Hür, bağımsız ve egemen Filistin Devleti'ni gerçekten tanıyorsak...

Hakan Albayrak

Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ın geçen sene Latin Amerika'ya yaptığı ziyaret meyvelerini vermeye başladı. Brezilya hükümeti geçen Cuma günü Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. Pazartesi günü de Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez de Kirchner, Mahmut Abbas'a gönderdiği bir mektupta, "1967 Savaşı öncesi sınırlar içinde hür ve bağımsız bir devlet olarak Filistin"i resmen tanıdıklarını açıkladı. Uruguay'ın da Filistin Devleti'ni tanımaya hazırlandığı bildiriliyor...

Kısa bir hatırlatma: Birleşmiş Milletler Teşkilatı 1974 yılında Filistin halkının "öz yönetim", "ulusal bağımsızlık" ve "Filistin'de egemenlik" hakkını tanıyarak, Filistin Kurtuluş Teşkilatı'nı "Filistin Halkı'nın Temsilcisi" sıfatıyla bünyesine kabul etti. 1988 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü "başkenti Kudüs olan" bir "Filistin Devleti"nin kuruluş beyannamesini yayınladı ve 100'ün üzerine ülke bu devleti resmen tanındı. Sözkonusu "Filistin Devleti" ile 1994'te kurulan "Filistin Özerk Yönetimi" ayrı şeyler. "Filistin Özerk Yönetimi", İsrail'in tayin ettiği daracık bir sahada İsrail'in koyduğu kurallar çerçevesinde hareket eden bir nevi 'mahalli idare'. "Filistin Devleti" ise İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria toprakları (Doğu Kudüs dahil) ile Gazze üzerinde tam egemenlik iddiasında. Bugün 35 civarında ülke sadece Filistin Özerk Yönetimi'ni tanırken, 110 civarında ülke Filistin Özerk Yönetimi ile beraber Filistin Devleti'ni de tanıyor.

Filistin Devleti'ni tanımak ne demek? Şu demek: "Biz İsrail'in Batı Şeria'dan tamamen çekilip bu toprakları Filistin Devleti'ne bırakmasını, Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'ne başkent olmasını, işgal topraklarında uluslararası hukuka aykırı olarak kurulan Yahudi yerleşim birimlerinin boşaltılmasını, Gazze'ye uygulanan yasa dışı ablukanın kaldırılmasını ve hür / bağımsız / egemen Filistin Devleti'nin kendisine ait topraklar, hava sahası ve karasuları üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunmasını istiyoruz."

Son yıllarda Filistin'in hamiliği rolünü üstlenen Türkiye, bu rolün hakkını vermek için, Filistin Devleti'nin 'kuvveden fiile' çıkmasına yarayabilecek bütün fırsatları değerlendirmelidir. Brezilya ve Arjantin gibi iki önemli ülkenin Filistin Devleti'ni tanıyarak konuyu yeniden dünya gündemine taşımaları işte böyle bir fırsat.

Türkiye şimdi Filistin Devleti'ni tanıyan ülkelere dönüp şöyle demelidir: "Madem Batı Şeria ve Gazze toprakları üzerinde hür / bağımsız / egemen bir Filistin Devleti'ni resmen tanıyoruz, öyleyse bu devletin hürriyetini / bağımsızlığını / egemenliğini çiğneyen İsrail'in o topraklardaki gayri meşru otoritesini sarsmaya bakalım. İlk iş olarak Gazze ablukasını yarmaya ne dersiniz? Gelin, Filistin Devleti'yle bir dayanışma anlaşması imzalayalım ve o anlaşmaya istinaden Gazze'ye yardım gemileri gönderelim. Türkiye, Brezilya, Arjantin ve diğer Filistin dostu devletlerin gemilerinden oluşan dev bir filo. Korsanlara karşı tedbir olarak savaş gemileri de olsun filoda. İsrail yola gelmezse bir sonraki aşamada Filistin Devleti'yle savunma işbirliği anlaşmaları da imzalarız..."

Savunma işbirliği anlaşmaları... Niye olmasın?

"Hür, bağımsız ve egemen Filistin Devleti'ni tanıyoruz" derken dalga geçmiyorsak, evet yani, niye olmasın?

Birkaç ülke bu yönde bir irade sergilese, hatta böyle bir iradenin sadece ucunu bile gösterse, İsrail şimdiki kadar pervasız olamaz.


* * *
NOT: Filistin Devleti'ni tanıma kararlarıyla bütün İslam dünyasının gönlünü hoş eden Brezilya ve Arjantin'e candan teşekkür.


yeni akit