Hizbullah bombalarına yalanlama

Hizbullah-Ergenekon bomlarına Doğru Haber Gazetesi'nde yayınlanan bir röpartajda yalanlama geldi. Zaman gurubuna fesad medya ithamıyla başlyan yalanlama haberi şöyle;

Doğru Haber Gazetesi Röportajı böyle verdi;

İfsadında inat eden Fesad Medya Grubu, sözde ETÖ'nün 2. iddianamasinde geçtiğini iddia ettiği haberin şu ifadeleri kullandı.

"Yapılan kriminal inceleme sonucu sözkonusu bombalarla aynı kafile ve stok numaralı bombaların kullanıldığı 18 ayrı olay tespit edildi. Bunlar arasında Hizbullah operasyonunda ele geçirilen ile Cumhuriyet Gazetesi'ne yapılan saldırıda kullanılan el bombaları da bulunuyor.

 

Ümraniye ve Eskişehir ilinde ele geçirilen toplam 39 adet el bombası hakkında Kriminal Polis laboratuarları, Bomba İmha ve İnceleme Şube Müdürlüğü Bomba Bilgi Merkezi tarafından düzenlenen "Bomba İrtibat Raporları"nda özetle bu el bombaları ile aynı/yakın kafile ve stok numaralı bombaların kullanıldığı 18 olayın tespit edildiği, bunlardan 7 sinin şiddet içerikli eylemlerde kullanıldığı belirtildi. Bu olaylardan bazıları şunları: "İstanbul Şişli ilçesindeki Cumhuriyet Gazetesi ön bahçesine 10.05.2006 günü 1 adet el bombası atılmış, el bombası patlamamıştır. Bu olayda elde edilen 1 adet el bombasının fünye grubunda M 204 A2 MKE 173-9-85 seri numarası yazdığı, Ümraniye ilçesinden elde edilen el bombalarından 2 adedinin fünye grubunda M 204 A2 MKE 169-5-85 seri numarası yazdığı, her iki olayda elde edilen el bombalarının numaralarının benzerlik gösterdiği bildirilmiştir.

 

Şırnak ilinde 18.03.1999 tarihinde il genelinde Hizbullah/İlim Terör Örgütüne yönelik yapılan operasyonlar neticesinde İhsan Tekin, İsmail Tekin ve Haci Demir isimli şahsın ikametinde yapılan aramada toplam 6 adet el bombası elde edilmiştir. Bu olayda elde edilen 6 adet el bombasından 1 adedinin MKE MOD 45 KF MKE 1-23 10-92 seri numaralı olduğu, Ümraniye ilçesinden elde edilen el bombalarından 1 adedinin MKE MOD 45 KF MKE 1-23 10-92 seri numaralı olduğu belirtilmiştir. "

Aynı iddiaları daha öncede yayınlayan Fesad Medya grubunu olayın yaşayan tanığı İhsan Tekin şu şekilde cevaplandırmıştı.

 

-Hizbullah'ın Ergenekon'la bomba kardeşliği mi? Fesad Medya Grubu'nun Ergenekon'la yalan kardeşliği mi?
 
-Mart 1999 yılında Şırnak'ta düzenlenen bir operasyondan yola çıkarak dindar insanları Ergenekon'la ilişkilendiren Fesad Grubunun yayınları üzerine görüşme imkanı bulduğumuz operasyon kapsamındaki şahıslardan biri olan İhsan Tekin ile özellikle bombalar ve iddia edilen Ergenekon ilişkisi; ayrıca Fesad Medya Grubu'nun iddiaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. 
 
-İhsan Bey, bildiğiniz gibi size yönelik 1999 yılında bir operasyon yapılmış ve el bombaları yakalanmıştı. Bu el bombaları üzerinden bazı yayın organları sizleri Ergenekon'la ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Neydi o bombaların meselesi?
 
Doğrudur. Mart 1999'da bizlere yönelik bir operasyon yapıldı. O operasyonda özellikle bir kısım dindar insanlar hedef seçilmişti. Yakalanan el bombaları meselesine gelince; el bombalarıyla beraber bir adet de kaleşnikof marka uzun namlulu silah ve şarjörleri, kütükleri vs. vardı. Hem silah, hem de el bombaları akrabam olan Hasan Ağar adındaki korucuya aitti. Zaten yargılama sürecinde akrabam olan korucu mahkemeye gelip ruhsatlarını ibraz etmek suretiyle bilahare sözkonusu silahları geri aldı. Kaldı ki hem bizim ifadelerimiz, hem de diğer detaylar en ince ayrıntısına kadar dosyada mevcuttur. Bunu haber yapıp bizim şahsımızda dindar insanları karalamaya çalışanlar eğer kötü niyetli insanlar olmasaydı, olayı araştırır, öyle haber yapmaları gerekirdi.
 
