Hangisi?

Merve Kavakçı

Geçen hafta Amerika’nın Portland kentinde gerçekleşen katliam, İslamofobi’nin insan haklarının beşiği kabul edilen ülkede insan-fobinin ne kadar arttığının da bir ispatı oldu. Menfur olay, şehir içi trende seyahat eden biri başörtülü, diğeri afroamerikan kadına adı da Christian yani Hıristiyan olan bir adamın sözlü ve fiziksel saldırısı ile başlamış. Saldırgan bıçakla kızların üzerine gelince araya girmek isteyen yolculardan üçü bıçaklanmış, bunlardan ikisi kurtarılamayarak hayatını kaybetmiş. Diğeri ise ağır yaralı. Hıristiyan zaten ırkçı ve şiddete olan meyli ile Portland güvenlik kuvvetleri tarafından bilinen biriymiş. Daha önce de vukuatları olmuş. Nefret suçu kapsamına girecek ağır hakaretlerini bu sefer bir adım daha öteye taşıyarak Müslüman kızları öldürmek isteyince olanlar olmuş. Sonuç itibariyle bu kızlarla hiç bir alakası olmayan diğer iki yolcu canlarını feda etmişler.

Bir tarafta bu diğer tarafta Hıristiyan’ı besleyen, teşvik eden ifadeleriyle ABD Başkanı Trump. Zaten bu katliamdan pek etkilenmemiş olmalı ki iki gün aradan sonra yarım ağızla yaptığı açıklamada Trump olayın “kabul edilemez” öldüğünü söyleyebildi ancak. Kabul edilemez. Daha hafif bir ifade bulamamış olmalı ki buna sığınmış. Bu “kabul edilemez” tabiri Amerikan kültüründe yüklü bir mana ihtiva eder. Mesela bir kamu kurumunda hizmet alan vatandaşların uzun uzun saatlerce ayakta bekletilmesi kabul edilemez’dir. Sonra bir engelliye yapılan saygısızlık kabul edilemez’dir. Satın aldığınız bir şeyin üzerindeki fiyatın kasada ödeme yaparken gösterilen fiyattan daha düşük olduğunu farkettiğinizde ikinci üzerinden satın alabileceğinizin söylenmesi kabul edilemez’dir mesela. Keza öğretmenin öğrencilerini ihmal etmesi. Bir başka deyişle, kabul edilemezlik, bir miktar öfke, bir miktar isyan ama mutlaka ölçülü bir kızgınlık içerir. Şimdi kalkmış ABD Başkanı, iki genç kadının bıçakla saldıran ve onları yakalamaya çalışan bir adamın darbeleriyle ölen ve ağır yaralanan kişiler hakkında ancak “kabul edilemez” diyor.

Durum postkolonyal bir değerlendirmeyi hak ediyor. Konu Müslüman kadın olunca, konu zenci bir Amerikalı olunca beyaz batılı adam gözünde adeta önemsizleşiyor. Bu bir. İkincisi, konu bu bahsettiklerim olunca, duruma müdahale etmek isteyen kendi grubundan yani beyaz yani batılı yani erkek diğer mazlumlar da birinciler gibi değersizleşiyor. Müslüman ve zenci kıza sahip çıkan beyaz batılı adamlar da batılı adam gözünde o kadınların seviyesine indirgeniveriyor. Önemsizleşiyor. Hayatları değersizleşiyor. Tıpkı Rachel Corrie adlı Amerikalı genç kızın yıllar önce Filistin’deki işgalcilere engel olmak adına yıkılan bir evin önünde durmasıyla İsrail buldozerlerinin altında ezilip öldürüldüğündeki gibi. Evet Rachel bir Amerikalıydı. Hem de beyaz hem de Hristiyan bir ABD’liydi. Ama günün sonunda Batılı beyaz adamın desteklediği İsrail’in karşısındaki Filistin halkını savunuyordu. O zaman onun gözünde onlara ilhak ettirilebilir, değersizleştirilebilirdi.

Trump yönetime geldikten sonra hızla artan ırkçı, ötekileştirici söylemler ve karşısında vicdan ve aklı selim sahibi insanlar…hangi batı, Amerika, dünya…? 

yeniakit