İntihar kuşağı

Abdurrahman Dilipak

Z kuşağı mı dediniz, hani şu emojilerle konuşan, intihar kuşağından mı söz ediyorsunuz. 3. Dünya Savaşının, yani kıyamet savaşının kurbanları olacak olan, kahramanı olmayan, kitlesel imha silahları ile böcek gibi öldürülmesi üzerine planlar yapılan bir nesil. İcabında beyinleri resetlenmiş. Rüyaları satın alınan, hayal kurmak mı, o nasıl bir şey! Artırılmış gerçeklik dünyasında, heyecana, mutluluğa yer yok. Onlar üretilebilecek biyolojik refleksler.

Para mı, o nasıl bir şey. Onlar kalabalıklar içinde yalnız yaşayanlar. Sanal ortamda değişik nick namelerle yüzbinlerce kişi ile etkileşim içinde olsalar da gerçekte yalnızdırlar.

Post hümanizmi” mi konuşacağız “Trans hümanizmi” mi? Çünkü Cyborg’a dönüşen “insanımsı bir biyolojik robot”tan söz ediyoruz. Bu “Birey”e siz, istediğiniz kişiliği yükleyebilecek ya da onun istenmeyen yönlerini resetleyebileceksiniz. Kadın ya da erkek değil, insan yok! Tanrılar (!?) Allah’ın yarattığı insanın karşısına insanımsı yeni bir “canlı organizma” ile çıkıyorlar. Sivrisinek, koyun, kangal köpekleri ile domuzla başladıkları yolculuğa insanla devam etmeye hazırlanıyorlar. The Economist’in kapağındaki domuz, Elon Musk’ın “Domuz”u mu idi yoksa.

Artık insan yok, şimdilik “Birey” diye tanımlanan “nesne”ler var. Din, değer yargıları, ahlak yok. “Olgu”lar var! Onların dünyaya gelişi, başka canlılardan gen, sperm ya da yumurta aktarımı ile başlayan bir süreçte, taşıyıcı bir canlı organizma ya da bir Humanoidin sentetik rahminde, elektronik bir kuluçka makinasından, bir tüp içinden birey üretim çiftliğindeki bir kuvöze aktarılarak başlayabilir. Zaten beyninize gerekli olan “bio-yazılımlar” yüklenecek, gereksiz görülenler silinecek. Bilgisayar üzerinden beyniniz canlı ya da cansız başka birey, nesne ve makinalarla karşılıklı etkileşim içinde olacak. İleri yaşlarla, sürekli genç kalmak için eskiyen organlarınızı başka canlılardan aktarabileceksiniz.

Artık, eğitim dediğiniz şey John Taylor Gatto’nun “Eğitim: Bir Kitle İmha Silahı /Zorunlu eğitimin  karanlık dünyasına bir yolculuk” (Edam Yayınları - 2000)’un anlattıklarından şimdi çok daha farklı, tehlikeli boyutlarda ve daha şimdiden vahim sonuçlarını görmeye başladık..

Üniversiteler ve okullar açılacak mı, örgün/uzaktan eğitim, maske, sosyal mesafe (Yoksa fiziki mi midi), ev hapsi ve kolonyayı tartışıyoruz. Harika! Emojice’yi de zorunlu ders yapalım madem. Yo vazgeçtim, nasıl olsa chip takacaklar. “Birey”ler, bir “nesne” olarak, canlı ve cansız varlıklarla etkileşim, bilgileşim içinde olmak. 

Sahi, o zaman eğitime ne gerek var. Okula ne gerek var. Kur’an kurslarına ne gerek. Zaten Humanoid’ler çalışacak, bu kadar “PERSONEL”e ne gerek var. Devlete ne gerek var, “Cyberarmy” geliyor, askere, polis ne gerek var. Yasamaya, yargıya, yürütmeye, medyaya, STK’ya ne gerek var.

Bunların çok uzak bir gelecekte olacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Sizin çocuklarınız ya da torunlarınızdan söz etmiyorum, sizin zamanınızın gerçekleri olacak bunlar.

Oysa siz Mehdi ve Mesih’i bekliyordunuz. Gelen Deccal oldu! Yarın Yecüc-Mecüc (Gog Magog) da Kaf Dağından çıkıp Covid gibi dünyaya yayılacak olursa vay halimize. Kaf dağından Yecüc Mecüc çıkmadan Suudi Arabistan’daki “Yüzyılın projesi” yeraltı şehri NEOM’dan Humonoidler çıkacak bu arada. Yoksa onlar geni ile oynanmış, insan hayvan arası içine cin hulul etmiş bir Cyborg olmasın bunlar.

Oysa biz bilgisayarı ne çok sevmiştik. Sosyal medyayı da öyle. Oysa daha şimdiden, yolun başında paniklemeye başladık. Biz yaşlı kuşak olarak dedelerimiz 1. Dünya Savaşını görmüştü. Babalarımız 2. Dünya Savaşını gördü. Belki biz ya da çocuklarımız bir Cyber savaşı görecekler. O savaş, korkulan kıyamet savaşı olabilir mi? Birileri böyle bir savaşı, dünya nüfusunu 500 milyona çekmek için bir fırsat olarak görebilir.

BBC, 55 bin kişiyle “Yalnızlık araştırması” yapmış; sonuçlar şaşırtıcı: Gençler, yaşlılardan fazla yalnızlık çekiyormuş. Bireyler yalnız yaşamayı tercih ediyor ve bunu “yalnızlık” olarak görmüyor. Çünkü kendini ailenin bir ferdi olarak görmüyor. Akraba algısı çok zayıf. 

Ailenin çok masumiyetini koruma çabaları totaliter bir davranış mı?

The Economist soruyor: “Aile, çocukluk masumiyetini korumak konusunda ısrarcı olmalı mı”? Dikkat onlara göre böyle bir şey totaliter bir müdahale olabilir. Siz 12 yaşındaki bir çocuğunuzun cinsel tercihi ve yönelimi konusunda nötr olmalısınız!? Çocuklarınızın kafasını “Yaşam koçları”na, popüler modacıların yünlendirmelerine, Bill Gates’e, Elon Mask’a ya da Lucifer’in heva ve heveslerine emanet etmelisiniz ki, onlar onu “Pedofili cenneti”ne göndersin!?.

Ha! Sahi The Economist’in kapağındaki “Domuz Kehaneti” de Neuralink’le gerçekleşti. Sırada ne vardı, güneşteki patlama, elektrik kesintisi, kuşların ölümü, küresel ısınma, volkan patlaması, meteor çarpması.. Biz ayrıca İstanbul depremini bekliyoruz. Eğer o patlama Lübnan’daki patlama değilse, yoksa yeni bir nükleer saldırıya mı işaret ediyordu o kapak resmi!?

Tamam, boşverin bunları!. Maske takın, fiziki mesafeyi kontrol edin, elinizi yıkayın, kolonya kullanın, eve dönün ve bekleyin. Selam ve dua ile.