-Evinizde yakalanan silah ve bombaların akrabanız olan korucuya ait olduğunu söylüyorsunuz. Yargılama dosyanız üzerinde yaptığımız incelemelerde de aynı şeyler söylemişsiniz, akrabanız olan korucu da. O halde bunların sizin evinizde ne işi vardı?
 
Dediğim gibi silah ve el bombaları korucu olan akrabam Hasan Ağar'a aitti. Hasan Ağar korucu olması hasebiyle askerlerle beraber sık sık operasyonlara çıkardı. Hasan Ağar bekârdı ve evde sadece yaşlı bir annesi vardı. Dolayısıyla operasyonlara çıkarken ruhsatlı silahını ve başka malzemelerini evimize emanet olarak bırakırdı. Kaldı ki bunu sık sık yapardı. İşte, operasyonda ele geçirilen silah ve iki adet el bombasını bizim eve emanet bıraktığı bir esnada operasyon yapıldı ve bu silahlara el konuldu. Tüm mesele bundan ibarettir.
 
-Peki, koruculara, silahın yanı sıra el bombaları da veriliyor muydu?
 
Tabi tabi. Operasyonlar sırasında tüm koruculara bombalar veriliyordu. Ayrıca normal zamanlarda da korucularda bombalar vardı. Belki bilirsiniz, doksanlı yıllar çatışma ve operasyonların en yoğun olduğu yıllardı. Askerlerle beraber korucular da günlerce, haftalarca arazide operasyonlarda zaman geçirirlerdi. Hepsinde de bombalar vardı. Şu anda da öyle. Operasyonlara çıkanların tümüne bombalar veriliyor. Ayrıca PKK elemanlarıyla girilen çatışmalarda ele geçirilen silah ve bombalar da o dönemde çoğu zaman taksimata tabi tutuluyordu ve alanların yanlarında kalıyordu. Bunu herkes de biliyor. İşte benim evimde yakalanan bombalar da bunun gibi, korucu olan akrabama aitti ve gizli saklı bir yerde de değildi.
 
-Yani ele geçirilen silah ve bombalar evde saklı durumda değildi"
 
Hayır hayır. Emanet olmanın yanı sıra ruhsatlı olmalarından dolayı saklama gereği duymadık. Herkesin rahat ulaşabileceği bir yerde bulunuyordu. Şayet bana ait olsaydı, herhalde rahat bulunamayacak bir yere kaldıracaktım yani.
 
-Ama buna rağmen tutuklandınız. Silah ve bombalarla ilgili mahkemede süreç nasıl gelişti, biraz anlatır mısınız?
 
Evet, tutuklandık. Silah ve iki adet el bombasının korucu olan akrabamıza ait olduğunu söyledik. İkinci duruşmada silah ve bombaların sahibi olan korucu akrabamız mahkemeye gelip ilgili ruhsatları ibraz etmesinden sonra da serbest bırakıldık. Çünkü her şey ortadaydı. Kaldı ki korucu akrabamızın katıldığı operasyonlardan dolayı Şırnak Alay Komutanlığı'nın kendisine verdiği "Üstün Başarı Belgesi" falan da ibraz edildi ve bir örneği dosyada mevcuttur. Ancak buna rağmen bazı gazete ve televizyonlar ısrarla gerçekleri saptırıp olayı başka mecralara taşımak peşindedirler.
 
-Tam da bunu soracaktım. Belirttiğiniz gibi bazı medya organları bu durumu ısrarla Ergenekon'la birleştirme gayreti içerisindedir. Korucu olan şahsa ait olmasına rağmen gerçekten de bu bombaların ele geçirilen Ergenekon bombalarıyla bir ilişkisi var mıdır?
 
Bildiğim kadarıyla bu da tamamen yalandır. Ergenekon bombalarıyla bir ilişkisi olduğunu hiç sanmıyorum. Kaldı ki özellikle Müslüman geçinen Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonu bunu yapmaktadır. İslami geçinen bu medya grubunun hiçbir araştırma yapmadan bu tür yalan ve iftiralara başvurması çok çirkin bir durumdur. Ergenekon üzerinden özellikle bizim bölgemizdeki dindar insanları hedef almasının altında başka türlü hesaplar yattığını düşünüyorum.
 
