Halka Sorulsaydı Hilafet Kalkmazdı

12 Eylül Darbesi’nde oluşturulan Danışma Meclisi’nin Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesine karşı çıktığı ortaya çıktı.

Darbe anayasasının hazırlık sürecinin de tanıklığını yapmış olan Mehmet Pamak, anayasa hazırlanırken Cumhurbaşkanını halkın seçmesini kendisinin önerdiğini belirterek, “Anayasa Komisyonu’nda yaptığım uzun konuşmada ‘Cumhurbaşkanını halk seçmelidir’ teklifinde bulundum. Ayrıca ‘Kürtaj, AB, başörtüsü gibi önemli konularda halkın görüşüne baş vurulması amacıyla referandum maddesi konulmasını’ teklif ettim."

Anayasa Komisyonu üyesi askerlerden çok çarpıcı tepkiler geldiğini hatırlatan Mehmet Pamak, şunları söyledi: “Mesela Anayasa Komisyonu Üyesi Emekli Orgeneral İhsan Göksel, ‘(Halka rağmen halk için) ifadesinde olduğu gibi tehlikeli bir istikamete gidilmemesini ve halkın doğrudan söz sahibi kılınmasını istediniz. Aslında bu ‘Halka rağmen halk için’ terimi bize Atatürk’ten miras kalmış bir deyimdir. Halk menfaatinin nerede olduğunu kestiremeyecek kadar düşük bir kültür seviyesindedir. Fakat halka rağmen elit ve bürokrat kadrolar tarafından öyle şeyler yapılabilir ki, halkın çıkarına olabilir. Ama halkın kültür seviyesi düşük olduğu için halk bunu göremez ve anlayamaz… hilafetin, tekke ve zaviyelerin kaldırılması, kıyafet inkılabının yapılması, harf inkılabının yapılması, halkın reyine baş vurulsaydı belki yapılamayacak şeylerdi…’ 'Halka rağmen halk için' çok yerinde bir tutumdur” demişti. Hatta toplantı arasında sohbet ederken, Komisyon üyelerinden bazıları Cumhurbaşkanını halka seçtirmeye kalkarsak, kültür seviyesi düşük halk ya Zeki Müren’i seçerse ne olacak? diyorlardı. Halkın konumunu bu kadar aşağılayan aristokratlar, aslında halkın, ülke üzerindeki hakimiyetlerini sona erdirebileceğinden ve sonuçta, ele geçirdikleri iktidar ve rantı kaybedeceklerinden korkuyorlardı. Halk özgür olursa, kaderi üzerinde söz sahibi kılınırsa, halkın seçtiği yönetimler halka dayalı politikalar güderlerse, özgür olan halk yeniden köklerine ve özgün değerlerine dönmeye kalkarsa, uzun yıllar halka zulmederek ve şiddeti de kullanarak dayattıkları modernleştirme-batılılaştırma projesi, İslâm’dan koparma, sekülerleştirme politikaları akamete uğrar ve kendilerine iktidar ve rant sağlayan statüko tehlikeye girer diye korkmaktadırlar. İşte bu sebeple, sınırlı yetkili, oligarşi güdümlü 'siyasi iktidar'lar dışında, özellikle de 'devlet iktidarı'nı oluşturan bürokratik oligarşi üzerinde halkın ve seçtiklerinin söz sahibi olmaması için her türlü tedbiri almaya çalışmaktadırlar. Ve işte 1982 Anayasası da böyle hak, hukuk, özgürlükler ve halk iradesi konusunda hastalıklı bir zihniyetin dogmatik ve ideolojik bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır.”

Vakit

Güncel Haberleri

İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı