Görünen o ki!

Abdurrahman Dilipak

Derin Gerçekler

Geleceği yalnız Allah bilir.
Biz geleceğe ilişkin korku ve umutlarımız ile ilgili olarak, aklın muktezası ve esbab-a tevessül babında, havf ile reca dengesini gözeterek, Allah’ın rızasını istikametinde hazırlık yaparız.
Trump dengesiz biri.
Bir dediği bir dediğini tutmuyor. Şarlatanlık yapıyor.
Ahlaki zaafları var ama kendini kutsal biri olarak görüyor, gösteriyor. Netanyahu da öyle. Bu iki kişi bölgeyi ateşe verdi ve bir dünya savaşı için “Tanrıyı kıyamete zorlama” adına ne lazımsa yapıyorlar.
Mevcut saldırılar kadar belirsizlikler de krizi daha da büyütüyor.
Siyasete aklı selim hâkim değil.
Kehanetler ve Şeytani hilelerle işler götürülmeye çalışılıyor.
Bu anlamda önümüzdeki günler çok şeylere gebe. 3 Mesih, 2 Deccal ve 2 Mehdi’ye hazır olmalıyız. Sıcak çatışma 6. Kol faaliyetleri ile her yere yayılabilir. Siber savaş teknikleri savaşan taraflar birbirine ciddi zararlar verebilir.

İran-ABD savaşı uzun sürecek gibi.
ABD taktik Atom bombası kullanma konusunu müzakere ediyor.
Kara operasyonu için asker bulamayacak gibi. Orduda bölünmeler yaşanabilir. ABD’nin deniz gücü de başarısız oldu.
Özellikle çok övündükleri o uçak gemileri açık hedef haline geldi ve kaçarken bile zorlandı. Savunma sanayi konusunda Uçak gemileri dönemi bitiyor. Dev uçak gemileri için artık Hurdacının yolu gözüküyor.

ABD yenilgiyi kabul etmeyecek, İran da. Olan İsrail’e olacak. İsrail “Şamar oğlanı”na dönecek. İsrail’de ve uzun süren savaş iç isyanlarla bir yandan itibarını kaybederken, giderek yalnızlaşacak, öte yandan İsrail ve dünyadaki Yahudi cemaati, Siyonistler teolojik bir travma yaşayacaklar.

İsrail kendi sonunu kendi bitirecek. İran ise, sonuna kadar dirense de teslim olmasa da ekonomik, sosyal açıdan olduğu gibi Teo politik açıdan o da çok zor günler yaşayacak gibi gözüküyor. İran’da bu sürecin sonunda hem İmamet makamı hem de Tahran’daki siyasi yönetimin iş başında kalması zorlaşacak gibi.

Türkiye bir yandan İran’la, diğer İslam ülkeleri ile beşerî ilişkilerini geliştirerek, yarın için yeniden yapılanma sürecinde dost ve kardeş ülkelerle iş birliğinin zemini bugünden oluşturulmalıdır. Yeni yönetim, Türkiye’nin desteğinde ve Türkiye ile birlikte yürüyecek. Bu sürecin daha hızlı ve sancısız olabilmesi için de her iki ülke ve halkları politikalarını gözden geçirmeli ve birbiri ile yakınlaşmalı.
Türkiye bu süreçte, batının İslam ülkelerine yönelik Truva atı rolü üslenmemeli.
Türkiye batının vekalet savaşlarının arenası, sıçrama tahtası, savaş paratoneri, ucuz asker deposu olmamalı.
Seküler politikasını Teo politik bir alana doğru çekmeli. Çünkü önümüzdeki yıllarda çok uzun bir süre, İslam dünyası, Hristiyan dünyası ve Museviler bu Teo politik travmadan yakalarını kurtaramayacaklar gibi gözüküyor.

Türkiye bir yandan Doğuya, İran’a doğru nüfuz alanını genişletirken, aynı şekilde Güneye doğuda, adalet, barış, hürriyet, eşitlik temelinde bir siyasi ve hukuki zeminde nüfuz alanını genişletecek. Bunun tabii sonucu olarak, ABD bölgeden topyekûn çekilirken kendi iç sorunları ve dünyadaki itibar kaybının sebep olduğu ekonomik, politik sorunlarla baş edemez hale gelecek ve büyük ihtimalle dağılacak.

İsrail ise giderek boşalacak ve geri kalanlar İslam dünyası ile barışmanın yollarını arayacaklar ve belki de Türkiye Filistin topraklarında bir vesayet rejimi oluşturarak, Kudüs’ü merkeze alan, Hz. Ömer’in Kudüs beyannamesi çerçevesinde yeni bir yapı oluşturacak.

BM’nin bu şartlarda varlığını sürdürmesi pek mümkün değil. Beraberinde birçok uluslararası örgütte çökecek ya da dağılacak. Ulus devletlerdeki çatışma ve çöküşün ardından yeni bir milletlerarası düzenin inşası için, yeni fikirler tartışılacak.

Bana kalırsa bu mevcut savaşın sonunu görmek için 2030’u görmek gerekebilir. “Yeni dünya düzeni”nin inşası için ise 2035den sonrasına bakmak gerekir. Bu aradaki dönem çok çalkantılı geçecek. Bugünkü mevcut iktidarlar, bu çalkantılı dönemde tasfiye edilmiş olacak. Yeni dünya düzenine geçişte, geçmişe ilişkin hukuksuzluklar, yolsuzluklar, mafyatik ilişkiler de tek tek çözülecek ve geçmiş dönemlerin derin ve karanlık işlerinin hesabı sorulacak ve gasıpların servetlerine el konulacak. Onlar kaçacak, sığınacak yerde bulamayanlar, kendileri mal ve mülklerinden gönüllü olarak feragat edebilirler. Bazıları da gerçekten tövbe edebilir.