-Mesela ne tür hesaplar..?
 
Bakın bu bölgede yaşayan insanlar olarak hepimiz zaten bu Ergenekon denen şebekenin mağduru olmuş durumdayız. Buna rağmen Ergenekon değil de mağdur olmuş insanların hedef haline getirilmesi, dikkatlerin Ergenekon üzerinden çevrilip bölgedeki dindar insanlara yönlendirilmesi amacını taşımaktadır. Ergenekon denen suç örgütü o kadar insanları mağdur etmişken, kimisini kaçırıp işkencelerden geçirmişken, kimisini de kaybettirmişken bu medya grubunun tüm bunları görmezden gelip sadece ele geçirilmiş bir iki el bombasını konu edinmesi, Ergenekon'un üzerini örtme çabası değilse eğer, başka ne ile izah edilebilir? Türkiye'de o kadar bombalar, mühimmatlar, silahlar ele geçirildi, hiç birisi de Ergenekon bombalarıyla benzerlik taşımadı da sadece Şırnak'ta yakalanan bir iki tane el bombası mı Ergenekon'unkiyle benzer çıktı? Bu durum, bölgemizdeki Ergenekon faaliyetlerini gizlemek, olayı başka taraflara çekmek değil de nedir? Açıkçası Ergenekon'un izini kaybettirip tüm dikkatleri ezilmiş dindar insanların üzerine çekmek, dolayısıyla gündemi değiştirmek istiyorlar. Yoksa bunların yaptığı habercilik anlayışının başka türlü izahı mümkün değildir.
 
-İhsan Bey, biliyorsunuz bu tür haberler, özellikle Levent Ersöz'ün yakalanmasından sonra yoğunluk kazandı. Sizce bunun özel bir anlamı var mıdır?
 
Doğrudur. Çünkü Şırnak yöresinde meydana gelmiş tüm kirli işlerin arkasında Levent Ersöz'ün ismi geçmektedir. Hatta mağdur olmuş birçok insan şu anda Levent Ersöz aleyhinde dava açmaya hazırlanıyor. Levent Ersöz'le ilgili meseleler o kadar gündemde iken bizimle ilgili bu tür yalan haberlerin yoğun olarak sözde İslami geçinen Samanyolu televizyonunda yer almasının bizce özel bir anlamı vardır. Biz ve bizim şahsımızda dindar insanların isminin ön plana çıkarılması çabaları, dikkatlerin Levent Ersöz üzerinden başka yönlere çevrilmek istenmesidir. Tamamen Levent Ersöz'ün kirli uygulamalarını gizlemek ve saptırmak amacı taşımaktadır.
 
-Aslında kimi medya organlarının dindar insanlara yönelik iftiralarına dindar insanlar olarak hepimiz alıştık. Ancak sizin de belirttiğiniz gibi bu seferki iftiraların sözde dindar geçinen Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonunda neredeyse hergün tekrarlanmasını nasıl buluyorsunuz?
İşte sözde İslami bir camianın sesi olma iddiasındaki bu yayın organlarının bu tür iftiralara yönelmesi açıkçası bana,
Peygamberimiz döneminde Peygamberimizin arkasında namaz kılan, ancak hemen sonra ona iftira atmaktan da geri durmayanların durumunu hatırlatıyor. Bunlar Peygamberimizin yanında oturur, arkasında namaz kılar ve yemin ederek "biz de sizlerdeniz" diyorlardı; ancak müşriklerle, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında da Müslümanların aleyhinde konuşup, "hayır biz sizlerleyiz, sadece onları kandırıyoruz" diyenlerin durumuna benziyor. Yayın organlarında sözde İslam'dan bahsediyorlar, programlar yapıyorlar, ama dindar insanlar aleyhinde de yalan ve iftiralardan geri durmuyorlar. Dindar insanlara iftira atmak, Ergenekon'la bağdaştırmak bir Müslümanın yapacağı iş midir?
 
-İhsan Bey, bunlar sizinle ilgili haber yaparken sizlerin görüşüne başvurma, ya da sizinle görüşme gibi bir talepleri, girişimleri oldu mu?
 
Kesinlikle. Bugüne kadar böyle bir girişim ya da talepleri olmadı. Zaten amaçları gerçeklerin ortaya çıkması, hakkın tecelli etmesi olsaydı, her halde gelip görüşürlerdi. Amaçları gerçekten de hakkın ortaya çıkması olsaydı, gelmeleri gerekir, bizi adeta sorguya çekmeleri lazımdı. Tarafsız habercilikleri demek ki bu kadarmış!
 
