Ergenekon dâvâsı

Abdurrahman Dilipak

Ve savcı mütalaasını verdi.. Gerekçesi: Ergenekon bir terör örgütüdür.

Aralarında İlker Başbuğ"un da bulunduğu 22 kişi hakkında müebbet ceza isteniyor. 96 sanık hakkında ise 15 yıla kadar hapis..

Müebbed hapsi istenen 10 general var..

Müebbed hapsi istenenler şunlar: Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Orgeneral Hasan Iğsız, Hurşit Tolon, Tuncay Özkan, Nusret Taşdeler, Alparslan Arslan, Hıfzı Çubuklu, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Doğu Perinçek, Dursun Çiçek, Alaattin Sevim, İsmail Hakkı Tekin, Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, Erol Manisalı, Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Emekli Tuğgenerel Levent Ersöz, İbrahim Şahin, Avukat Kemal Kerinçsiz, Şener Eruygur, CHP Milletvekili Sinan Aygün,
Çoğu asker. Gazeteci de var aralarında avukat da. Profesör, politikacı, Demokratik Kitle Örgütü başkanı da..

CHP"liler ve MHP"liler ağırlıkta.. Ve tabii hepsi Kemalist. Perinçek"le birlikte MHP"lilerin de aynı çatı altında bulunması çok ilginç..

Talep, öyle bir zamanda geldi ki, bir yandan barış süreci ile ilgili arkası arkasına önemli adımlar atılıyor. Öte yandan mesela Memur Sen, başörtü zulmünü sona erdirecek, kıyafet özgürlüğü girişimini başlatıyor.. Bahçeli cephesinden ve CHP"den öfkeli açıklamalar yükseliyor..

Nevruz, Çanakkale kutlamaları hepsi üst üste geldi..

Ve tabii İstanbul barosunun skandallarla dolu kongresi. Kongrede yaşanan olaylar!
Birileri hâlâ Ergenekon kardeşliği adına derin bir dayanışma içinde.. Ergenekonun avukatlığını üstlenmeleri hukuk adına değil, derin bir görev anlayışı ile yerine getiriliyor sanki.. Baksanıza Cumhuriyet gazetesi, Perinçek, Danıştay"a saldıran kişi aynı yapı içinde.. Bu pencereden bakınca CHP ve MHP aynı yekun içinde toplanabiliyor.. Soğuk savaş dönemindeki sağ-sol, Alevi-Sünni kavgası ve bugünki Türk-Kürt kavgasının arkasındaki güçler daha iyi görülüyor. