Ramazan nasıl geçti? Neyle meşgul oldunuz? Cami, Cemaat, akraba, komşu, iş arkadaşlarınızla ilişkileriniz nasıldı? Dünyanın gidişatını nasıl görüyorsunuz ve bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu konuları konuştuğunuz bir grubunuz var mı?
Kur’an-ı Kerimin lafzını ya da mealini okudunuz mu? Tefsir, Fıkıh, Akaid, Hadis, Siyer okumalarını yaptığınız mı?
İnanın bugünkü Müslümanların pek çoğu, çocuklarının bir sınav için hazırlandıklarının yüzde biri kadar, kendileri cennete gitmek için “ders” çalışmıyorlar. Kur’an- ı kerimi bir kere olsun okumadan bu sınavdan geçeceklerini nasıl sanıyorlar.
Sadece Oruç tutup Teravi namazı kılıp tesbih çekip dua mı yaptınız yoksa.
Mesela daha önce okumadı iseniz, mutlaka Usulü Tefsir, Usulü Hadis, Usulü Fıkıh da Peygamberler tarihi okumanız da gerekirdi. Biliyorsunuz Kur’an “Oku” emri ile başlar...
Allah’ın yaratması, bilgisi dışında hiçbir şey olmaz. Şeytan da Allah’ın iradesine bağlıdır. Trump da öyle, Netenyahu da Modi de Çin lideri de Putin de Bill Gates de…
Allah (cc) bunlara neden izin veriyor değil mi? “Kalu bela zamanı”nda “elestü bezmi”nde oldu bunlar. Bunlar olmayacaksa insanlar nasıl şehit olacak, cihat edecek, bazıları Cennete giderken birileri nasıl cehenneme gidecek? Şeytanı yaratan da Allah (cc). Ama o ve onun peşinden gidenler Allah’ın rızasıiçinde hareket etmiyorlar.
“Tevfizname”de İbrahim Hakkı hazretleri ne diyordu: “Hak şerleri hayr eyler / Zannetme ki ğayr eyler / Ârif anı seyr eyler / Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler / Sen Hakk'a tevekkül kıl
Tefvîz it ve râhat bul / Sabreyle ve râzı ol / Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler”.
Kadere inanıyorsunuz değil mi? Evet biz “Kaderiyeci” değiliz ama Kadere inanıyoruz. Amentüde ne deniliyordu; “ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi minellahi teala”. Evet hayır da ve şer de Allah’ın iradesi içindedir. Olan her şey, ezelde Allah (cc)’nin ezeli ve ebedi bilgisi ile takdir ve tayin edilmiştir. O her şeyin evvelini, ahirini, zahirini, batınını bilendir. Hüküm ve irade sahibidir.
Ecel’e ve Rızık’a iman ediyor musunuz? İman edenlerdenseniz Kader, Rızık, Ecel bunlara da iman ediyorsunuz demektir. Aslında bunların hepsi iç içedir. “Allah’a ve ahiret gününe iman edenler” “Amentü”nün bütünü kabul etmek zorundadır.
Kader konusunda (Hadid 22)’de ne deniyordu: "Yeryüzünde ve kendilerinde hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılı olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır."
Rızık konusunda (Hud 6)’da deniyor ki: “Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Allah, her birinin (dünyada) duracağı yeri de (öldükten sonra) emanet bırakılacağı yeri de bilir. Bunların hepsi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılıdır." (Ankebut 60)’da “Nice canlılar var ki, rızıklarını (yanlarında) taşımazlar. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir" deniyor. (Talak 3)’de de şöyle deniyor: “...Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Şüphesiz Allah emrini yerine getirendir. (O “ol” der ve bu emir derhal yerine gelir). Allah her şey için bir ölçü koymuştur."
Ecel konusuna gelince, 5 ayet meali vereceğim: (Âl-i İmrân 145) "Hiçbir kimse, Allah’ın izni olmadan ölmez. (Ölüm) belirlenmiş bir süreye (ecel-i müeccel) göre yazılmıştır."
