Gazze’ye Ağlamak, Mısır’la Kahrolmak

Mehmet GÖKTAŞ

Dikkat etmişseniz son kırk yıldan bu yana mutlaka Ramazanımızı içimize zehir eden bir acı yaşıyoruz. Küfür cephesinin saldırıları Afganistan’ın işgaliyle başladı ve kırk yıldan bu yana hiç ara vermedi.

Bu kırk yılın içerisine Bosna’yı, Çeçenistan’ı da koyun.

Bu dönem içinde Irak ve Suriye ise boyumuza kadar kana gömüldüğümüz ve halen içinden çıkamadığımız bir coğrafyamız.

Felaketler arada bir dursa da Filistin, Gazze bizim değişmez bir yaramız, kanamaya hiç ara vermedi. Fakat Siyonist terör devleti bütün Ramazanlarda gâvurluğunun dozajını biraz daha artıra geldi. Müslümanları en güzel günlerinde vurmaktan ayrı bir zevk alıyor olmalı ki hep böyle yapıyor.

 

Biz Mısır’da binlerce Müslümanın meydanlarda katledileceğini, yüzlercesinin idam edileceğinin, binlercesinin zindanlara tıkılacağını hiç aklımıza getirmemiştik. Öyle ya, Zalim Hüsnü Mübarek döneminde bile görmemiştik.

Halbuki Filistin’in birazcık rahat nefes alabilmesi için en büyük beklentimiz Mısır’dandı.

Şimdi hangisine yanalım? Kanlı bir darbeyle yönetime gelen Sisi denen firavunu bağrına basan iğrenç ve ikiyüzlü Batının yaptıklarına mı yanalım? Müslümanların kanına doymayan bu zalime diğer Arap dünyasının milyarlarca dolar akıtmasına mı yanalım?

Defalarca dile getirdiğimiz gibi zaten onların ülkelerinin zindanları başta İhvan olmak üzere dindar Müslümanlarla dolu.

Bu arada, ümmetin en güzide alimlerinin ve siyasilerinin idamının adet haline geldiği Bangladeş’i de unutmayalım.

Zaten o coğrafyanın kanayan yarası Keşmir’in yanına şimdilerde Arakan eklenmiş durumda.

Mübarek Ramazan ayında Mısır’da 17 Müslümanın idam edilmesine hiçbir ses çıkarmayan bir dünyada yaşıyor olmak ne acı bir şey?

Ya İslam dünyasının sessizliği? Türkiye’nin muhafazakâr basınında bile yer almadı.

Türkiye’deki siyaset dünyası da acaba Akdeniz’de bir ittifak kurabilir miyiz ümidiyle Sisi’nin bunca gâvurluklarına hiçbir ses çıkarmaz oldu.

Elimizin kolumuzun böylesine bağlanacağını hiç bekler miydik?

Fakat biz Rabbimizden hiç ümidimizi kesmedik, zalimlerin bir gün tepe taklak gideceğine dair ümidimizi hep koruyoruz.

Mademki küfür dünyası kendisi için en büyük tehlike olarak İslam’ı ve Müslümanları görüyor, Rabbim korktuklarını başlarına getirecektir inşallah.