Bu arada ABD’nin hegemonyası çökerken dolar da çökecek tabi. ABD çökerse NATO da çöker. FED de çöker, LOBOR’da.

Görünen o ki, dünya ülkeleri arasındaki sun-i sınırlar, uydurma rejimler ve kukla yöneticilerde itibarları ile birlikte makamlarını da kaybedecekler.

Şunu artık herkes görüyor ki, ABD ve İsrail kendini bitiriyor. İran çok ağır bir bedel ödeyerek ayakta kalmayı başarsa da Savaş yorgunu ve yaralı bir halkla kendi başına ayakta kalmakta zorlanacak gibi gözüküyor.

Bu süreçte Türkiye’nin tarihi bir rol oynaması için önce Allah’ın yardımını alması gerek. Bunun için her alanda ciddi bir arınmaya ihtiyaç var. Ve önce de uluslararası sistemden yakasını kurtarması, zalim ülkeler ve onların yöneticilerini dost edinmekten vazgeçmesi gerekir. Ahlaksızlık, adaletsizlik, aile ve gençliğin durumu, yolsuzluk, rüşvet, torpil, Türkiye’nin en büyük sorunu.
Aksi halde Allah’ın gazabı Türkiye’yi de vurur.
Bölgeyi yakacak ateş Türkiye’ye de sıçrarsa da bugün Türkiye’de yaşanan olumsuzluklara karşı toplumun idrakinde oluşan yeni çıkış yolları arayışı, çözüme giden yolda hayati bir imkân sunacak.
Bugün memleketimizde herkes, bu işlerin böyle gitmeyeceği konusunda hem fikir. Ancak henüz, yeni bir çözüm için hazır değiller. Herkes birinden korkuyor. Ve herkes kendi içlerindeki ahlaksızlardan, yolsuzluğa batmış kişi ve gruplardan rahatsız.

Halk da şunu gördü artık, birbirimize rağmen bu ülkeyi ayağa kaldıramayız. Onun için ön yargılarımızdan sıyrılıp, birbirimizi dinleyip anladıktan sonra adalet, barış, hürriyet temelinde katılımcı, çoğulcu, şeffaf, hak ve hukuka saygılı, insanların mal, can, namus, akıl-inanç ve nesil emniyetine dayalı yeni bir hukuk devleti inşa etmeliyiz. 19YY sonlarında, Kapitalizm, komünizm ve Faşizmin gölgesinde oluşan kavram ve kurumlarla 21.YY’ı açıklamak mümkün değil.

Bu arada şunu söylemeden geçmeyeyim. Trump ve Netanyahu başımızın belası, Satanist, Pedefolik, Siyonist, İns’in Şeytanına dönüşmüş mahluklar değil mi? Tamam da Allah (cc) (Bakara 251)’de ne buyurdu: “Eğer Allah, insanların bir kısmını diğer bir kısmı ile defetmeseydi (engellemeseydi), yeryüzü mutlaka fesada uğrar (bozulur, düzen bozulur)dı. Fakat Allah âlemler üzerine büyük bir lütuf sahibidir”. Bu ikili eliyle Allah (cc) yeryüzünü fesada veren iki devleti ve iki topluluğu helak ediyor. Hatta daha fazlası da var. Bir de Epstein’i buna eklemek gerek. Allah (cc) bunlar eliyle ABD ve İsrail’in itibarını bitirdi, şimdi İran’ın da katılımı ile bunların medeniyetlerini, şehirlerini başlarına yıkıyor. Bölgemizdeki bütün o askeri üsler yıkıldı gitti. ABD ve İsrail kendi elleri ile kendi itibarlarını bitirdiler. Sahi o işbirlikçi Arap rejimlerinden nasıl kurtulacaktık? Epstein İslam ülkelerindeki işbirlikçi rejimlerin kirli çamaşırlarını gözler önüne serdi. ABD’nin, Trump’ın, İsrail’in, Netanyahu’nun Epstein’in içimizdeki dostları, işbirlikçileri deşifre oldu. Gazze konusundaki sessizliklerinin asıl sebebi ortaya çıktı. Bu arada Hindistan gibi ülkelerin gerçek niyetlerini, kimliklerini, planlarını da öğrenmiş olduk. Hepsi suçüstü oldular.

Allah (cc) bir şeyi murat ederse, iradesini gerçekleştirmek için bize muhtaç değil. Nasıl ki, Şeytan da Allah’ın iradesine tabi ise, ABD, İsrail, Epstein, Trump ve Netanyahu da Allah’ın iradesine tabidir. Bizim Allah’ın yardımı için O’nun rızasına yönelmemiz lazım. Yoksa bu zalimleri yakacak ateş, bize de dokunur. İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden diğer insanlar da zarar görür.

Bu benim senaryom, benim tahminim... Siz de kendi senaryonuzu yazın. Bizler bir sürü tahminlerde bulunabiliriz, ancak sonuçta galip gelecek olan Allah’ın (cc) hükmü olacaktır. La galibe illallah! Geleceği yalnız Allah (cc) bilir. Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Biz bilmeyiz Allah bilir. Siz kendiniz ve yakın çevrenizin akıbetini merak ediyorsanız, Allah’ın (cc) bugün sizi neyle meşgul ettiğine bakın. Allah (cc) servet ve iktidarı halklar ve ülkeler arasında evirir çevirir. Mal ve makam verdiklerinden gün gelir o mal ve makamı çekip alabilir. Allah (cc) bizleri mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle, kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir.
Selam ve dua ile.