı desteğe dikkat çekiyor.
İran ise Körfez ülkelerine, bölge devletlerinin katılacağı ortak bir güvenlik anlaşması öneriyor. Böyle bir anlaşma, askerî harcamaların azalmasına ve bölge ülkelerinin kaynaklarının bir bölümünü ekonomik kalkınmaya ve üretimi çeşitlendirmeye ayırmasına imkân sağlayabilir.
Mekke İttifakı’nın sınavı
Mekke İttifakı’nın izleyeceği yol da bu tartışmanın bir parçası. Aydınlık’ın yorumuna göre İran’ı, Yemen’i ve Direniş Ekseni’nin diğer unsurlarını dışarıda bırakan bir ittifak, Körfez’in Amerikan silahlarına bağımlılığını artırabilir. İttifakın Yemen’e karşı Suudi Arabistan’a destek vermesi de ABD ve İsrail’in bölgedeki askerî yükünü hafifletebilir.
İttifakın önündeki soru, İran dâhil bölge ülkelerini ortak bir güvenlik düzeninde buluşturup buluşturamayacağı.
ABD üslerinde 274 yapı hasar gördü
Aydınlık’ın aktardığı The Wall Street Journal araştırmasına göre savaşın ilk altı ayında Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Irak’taki 24 Amerikan askerî tesisinde toplam 274 yapı hasar gördü. Gazete, araştırmasını on binlerce uydu görüntüsüne dayandırdı. Bahreyn’deki ABD 5. Filo Üssü de 28 Şubat’tan itibaren defalarca vurulan tesisler arasındaydı.
Tesislerdeki hasarın maliyetinin 15 milyar dolara ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu tutar, ABD’nin savaş için harcadığı bildirilen 47,1 milyar dolara dâhil değil.
Habere göre Pentagon, saldırıların ardından personelinin bir bölümünü üslerden otellere taşıdı. Bu otellerin de hedef alınması üzerine İran, ABD’yi bölge halkını “canlı kalkan” olarak kullanmakla suçladı. Pentagon’un açıkladığı rakamlara göre savaşta 23 Amerikan askeri öldü, 400’den fazla asker yaralandı.
Askerî üsler ve tarafsızlık tartışması
Aydınlık, Körfez ülkeleri ile Ürdün’deki üslerin İran’a yönelik operasyonlarda kullanıldığı iddiasını 1907 tarihli Lahey sözleşmeleri çerçevesinde değerlendiriyor. Haberde, V. Lahey Sözleşmesi’nin asker, mühimmat ve ikmal konvoylarının tarafsız ülkelerin topraklarından geçirilmesine ilişkin 2. ve 5. maddelerine atıf yapılıyor. Deniz harekâtı bakımından ise XIII. Lahey Sözleşmesi’nin tarafsız limanların ve karasularının üs olarak kullanılmasına ilişkin 5. maddesi ele alınıyor.
Bu tartışmada yanıt bekleyen somut soru, İran’a yönelik hangi operasyonun hangi üsten yürütüldüğü ve ev sahibi ülkenin buna nasıl katıldığı.
Haberde yer alan ifadeler haberin yazarına aittir.