İnsanları karşılarında titreten ‘yüce yargıçlar’dan bir demet..

Selâhaddin Çakırgil

HSYK Başkan Vekili Mehmet Yılmaz’ın, yargı üzerinde söylediklerinin bir kısmına, dün bu sütunda genel hatlarıyla değinilmişti. Yılmaz, -gerçekte bir ajan /kurye’ olduğu anlaşılan- Yargıtay Üyesi İlyas Şahin’in 'Yargıtay İmamı’ diye anıldığını ve ’yargı dosyalarını Pensilvanya’ya bizzat götürüp, oranın talimâtıyla sonuçlandırılmasının sağlandığını’bildiriyor ve 'artık yargıda kumpas devri bitti’ diyordu. 'İnşaallah..’ diyelim.

***

'Etkin pişmanlıktan yararlanan ve itirafçı olan hâkim ve savcılar arasında eski HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici’nin yaptığı açıklamalar daha bir önemli..

Bunlar sıradan yargıçlar da değil.. Bütün bir yargı sisteminin tepesindeler..

***

Hamsici’nin uzuuun itiraflarından bazı bölümleri,  AA’nın 17 Kasım bültenlerinden okuyalım:

‘1997'de Adalet Bakanlığı’nda tetkik hâkimi olarak göreve başladım. Burada eski Adalet Akademisi Başkanı Hüseyin Yıldırım ile aynı odada çalıştım ve onun yanına sık sık ziyarete gelen İsmail Köse'yle de tanıştım.

Köse'nin daveti üzerine Gülen sohbetlerinin yapıldığı, toplantılara katılmaya başladım. (…) toplantılarda,  sohbetleri Mustafa Kemal Özçelik ve Engin Durnagöl yapıyordu.

Özçelik ve Durnagöl, toplantılar başladıktan bir ay sonra himmet parası olarak maaşımın yüzde 10'unu istediler, ...ben de maaşının yüzde 5'ini himmet olarak verdim.. Bu sohbet grubu, Adalet Bakanlığı Müsteşar Yard.lığından Danıştay Üyeliğine atandığım 2008'e kadar devam etti. 4 ay kadar Danıştay Üyeliği yaptıktan sonra Türkiye Adalet Akademisi’ne başkan oldum. Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman'ın ısrarıyla, HSYK üyeliğine aday oldum; cemaat mensubu olmayan  İbrahim Topuz, Harun Kodalak, Hayrettin Türe gibi isimlerin yedekte kalması sağlandı. Kahraman'ın isteğiyle HSYK Başk.Vekilliği’ne getirildim. 

'2010'da HSYK belirlendikten sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Müsteşar Ahmet Kahraman, bana, 'Yeni kanun hazırlığı var, en az 50 Danıştay üyesi ile en az 150 Yargıtay üyesinin seçimi yapılacak' diyerek, hazırlık yapmamızı istedi. ...HSYK Genel Kurulunda bu konuyu aktardım. (…)Mehmet Kaya'nın evine kurulan projektörle Yargıtay ve Danıştay üyesi olabilecek şartlara sahip hakim ve savcıların listesi duvara yansıtıldı. (…)Olumlu görüş bildirilen hâkim ve savcıların hepsi cemaat mensubu idiler. (…)Ahmet Berberoğlu, bize'Hoca efendiye danışılmış, arkadaşların 140'tan aşağı razı olmaması gerektiğini'belirten sözler sarf etti. (…)Kahraman, bize, 'anlaşın' dedi. (…)108 üyeye razı oldular. (…)107'si Yargıtay üyesi seçildi. Danıştay'da ise cemaatin belirlediği tüm adaylar seçildi.

(…)Sohbet toplantılarını Muzaffer Bayram tertiplerdi. (…)HSYK içinde bulunan cemaat mensuplarının sohbetlerine İlyas Şahin ve Nazmi Dere de gelirdi. ...Sohbetteki arkadaşların cemaat mensuplarının her ikisine de farklı bir şekilde saygılı davrandıklarını gördüm.(…) ...Nazmi Dere'yi Muzaffer Bayram'a sordum. O da bana, ‘onun sık sık Amerika'ya Fetullah Gülen'in yanına gittiğini, kalp gözü açık değerli bir insanolduğunu’söyledi. (…)Nazmi Dere ile İlyas Şahin'in tavsiyelerinin uygun olduğunu kabulediyorduk.(…)Ben aynı zamanda 3. Daire Başkanıydım.

(...)Ben, Fetullah Gülen cemaati mensupları sâyesinde altın bir neslin yetişeceğini, bu kişilerin ülkesine ve vatanına faydalı bir insan olacağını düşünmüştüm. Ama, altın nesil değil, kaatil bir nesil yaratmak amaçları olduğunu 15 Temmuz'dan sonra anladım.

...Hatalı davrandığımı kabul ediyorum. HSYK içerisinde Fetullah Gülen cemaati mensubu hakimlerin, müfettişlerin çalışmasını sağlamak, onların etkili olmasını bu suretle sağlamakta ben de sorumluyum.’

***

Evet, yargının tepesindeki bir ismin itirafları böyle.. Başka ideolojik grupların her biri de, kendi grupları adına, karşılarındaki nice mazlumları kimbilir adâlet diye nasıl yaktılar.

'Hatalı olduğumu kabul ediyorum..’ demekle zulümler de bitiyor mu?

stargazete