Ermeni patrikhanesini kim kurdu?

Abdurrahman Dilipak

Bilmem biliyor musunuz, Süryani Patrikliği’nin kurucusu Hz. Ömer’dir.. Kudüs’ün fethinde, Hz. Ömer’i ziyarete gelen Süryani papazları ile görüştükten sonra kendilerine bir baş seçmelerini, onunla bir akit yapılmasının doğru olacağını, Süryani milletini kendilerine karşı o başın temsil edeceğini, aynı şekilde o kişinin aynı zamanda kendi milletine karşı bu ahitten sorumlu olacaklarını söylemişti..

Osmanlı Millet sistemi, Hz. Ömer’in Kudüs’te kurduğu Millet sistemi üzerinde yükselir..

Fatih Sultan Mehmed ise aynı yaklaşımla, Ermeni Patrikliği’ni kurdu ve İstanbul’un Fethi’nden hemen sonra, Bizans İmparatoru oldu..

Osmanlı sultanları, Müslümanların hakanı, Türklerin Hakanı, Arab’ın ve Acem’in padişahı, diğer halkların sultanı, Doğu Roma Bizans’ın imparatoru idi..

Fatih’ten sonra gelen Osmanlı sultanları, bu açıdan, genel olarak  Süryanileri, Hz. Ömer’in, Ermeni ve Bilâd-ı Rum Hıristiyanlarını ise Fatih’in emaneti kabul eder. Bu emaneti, özellikle Doğu Roma’nın imparatoru olarak Batı Roma’ya karşı, Katolizme ve daha sonra Protestanlığa karşı korumuş ve savunmuşlardır..

Ortodoks dünyası, Selçuklu ve Osmanlı döneminde hem İslam’dan, hem de Doğu Roma halklarının inanç ve kültürlerinden yoğun bir şekilde etkilenmişlerdir..

Süryani, Ermeni ve Rum Hristiyanlarının inanç, medeniyet, edebiyat, kültür ve tarihleri, İslam, Osmanlı ve Selçuklu’dan bağımsız ele alınamaz.. Zaten İslam, hikmet olan her şeyi kabul ettiği için ve Ehl-i Kitab toplulukların sahih geleneklerini reddetmediği için arada ciddi bir çatışma da yaşanmamıştır.. Bu halklar Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin ayrılmaz bir parçası olmuşlardır..

Bu ayrışma ulus devlet sürecinde, Amerikan, İngiliz, Fransız, İtalyan, Rus, Vatikan ve İsrail’in etkisi ile ortaya çıkmıştır. İttihat Terakki döneminde bir ayrışma yaşanmış,  Cumhuriyetle de pekiştirilmiştir..

Şimdi AK Parti dönemi, bu anlamda bir restorasyon dönemi başlatmaktadır. Yeni açılım dönemi Ermenilerle başlamıştır. Buna Süryani, Keldani, Arabi, Asuri ve Rumlar da dahil edilmelidir.

Hemen ifade edeyim ki, Rum diye etnik bir kimlik yoktur. Rum denilen halkın Grekler, İyon halkları (Yunan) ile bir alakaları da yoktur. Anadolu’da yaşayan herkes, Müslüman gayrimüslim ya da etkin aidiyetleri ne olursa olsun, RUM kabul edilirler. Rum, Anadolu’daki Doğu Roma halkının ortak adıdır.. Arabı, Kürdisi, Türkisi hepsi Rum olarak tavsif edilir..

Kur’an-ı Kerim’deki RUM sûresi bizden bahseder. Mübadele, Anadolu Hıristiyanlarını Yunanlaştırılma, Balkan Müslüman coğrafyasındaki Müslümanları seyreltme operasyonu idi.. Ermeni ve Rum ayaklanması gibi bu da aynı oyunun bir parçası idi.. Rum denilen halkın Yunan’la hiç bir ilgisi yoktur..

Anadolu coğrafyası Rumeli’dir, Arz-ı Rum’dur! Bizim Rumi sanatımız, Rumi takvimimiz, Mevlana Celaleddin-i Rumi buradan gelir.. Selçuklu döneminde Müslüman kadınlara Baciyanı Rum, erkeklere Ahiyani Rum, gazilere, Gaziyanı Rum denirdi!

