Gardiyanlar, Çeber'in sandalyeden düştüğünü ileri sürdü

Haftalık Yürüyüş dergisini 4 arkadaşıyla dağıtırken gözaltına alınan Engin Çeber'in Metris Cezaevi'nde işkence görerek yaşamını yitirmesine ilişkin davanın ilk duruşması görülmeye başlandı.

Gardiyan, jandarma, ve polislerin de aralarında bulunduğu 60 sanıktan 6 tutuklu sanığın ifadesi alındı. Polis memuru olan sanıkların katılmadığı duruşmada tutuklu sanıklar, kötü muamelede bulundukları iddiasını reddederek sayım sırasında Engin Çeber'in ayağa kalkmakta direndiğini, kendisini kaldırmaya çalışırken de sandalyeden düşerek kafasını duvara çarptığını söylediler.

Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinde Engin Çeber'in İstinye polis merkezinde ve Metris cezaevinde gördüğü kötü muamele sonucu ölmesine ilişkin davanın ilk duruşmasına 6'sı tutuklu 41 sanık katıldı. 18 tutuksuz sanık ve cezaevi doktoru ise gelmedi. Duruşmaya Engin Çeber'in babası Ali Tekin ve kız kardeşi Şerife Çeber'in yanı sıra Engin Çeber'le birlikte işkence ve dayağa maruz kaldığı ileri sürülen Aysu Baykal, Özgür Karakaya ve Cihan Gün de müşteki olarak duruşmada hazır bulundu. Görüntü ve ses kaydı alınarak yapılan duruşmaya yaklaşık 50 müşteki avukatı katıldı. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi'nin izleyici olarak katıldığı duruşmada KESK başkanı Sami Evren ile Van, Diyarbakır, Bitlis, Şırnak, Mersin, Bursa, Ankara ve İstanbul baroları, İnsan hakları derneği ve Çağdaş hukukçular derneği adına yaklaşık 800 avukat, suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle davaya müdahil olarak katılma talebinde bulundu.

Cumhuriyet Savcısının da olumsuz görüş bildirmesinin ardından verilen 2 dakikalık aradan sonra Mahkeme heyeti, 800 avukat tarafından temsil edilen kuruluşların, suçtan doğrudan zarar görmediklerini gerekçe göstererek müdahillik taleplerini reddetti. Bunun üzerine bu avukatlar duruşma salonundan ayrıldı. Mahkeme heyeti, Engin Çeber ile cezaevinde kötü muamele gördükleri ileri sürülen Özgür Karakaya, Cihan Gün ve Aysu Baykan ile Engin Çeber'in ablası Şerife Çeber ve babası Ali Tekin'in müdahillik taleplerini kabul etti. Ancak heyet, müdahil avukatlarına da sanık avukatları gibi bir müvekkilin en fazla üç avukatla savunulabileceği yolunda kısıtlama getirdi.

Sanık avukatları, yasa gereği iddianameyi Cumhuriyet savcısının okuyabileceği yönünde hatırlatma yaptı. Ancak Cumhuriyet Savcısı, yasada iddianameyi kimin okuyacağı yolunda açık bir karar bulunmadığını söyledi. Bunun üzerine alınan bir ara kararın ardından Mahkeme Heyeti Başkanı 24 sayfalık iddianameyi okudu. Ardından söz alan müşteki avukatı Selçuk Kozanoğlu, cezaevi müdürlerinin suçu gizlemekten değil suça iştirak suçundan yargılanmasını talep ederek ek sorgu yapılmasını istedi.

Taleplerin ardından tutuklu sanıkların ifadelerinin alınmasına başlandı. Metris Cezaevinde 2. Müdür olarak görev yapan Fuat Karaosmanoğlu savunmasında Çeber'e yönelik kötü muameleye şahit olmadığını böyle bir durum olsaydı kesinlikle müdahale edeceğini söyledi. Karaosmanoğlu, olayın çok üzücü olduğunu ve işkencecilerin varsa cezalandırılmasını istediğini belirterek, "Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Olayın yaşandığı gün nöbetçi amirdim. Engin Çeber isimli tutuklunun darplı olarak cezaevine alınması ve koğuşa yerleştirilmesi, benim vardiya saatimde gerçekleşmemiştir. 7 günlük süre içerisinde varlığından bile haberim yoktu. Ben ölüm orucunda açlık grevinde bulunan siyasi suçlulara bile oldukça sıcak davranmışımdır. Mahpuslara abi ve baba şefkatiyle sarılmışımıdır. Kötü muameleyi kabul edemem." dedi. Engin Çeber'i rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı gün gördüğünü belirten Karaosmanoğlu, "Sayım yapılırken bir odanın açık olduğunu gördüm. Oraya giderek durumun ne olduğunu söyledim. Bana bir kişinin sayım sırasında ayağa kalkmadığını böyle bir problemin olduğunu söylediler. Bende rahatsız mı diye sordum. Kötü muamele görmedim. Daha sonra hastaneye kaldırılacağını öğrendim. Doktora sordum durumunun kötü olduğunu söyledi. Biri de sara hastası olduğunu söyledi." İfadelerini kulandı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılanan Karaosmanoğlu böyle bir olayla suçlandığı için utandığını ve kendisinin mağdur edildiğini söyledi.

