İstanbul ve Ankara'da, ABD'nin Guantanamo Üssü'nün kapatılması için gösteri düzenlendi.
ABD'nin İstanbul Başkonsolosluğu önüne gelen İHD üyesi 4 kişi de Guantanamo'nun kapatılması istemini içeren bir açıklama yaptı.
Basın açıklamasında bir konuşma yapan Özgür-Der Yönetim Kurulu üyesi Kenan Alpay, “ABD'nin Ortadoğu'ya ‘özgürlük, insan hakları, demokrasi’ getirme iddialarının ne demek olduğu Guantanamo ile ortaya çıkmıştır.” dedi. ABD emperyalizminin işgal politikalarına direnenleri Guantanamo'da en tabi insani haklardan dahi mahrum edecek şekilde tutsak ettiğini belirten Alpay, Türkiye devletinin yetkililerinin Guantanamo işkencehanesindeki rollerine de değindi. Kenan Alpay, Guantanamo'da yapılan sorgulamalara Türkiye'den yetkililerin de katıldığını ve nakliyat esnasında Türkiye'den de yardım alındığını ifade ederek “hukuk devleti” iddiasında olan yetkililerin en kısa zamanda konuyla ilgili takibat yapmaları gerektiğini açıkladı.
Kenan Alpay, ABD Başkanı Bush'un son Ortadoğu ziyaretine de dikkat çekerek, bölgeyi talan edip yağma eden emperyalistlerin işgal ve sömürü politikalarından vazgeçmediklerini, başta Filistin olmak üzere direnişi engellemek için yeni politikalar geliştirdiklerini vurguladı. Alpay, Guantanamolara rağmen emperyalizme ve işgale direnen İslami hareketlerin direnişten vazgeçmeyeceğini, işgal ve sömürü yok oluncaya kadar mücadeleye devam edileceğini belirterek sözlerini noktaladı.
Eylemde "Katil ABD Ortadoğu'dan Defol", "Emperyalizm Yenilecek, İslami Direniş Kazanacak", "Katil ABD Hesap Verecek" şeklinde sloganlar atıldı.
AKDAV, AKV, ASDER, İHH, MAZLUMDER, ÖZGÜR-DER ve TÜKETİCİLER BİRLİĞİ’nin ortak düzenlediği eylemde Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Ramazan Beyhan’ın okuduğu basın açıklamasının tam metni:
İNSANLIĞIN YÜZKARASI: "GUANTANAMO" İŞKENCEYE ORTAK OLMAYIN!
Guantanamo, Küba adasının doğu kısmında yer alan ABD Askeri Üssünde, ilk olarak 11 Ocak 2002 tarihinde başta Afganistan olmak üzere farklı ülkelerden esir alınan, daha çok Taliban ve El Kaide üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanan kişilerin getirildiği, askeri hapishanedir. En önemli özelliği, Ulusal veya uluslararası hiçbir hukuk kuralının geçerli olmaması; tutukluların "esir" bile sayılmaması. Çünkü, ABD hükümeti, Guantanamo´da tutulanları, 3. Cenevre Antlaşması´na göre "savaş suçlusu" ya da ABD hukuk sistemine göre "suçlu" olarak kabul etmemektedir. Tutukluları, yargılamak için mahkeme önüne çıkarmadan, her türlü işkence ve kötü muameleyi, hukuksuzluğu uygulayabilmek amacıyla, kendi uydurduğu "yasadışı savaşçı" kavramı ile en temel insan haklarını hiçe saymaktadır.
38 farklı ülkenin vatandaşının tutulduğu tahmin edilen Guantanamo´da uygulanan işkenceler nedeniyle çok sayıda tutuklu dayanamayarak intihar girişiminde bulunmuştur. Farklı tarihlerde bazı tutuklular kamptaki hücrelerinde ölü bulunmuştur. Kamp görevlilerinin insanlıkdışı muameleleri ve yaptıkları işkencelere ek olarak, tutukluların dini inançlarıyla dalga geçmeleri, ağır hakaretlerde bulunmaları, kutsal kitabı tutukluların gözü önünde tuvalete atmaları basına da genişçe yansımıştır.
Fidel Castro´nun "Küba´nın kalbindeki hançer" dediği Guantanamo´da insanlık dışı ve işkence koşullarına ilişkin olarak Birleşmiş Milletler ve Avrupa Parlamentosu´nda insan hakları skandalı olarak nitelendirilmesine rağmen, devletler düzeyinde ABD´ye ciddi ve etkili sayılabilecek bir tepki gösterilememiştir. Tüm bunların yanında Türkiye ve 14 Avrupa ülkesi, CIA tarafından Guantanamo işkence kampına tutukluların taşınmasına, işbirliği yaparak yardım ve imkân sağlamış ya da bu faaliyetlere sessiz kalmışlardır. Guantanamo´ya yapılan sevkiyatlarda İncirlik´in merkez üs gibi kullanılması, bu uçuşlarda esirlerin %86´sının (628 kişinin) Guantanamo´ya taşınmasında Türkiye´nin kullanılmış olması ülkemiz adına büyük bir ayıptır. CIA´in işkence uçuşlarına imkan veren devlet yöneticileri ve yetkililer, taraf oldukları işkenceyi yasaklayan uluslararası Sözleşmelere göre işkence suçuna ortak olmuşlardır.
Türkiye´nin Guantanamo´da tutulan başta Murat Kurnaz olmak üzere kendi vatandaşlarının serbest bırakılması için "hiçbir çaba sarfetmemesi"nden öteye, serbest bırakılanların ifadelerinde belirttiği, Türk yetkililerinin Guantanamo´da kendi vatandaşlarının sorgulanmasına katılması insanlık adına utanç vericidir.
ABD, Guantanamo´da tuttuğu insanları, en kısa sürede bağımsız sivil mahkeme çıkarıp yargılamalı ya da serbest bırakılmalıdır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği başta olmak üzere devletlerin de, ikiyüzlülükle Guantanamo günahına ortak olmak yerine:
- CIA işkencesine işbirliği yapan sorumlular hakkında soruşturma yaparak hesap sormalı, işkenceye dolaylı olarak ortak olan görevliler hakkında cezai işlemler yapmalı,
- Guantanamo ve dünyanın başka yerlerindeki benzer uygulamalar yapılan gizli gözaltı merkezlerinin kapatılmasını talep etmeli,
- Yeni kaçırma ve işkence olaylarının önüne geçecek tedbirleri almalı,
- Serbest bırakılanlar için koruma ve rehabilitasyon programları uygulamaları gereklidir.
Bu bağlamda Guantanamo hukuksuzluğunun yaşadığımız ülkeye yansıyan yüzüyle ilgili olarak da şunları vurgulamayı gerekli görüyoruz: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için başka devletler ve kuruluşlar çaba sarf ederken, Türkiyeli yetkililerin kendi vatandaşları için takındığı umursamaz tutum "bürokratik-despotik" devlet anlayışının tipik bir yansımasıdır. Bu sorumsuz ve gayrı insani tutumun acilen terk edilmesini; Guantanamo´ya yapılan transferlerde Türkiye hava sahasının ve imkanlarının kullanılmasına izin veren yetkililer hakkında ise vakit kaybedilmeksizin soruşturma açılmasını talep ediyoruz.
haksöz