-Peki sizden onlara yönelik herhangi bir görüşme, telefonlaşma, ya da tepki gösterme durumu oldu mu?
 
Hayır. Madem haber yapıyorlarsa onların bunu yapması gerekirdi. Ancak avukatımla görüşme halindeyim. Her an bunların yaptığı yalan haberlere karşı bir tazminat davası açabilirim. Açıkçası İslamla bir alakası olmayan bir medya grubu bizimle ilgili bu tür haberler yapsaydı, hiç de önemsemezdik. Ama bunlar hem İslamı bir maske olarak kullanıyorlar, hem de bu maske altında iftira dolu haberler yapıyorlar. Biz bunu kabul edemeyiz. Ya asıl yüzlerini ifşa edip o şekilde kendilerini tanıtsınlar; ya da İslamı artık bir maske olarak kullanmaktan vazgeçsinler.
 
-İhsan Bey, İslam maskesi kullanarak iftira atmanın özel bir anlamı mı var?
 
Tabii ki. Bakın diğer medya grupları bu iftiraları yapmazken İslam maskesi takmış medya grubunun bunu yapmasının da özel bir anlamı vardır. Biliyorsunuz ki İslami kimlikli şahıs ve kurumlara karşı bizim bölgemizde son dönemde yoğun bir ilgi oluşmuştur. İşte bu yayın grubu da bu ilgiden dolayı yalan ve iftiralarının dozunu artırmış bulunmaktadır. Aslında bunların insanlarımızın dini duygularını suistimal ederek bu tür yalan ve iftiralara yönelmeleri, her şeyden önce kendi inandırıcılıklarını zedelediği gibi, dini şahıs ve kurumların inandırıcılığını da zedelemektedir. Değişik alanlarda yaptıkları asılsız haberlerin yalan olduğu gün yüzüne çıktıkça, farkında mıdırlar bilmem; ama insanların nefretini kazanmaktadırlar.
 
Bakın artık herkesin neredeyse tüm faaliyetlerinin gözler önünde cereyan ettiği bir zamanda yaşıyoruz. Kim ne yapıyor, ne ediyor, her şey halkın gözleri önündedir. Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın. Ve bize iftira atan Samanyolu televizyonu'nun neler yaptığını da çok iyi biliyoruz.
 
-Ne yapıyor Samanyolu Televizyonu..?
 
Bakın bizim bölgemizde siyonistlerin mallarına yönelik boykot tüm canlılığıyla sürüyor. Bilmem dikkatinizi çekti mi, boykot listesinde olan tüm malların reklamlarını sabahtan akşama kadar yayınlayan kanal, Samanyolu Televizyonu'dur. Sürekli takip ediyoruz ve görüyoruz. Kusura bakmasınlar; ama artık Müslüman Kürt halkı olarak kimse bizleri "keriz" yerine koyamayacaktır. Filistinli kardeşlerimizi her gün katledenlerin ürettikleri mallar boykot edilirken bunların reklamlarını yapanlar, bizim aleyhimizde konuşamazlar, çünkü konuşma hakkına sahip değildirler. Bunlar içyüzlerini ne kadar da saklasalar artık boştur. Çünkü halk bunların içyüzünü çok iyi görüyor ve onları çok iyi tanıyor.
 
-İhsan Bey, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
 

Dediğim gibi İslamı maske olarak kullanmak suretiyle bu yayın grubunun yaptıkları karşısında hakkımı helal etmediğimi, kıyamet gününde onların yakasına yapışacağımı bilmelerini isterim. Madem İslama hizmet iddiasında bulunuyorlar, o halde bize yönelik iftiralarından dolayı Allah'ın huzuruna çıktıklarında acaba ne cevap verecekler, merak ediyorum. Ya Rabbi! Senin rızan için bu insanlara iftira attık mı diyecekler? İşte bugünde onların yakasına yapışacağımı, hakkımı onlardan alacağımı bilmelerini isterim. Yazıktır, bunu yapmasınlar. Madem Müslümandırlar, o halde her yerde Müslümanlarla birlik ve beraberlik içerisinde olmaları gerekmez miydi? Hani "Müslümanlar bir vücudun azaları gibiydiler." Bunlar bunun farkında değil midirler? Dediğim gibi bu dünyada olmasa dahi Ahirette onların yakasına yapışacağımı mutlaka bilmelerini isterim.

Güncel Haberleri

Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?