(A’râf 34) "Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri kalırlar ne de ileri geçerler." (Nahl 61) "Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir ecele kadar erteler." (Münâfikûn 11) "Eceli geldiği zaman, hiçbir nefis geri bırakılmaz. Şüphesiz Allahyaptıklarınızdan haberdardır." (En’âm 2) "O sizi topraktan yarattı, sonra bir ecel takdir etti. O’nun katında belirlenmiş bir ecel daha vardır. Sonra siz şüphe ediyorsunuz."
Bakın, kendimiz, ailemiz, akrabalarımız, ülkemiz, düşmanlarımız, aynı Kader’de buluşacaklar. Hayır da şer de bu Kader bilgisi ve yaratışta tek bir bütün içinde yer alır. Ezelde tayin edilen sonuçta gerçekleşir. Kader’den kaçış yoktur. Dünyanın da ülkelerin de kaderi vardır. Bu anlamda Kaderden kaçtıklarını sananlar aslında o Kadere doğru koşarlar. Doğan her canlı ölecek, yapılan herşey yıkılacak, yükselen yapılar çökecek. Bunlar gece ve gündüzün birbirini arkasına geldiği gibi, her inişten sonra bir çıkış, her çıkışdan sonra bir iniş olduğu gibi devam edip gidecektir. Sizin olmasın olsun diye beklediğiniz şeyler, sizin iradenize ya da talebinize bağlı değil. Allah (cc) sizin ezelden neyi niçin ve nasıl isteyeceğinizi de biliyordu. Bu dünyaya gelirken verilen sözler unutuldu. Oysa bize gönderilen vahiyde, “bize hayır gibi gelen şeyde şer, şer gibi gelen şeyde Allah’ın hayır murat etmiş olabileceği söylenmedi mi bize. Kimsenin geleceği mutlak anlamda bilemeyeceği haber verildiği halde birileri kahinler gibi olacakları söylüyor, ya da bizzat kendisi topluma bir gelecek vadediyor.
Kimse rızgından az ya da çok yemeyecek. Kimse ecelinden önce ya da sonra ölmeyecek. Peki geriye ne kadardı.
Hesaba katmadığımız şey, Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olmak, sabreden, şükreden, direnenlerden, namazı dosdoğru kılanlardan, zekâtı verenlerde, yaşadığı zamana, mekâna, kişilere ve olaylara adil şahitler olmak, infak edenlerden olmak. Bunları yapmadığımızda, dünyada olup bitenlere şahit olmayan cahillerden olmak, şahit olup, haksızlıklar karşısında sesiz kalmak, dilsiz Şeytan almaktır, gazap vesilesidir.
Biz alemlere rahmet olarak gönderilen ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Kıyamet fitnesinin zuhuru ile işler daha da zorlaşıp, içinden çıkılmaz hale gelecek. Eğer Allah’ın ipine tutunanlardan olacak olursak, Allah (cc) bizi musibetlerden koruyacak. Güç verecek, yeter ki biz sabredenlerden olalım. Zalimlerden olmayalım, zalimlere meyletmeyelim, yoksa onları yakacak ateş, bize de dokunacak.
Bütün bu oluş, hercümercin tek bir anlamı var: “İmtihan oluyoruz”. Yaşadığımız fitne “ahir zaman fitnesi”ne benziyor. Epstein çetesinin rezillikleri Lut kavminin rezilliklerin geri kalır yanı yok. Allah’ın Laneti ve gazabı o kavmin zihniyet ikizlerini de bulacak. “Zamane Firavunları”nın, Karun’larının, Belam’larının, Nemrut’larının başına gelenler, onların yaşayan izcileri, dostlarının da başına gelecek.
“Ahir zaman peygamberinin ümmeti olmak”, zor görev. Bu zamanın kendine özel zorlukları var, ama bu dönemde iman edenlerden olmanın değeri de çok yüksek. Öte yandan unutmayalım ki, Allah’ın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir şey yoktur. Allah (cc) en güzel koruyucudur ve o bütün bu zorlukların üstesinden gelmek için yeter! Başka kurtarıcı aramaya gerek yok. Zaten Allah’tan başka da kurtarıcı yok! Selam ve dua ile