İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri tarafından yapılan yazılı açıklamada, son 24 saatlik süre içinde Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapan gemilere ilişkin verilerin paylaşıldığı bildiriliyor. Açıklamaya göre, petrol tankerleri, konteyner gemileri ve diğer ticari gemiler dâhil olmak üzere toplam 23 geminin, Donanma’nın koordinasyonu ve güvenliği eşliğinde boğazdan geçiş yaptığı ifade ediliyor.
Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildiği aktarılıyor:
“Hürmüz Boğazı’nda trafik için izin alınması ve koordinasyon sağlanması zorunludur. Daha önce de duyurulduğu gibi diğer güzergâhlardan geçiş bir ihlal olarak değerlendirilecek ve gerekli önlemler alınacaktır.”
İzinsiz geçiş girişimi ve müdahale
Açıklamanın devamında, dün gece birkaç geminin navigasyon sistemlerini kapatarak izinsiz bir şekilde Basra Körfezi’ne girmeye çalıştığı, ancak donanmanın uyarısının ardından geri dönmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Bu tür girişimlerin, daha önce ilan edilen kuralların ihlali anlamına geldiği ve İran’ın egemenlik hakları çerçevesinde müdahale yetkisini kullandığı kaydediliyor.
Bölgesel bağlam ve gözlemci değerlendirmeleri
Bölgesel güvenlik analistleri, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş düzenlemelerine ilişkin bu açıklamalarını, Tahran’ın stratejik su yolu üzerindeki denetimini pekiştirme çabası olarak değerlendiriyor. Son savaşın ardından İran’ın, ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı daha önleyici ve kurallara dayalı bir yaklaşım benimsediği gözlemleniyor.
Navigasyon sistemlerini kapatarak geçiş yapmaya çalışan gemilerin varlığına dair haberlerin, geçmişte benzer yöntemlerin emperyalist güçler tarafından provokasyon amacıyla da kullanıldığını hatırlattığı ifade ediliyor. Irak’ın 2003 yılında kitle imha silahı yalanıyla işgal edilmesi ve Libya’nın nükleer programını sökmesinin ardından uğradığı akıbet örneklerinin, kıyıdaş ülkelerin egemenlik haklarını korumak için tedbir alma gerekliliğini ortaya koyduğu belirtiliyor.
Uluslararası hukuk ve seyir özgürlüğü tartışması
Uluslararası deniz hukuku uzmanları, Hürmüz Boğazı’nın 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) uyarınca “uluslararası boğaz” statüsü taşıdığını ve bu statünün “geçiş geçiş hakkı”nı düzenlediğini hatırlatıyor. Bununla birlikte, aynı düzenlemelerin kıyıdaş devletlere, güvenlik ve çevre koruma gibi meşru gerekçelerle belirli düzenlemeler yapma hakkı tanıdığı ifade ediliyor. İran’ın son açıklamalarının, bu hak çerçevesinde değerlendirildiği, ancak Batılı ülkelerin benzer düzenlemeleri farklı bağlamlarda meşru görürken İran söz konusu olduğunda “seyir özgürlüğü ihlali” söylemine başvurduğu gözlemleniyor. Bu durumun, uluslararası hukukun seçici bir şekilde yorumlanmasının bir başka örneği olarak nitelendirildiği aktarılıyor.