İnandığımız Allah"ı tanıyor muyuz?

Abdullah Büyük

Bilmek ve tanımak arasında dünyalar kadar fark vardır.
Tanımak o kadar önemlidir ki, eğer anne kendi çocuğunu tanıyamazsa, hem ona haksızlık eder ve çocuğunu eğitmede başarılı olamaz. Çünkü tanımak eğitimin yarısını teşkil eder. Eşler birbirlerini tanımazlarsa, işveren iş alan işçisini, imam cemaatini, öğretmen öğrencisini, komşu komşusunu, ülke bir diğer ülkeyi tanımazsa tüm bunların neticesi haksızlıktır, zulümdür.
Peygamberimizin: "Müminin firasetinden (bakışından) çekinin, çünkü o Allah"ın nuru ile bakar" hadisi, konumuz açısından çok önemlidir. Eşyanın, olayların, gidişatın iç yüzüne nüfuz etmek, gelişen olayların arka bahçesinde nelerin olup olmadığını öğrenmek, hep tanımakla elde ediliyor.
Şimdi şöyle bir düşünelim, kendi sulbümüzden gelen çocuğumuzu, çalıştırdığımız işçimizi, kapı komşumuzu, namaz kıldırdığımız cemaatimizi, sınıfta ders verdiğimiz öğrencimizi eğer tanımazsak, onlara haksızlık yapmış oluyoruz. Haksızlık bir zulümdür, bunu işleyen ise zalimdir. Bir öğretmen, bir imam, bir işveren, bir anne ve baba kendisinin zalim olarak anılmasını ister mi?
Eğer biz Müslümanlar, eşyayı tanımadığımızda zalim oluyoruz da, yüce yaratıcıyı tanımazsak durumumuz ne olur? Bunu bilmek o kadar da zor değil. Allah"ı tanımayarak yaşayanları bekleyen acı neticeler şunlardır:
• Allah"ı tanımayan O"nu takdir edemez. Takdir etmemenin sonu ise nankörlüktür.
• O"nu tanımayan, O"na haksızlık yapmış olur. Haksızlığın sonu zulüm ve zalimliktir.
• O"nu tanımayan, tefekkür edemez, düşünemez. Düşünmeyenleri Kur"an muhatap kabul etmiyor. Çünkü onları insan olarak değil, hayvan olarak ele alıyor.
• Kim ki kendisini yaratan Allah"ı tanımaz, o kişi Allah katından gelen İslam dinini hayat tarzı olarak kabul etmez. Beşeri sistem ve ideolojileri hayat tarzı olarak görmeye başlar.
• Allah"ı tanımayanlar, meselelerini, ihtilaflarını, soru ve sorunlarını O"nun kitabına çözüm için götürmez, başka adreslerle irtibata geçer.
• Allah"ı tanımayanlar, ne yazık ki Allah"a şirk koşarak, iman etmiş olur ki bu imanı Allah kabul etmez.
• Ve nihayet Allah"ı tanımayanların son nefesi imansız olarak ölmeye sebep teşkil eder.
Özet olarak sunduğumuz bu yedi adet tehlike bizler için uzak değil, çok yakındır. Böyle tehlikelerle burun buruna gelmek istemiyorsak, hemen iş başı yapmalı ve bizi yaratan yüce yaratıcıyı süratlice tanımaya yönelik adımları atmalıyız. İnşaallah atacağımız dört adımlık gayretimiz, bizleri yaratıcımıza olan yabanileşmeyi ortadan kaldıracak ve derin bir nefes alacağız. Peki, nedir bu dört adımlık vazifemiz? O"nu tanımanın şartları:
• Allah"a(c.c) ait olan Rab, İlah ve Melik kavramlarını iyi öğrenmek.
• Kendisine ait 99 güzel ismin verdiği mesajları kavramak.
• Yine Allah"a (c.c) ait olan sıfatları yakinen bilmek.
• Yaratmış olduğu her şey üzerinde derin derin düşünmek ve tefekkür etmek.
Böyle bir yolu izlersek, Allah-insan irtibatını veya ilişkisini, Allah-vahiy- insan diyaloğunu ve Allah-insan ve kâinat ilişkilerini çok iyi yerine getirmiş oluruz. Bundan sonrası kolay. ABD"nin Ortadoğu politikasından, İslam âlemi üzerine oynanan oyunlara; eroin bağımlısı olan çocuğumuzdan, üretime; Afrika"daki sefalet ve cehalete kurban gitmiş kardeşlerimize varıncaya kadar, olaylar üzerinde sıhhatli düşünüp, ciddi projeler üreterek dünyaya yön veren bizler oluruz. Yoksa bu iş o kadar kolay değil. Pansuman tedavilerle ve yaşayışımızla, büyük mahkemedeki sorgulanmamızda Allah korusun dökülürüz.
Cumanızı tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
 
akit