Amerikalı kongre üyeleri, Fransız politikacılar, Ermeni komitacıları peşlerine takıp Türkiye’ye karşı bu insanları kullanmak isteyebilirler, ama artık bu işler eskisi kadar kolay olmayacak..

Başbakan Erdoğan ile görüşen Ermeni Patrik Vekili Aram Ateşyan tarihi buluşma sonrası gelen açıklamalar, bu konudaki umutlarımızı artırdı..

Evet, Batılılar tarafından İttihat Terakki zamanında “tavşana kaç, tazıya tut” politikaları uygulandı. Birileri bu ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerine kendilerine iktidar ve servet üretmek istediler.. Ermenileri sürgüne gönderen, soyanlar, Varlık Vergisi uygulamaları ile yapılan zulümlerin arkasında batılılarla siyasi emellerini tevhid eden işbirlikçiler vardı. Bunları Müslümanlara karşı kimlerin neden, nasıl kışkırttıklarını da biliyoruz.. Amerikalısı, Rus’u, İngiliz’i, Fransız’ı, her iki tarafa da yapılan zulümden sorumludurlar..

Geldik bu güne.. Şimdi anayurtlarına dönmek isteyenlere bu yol açılmalı. Rum’u için de, Ermeni’si için de, Süryani’si, Keldani’si, Arami’si, Asuri’si için de.. Üniversitelerimizde bu dilleri ve kültürleri, inanç sistemleri araştırma merkezleri kurulmalı. Bu süreç sürdürülmeli..

Neden 3 ilahiyat birden açılmıyor.. Rum, Ermeni, Süryani ilahiyatı.. Bu inanç mensuplarının geleneksel dini eğitim kurumları da bu anlamda canlandırılmalı bana kalırsa. Heybeliada filan çözülmeli artık! Medreseler de ihya edilmeli.. Hatta Yahudi ilahiyatı da açılsa ne iyi olur. Hazaralar, Karaylar, Sabataylar, kendi inanç, tarih ve kültürleri ile tanışırlar..

Ermeni, Rum, Süryani meselesinin çözümü, tarihi hesaplaşmalar ve siyasi hesaplara kurban edilmemeli. Adalet, hak-hukuk ilkesi esas alınarak çözülmeli. Umudumuz korkumuzdan önce gelmeli.. Birbirimiz için tehdit değil, şans olmalıyız.. Bu yurttaşlarımız; büyüyen Türkiye’nin önünde engel değil, destek olmalı ve bu yükselen değerden karlı çıkmalı..

Şimdi fütüvvetnameleri, emannemaleri yeniden okuma zamanıdır. Osmanlı, Selçuklu, Babür ve Endüslüs’teki millet sistemlerini yeniden gözden geçirme zamanıdır.

Adaletten, barıştan, özgürlükten yana yeni bir dünyanın inşasında ittihad, ittifak ve nimet-külfet dengesine dayalı itilaf zamanıdır..

Bekleyin inananlar, bahar gelecek bahar!

Selam ve dua ile..

NOT: Bu günlerde sürekli konferanslara gidiyorum.. Sadece 2014 yılında verilen plaketlerin sayısı 100’ü geçti. İnanın bunları koyacak yerim de kalmadı.. Yüzlerce plaket oldu.. Bana, o günü düzenleyen kardeşlerimizin, internet çıktısı bir kâğıda, örgüt ve konuşma konusu ile, ne nerede, ne zaman, niçin ve nasıl, kim tarafından düzenlendiği yazılı, mühürlü, imzalı bir kâğıt daha anlamlı olacak. Çocuklarım, nerede, ne zaman ne yaptığımı bu belgeden öğrenmiş olacaklar.. Bu pahalı ve benim açımdan işlevsiz kalan seremoni, pahalı ve işlevsiz bir külfete dönüşüyor. Sizin duanız ve  dostluğunuz benim için hepsinden daha önemli kuşkusuz.

yeniakit