Müdahil avukatının "Tutanakta Engin Çeber'in ayağa kalkamadığı için kollarından kaldırılmak istendiğini ve yere düştüğünü yazmamışsınız. Bu tutanağı olaydan sonra mı hazırladınız. Sahte mi bu tutanak?" şeklindeki sorusu üzerine Karaosmanoğlu, "Ben içeride yaşananları görmedim görevli infaz koruma memuruna güvenerek yazdıklarını imzaladım" dedi.

Ardından sırasıyla tutuklu İnfaz Koruma Memurları Selahattin Apaydın, Yavuz Uzun, Murat Çise, Sami Ergazi ve Nihat Kızılkaya dinlendi. Sanıklar verdikleri ifadelerinde tutuklu Engin Çeber ve 2 arkadaşının rutin sayım işlemleri sırasında ayağa kalkmadığını ilk sayımlarda bu şekilde sayıldıklarını ancak kendilerine nasihat ederek diğer tutuklulara saygısızlık ettiklerini söylediklerini belirtti. Sanıklardan Sami Ergazi, 7 Ekim 2008 sabahı sayım sırasında yaşananları ise şöyle anlattı: "Engin Çeber, kendisinin siyasi tutuklu olduğunu ayağa kalkmanın onur kırıcı bir davranış olduğunu gerekçe göstererek direndi. Memur arkadaşlar siyasi tutukluların bu koğuşta bulunamayacağını zaten kendisinin de polise mukavemet suçundan geldiğini söylediler. 2 dakikalığına ayağa kalkmanın onur kırıcı olmadığını diğerlerine saygısızlık yaptıklarını hatırlattılar. Daha sonra kollarından tutularak ayağa kaldırmaya çalıştık. Bu sırada kendini kastığı için sandalyeden arkaya doğru düşerek başını duvara çarptı" dedi. Bir avukatın Ergazi'ye ayakta sayım yapmanın yasal prosedürünü sorması üzerine "Koğuşta 5 kişinin üzerinde kişi bulunduğunda ayakta sayım yapılır prosedür böyledir. İdarenin varlığını hissettirmek için yapılır cevabını verdi. Tüm sanıklar cezaevinde kesinlikle işkence olmadığını kamera kayıtlarından bunun anlaşılacağını belirterek tahliyelerini istedi.

Mahkeme Heyeti tüm gün süren duruşmayı, tutuksuz sanıkların ifadeleriyle devam edilmesi için yarına erteledi.

-ENGİN ÇEBER'İN ÖLÜMÜ-

Engin Ceber 28 Eylül 2008'de haftalık 'Yürüyüş Dergisi'ni dağıtırken 4 arkadaşıyla birlikte gözaltına alınmıştı. İddiaya göre Çeber, önce gözaltında getirildiği İstinye Polis Merkezi'de kötü muamele gördü, darp edildi. Daha sonra tutuklanarak Metris Cezaevi'ne gönderildi. Burada da 7 gün boyunca gardiyanlar ve jandarma tarafından kötü muameleye maruz kaldı. Ceber kaldırıldığı Şişli Etfal Hastenesi yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Engin Çeber'in ölümünden dolayı özür dilemişti.

Metris Cezaevinde gördüğü işkence sonucu yaşamını yitiren Engin Çeber ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Cevdet Doğan tarafından hazırlanan 24 sayfalık iddianame 60 sanık için yaklaşık 280 yıl hapis cezası isteniyor. Cezaevi ikinci müdürü Fuat Karaosmanoğlu ve gardiyanlar Selahattin Apaydın, Sami Ergazi ve Nihat Kızılkaya hakkında işkence sonucu ölüme sebebiyet verme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. İşkenceye göz yumduğu öne sürülen cezaevi doktoru Yemliya Söylemez hakkında "sağlık mesleği mensuplarını gerçeğe aykırı belge düzenlemesi" suçundan TCK'nın 210/2 maddesi gereğince 1,5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.

İddianamede ayrıca polis memurları, jandarma ve diğer infaz koruma memurları için de "eziyet etme", görevi kötüye kullanma", "kamu görevlisinin suçu bildirmemesi" "zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama" suçlarından cezalandırılmaları talep edildi. 1 Ekim tarihindeki sayımda Çeber ve arkadaşlarının Yavuz Uzun, Murat Çise ve Öncay Bozo tarafından 14 dakika 37 saniye süren sayım sırasında tekme, tokat ve ahşap sopalarla dayak yedikleri belirtilirken, üzerlerine vücutları tamamen ıslanacak şekilde su döküldüğü ileri sürüldü.

Güncel Haberleri

Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?