ADD’den ihraç edilen Yılmaz Dikbaş, Vakit’e konuştu: Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)’nin Protestan Hristiyan misyonerlerce istila edildiğini açıklamasının ardından açılan davadan, MİT’in mahkemeye gönderdiği Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)’in misyonerlik faaliyetlerinde bulunduğu yönündeki rapor doğrultusunda beraat eden ADD eski üyesi Yılmaz Dikbaş Vakit’e konuştu.
Çarpıcı açıklamalar yapan Dikbaş, ADD’deki anlayış değişimini, ÇEV’e karşı kazandığı davayı ve tarihi çıkış ardından yaşadıklarını anlattı
Şener Eruygur ADD başkanı olduktan sonra dernekte sizce neler değişti?
25 Haziran 2006 tarihinde Şener Eruygur, ADD Genel Başkanlığına, Nur Serter de ADD Genel Başkan Yardımcılığına seçildiler. Bu tarihe kadar ADD, Avrupa Birliği’nden hibe almayan, almayı reddeden ender sivil toplum kuruluşlarımızdan biriydi. Bu konuda ADD yönetici ve üyeleri o kadar duyarlıydılar ki, ADD’nin antetli kâğıdında, logosuyla özdeşleşmiş şu söylem yer almaktaydı: ‘Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan fon adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz.’ İşte, Şener Eruygur ve Nur Serter’in ADD yönetimine gelir gelmez ilk ‘icraatları’, ADD’nin antetli kâğıdında yazılı bu ifadeyi kaldırmak oldu! Şener Eruygur ve yardımcısı Nur Serter, ADD’yi de tıpkı yönetiminde bulundukları Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) gibi AB’nin dümen suyuna sokmak istiyorlardı! Ancak hiç beklemedikleri boyutta bir tepkiyle karşılaştılar, ADD tabanı yönetime karşı ayaklandı! ‘Hem AB’ci hem de Atatürkçü olunamaz!’ diyerek direnen tabanın bilinçli tepkisi karşısında, bu ikili geri adım atmak zorunda kaldılar. Şener Eruygur-Nur Serter ikilisinin, tabanın eğilimlerini ve tüzüğü hiçe sayan davranışları bundan sonra da sürdü... Onların bu davranışlarını mertçe, yiğitçe protesto eden ADD Isparta, Ankara-Keçiören ve Sakarya şube başkanları, kesin ihraç talebiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na verildiler... AB mandacısı ikili, ADD’nin başında tam bir faşist yönetim kurmak istiyorlardı... Ben bütün bunları, ‘Avrupa Birliği Tabuta Çakılan Son Çivi’ adlı kitabımda ayrıntılarıyla anlattım…
ÇEV’e yönelik misyonerlik suçlamanız üzerine hakkınızda açılan davayı kazandınız. Bu karar ne anlama geliyor?
ÇEV, Hıristiyan misyonerliği yaptığını açıklayan yazılarımın ve söylemlerimin yalan olduğunu iddia ederek beni mahkemeye verdi, 20.000 YTL tazminat talep etti. Dava görüşüldü. ÇEV’in iddiası reddedildi. Bunun anlamı şudur: ÇEV’in Hıristiyan Protestan misyonerliği yapmış olduğu, bir kez daha, mahkeme kararıyla tescil edilmiş oldu, doğrulanmış oldu…
Şener Eruygur’un Genel Başkanlığı sizce ADD için bir kazanım mıdır, yoksa kayıp mı?
Genel Başkan seçilmeden bir hafta öncesine kadar, Şener Eruygur ADD üyesi bile değildir! Medyanın büyük desteği ile, bir hafta içinde paraşütle ADD’nin başına getirilmiştir! Türk milleti haklı olarak ordusunu çok sever. Bence de Türk Ordusu, yani M. Kemal’in askerleri, bizim göz bebeğimizdir.
Ancak halkımız, çoğu zaman, ordumuzla onun yöneticilerini bir tutarak bir yanlışa düşmektedir! Emekli Orgeneral Şener Eruygur da halkımızın işte bu zayıf tarafından yararlanarak, askeri kimliğini öne çıkararak, ADD delegelerinin oyunu almış, Genel Başkan seçilmiştir. Seçildikten sonra yaptığı her icraat, tüzüğe ve Atatürkçü düşünce ve geleneklerine ters düşmüştür!
Vakit