“Ey benim kavmim...”

Mehmet GÖKTAŞ

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmem? Kur’an’da tevhid mücadeleleri anlatılan bütün peygamberlerin ifade ettikleri ortak kalıp cümleleri vardır.

“Ey benim kavmim, geliniz kendisinden başka ilahınız olmayan Allah’a ibadet ediniz.” Kendisine risalet görevi verilen bütün peygamberler istisnasız bu ifadeyi kullanmışlardır.

“Andolsun ki biz Nuh’u kavmine elçi olarak gönderdik, o dedi ki; ey benim kavmim, gelin Allah’a ibadet edin, sizin ondan başka ilahınız yok...” (7/59)

Gerek aynı sûrede gerek diğer sûrelerde Nuh Aleyhisselam’ın ardından Hud, Salih, Şuayb Aleyhimüsselam ve bütün peygamberlerin bu ifadeyi tekrarladıklarını görüyoruz.

Peygamberlerin davetleri bazı ayetlerde de bu şekilde teker teker değil “resuller” diye toptan dile getirilmektedir:

“Senden önce hiç bir peygamber göndermedik ki ona; Ben’den başka ilahınız yoktur, o halde bana ibadet edin diye vahyetmiş olmayalım.” (21/25)

Bu arada söz konusu kavimlerin işleye geldikleri bir takım günahları da bulunmakta, “Allah’a ibadet edin” emrinden sonra kendilerinden o günahları da terk etmeleri istenmektedir.

Fakat bütün bunların bir istisnası vardır, Lut Aleyhisselam. Adının geçtiği, mücadelesinin dile getirildiği Kur’an’ın hiç bir yerinde Lut Aleyhisselam’ın kavmini Allah’a ibadete çağırdığını göremezsiniz.

“Lut’u da elçi olarak gönderdik; O dedi ki sizden önceki milletlerden hiç birinin yapmadığı fuhşiyatı mı yapıyorsunuz?” (7/80)

Evet, bu peygamberin adının geçtiği sûrelere bir bir bakabilirsiniz, hiç birisinde Rabbimiz o topluluğu kendisine ibadete çağırmıyor, öncelikle bu sapkınlığı bırakmalarını emretmektedir.

Hâlbuki diğer bütün peygamberler öncelikle Allah’a ibadet, ardından da; ölçüyü tartıyı düzgün yapmayı, zorbalara boyun eğmemeyi ve benzer günahları terk etmeyi emretmektedir.

Unutmayınız ki livatacı ve benzer sapkın insanların Allah Teâla’ya sunacakları hiç bir şeyleri yoktur, insanlar da onlardan bir şey isteme durumunda değildir.

Onlardan istenen “öncelikle şu sapıklığı bir bırakın, ondan sonra size söyleyeceklerimiz var”.

Daha açık konuşalım. Livata ve benzer sapkınlıklar zinadan çok farklıdır, kesinlikle haramlardan bir haram değildir, asla müsamaha gösterilemez, derhal müdahale edilmesi gerekir.

Aslında livata ve benzer sapkınlıkların cezası konusunda ihtilaf edilmesinin sebebi de bundandır.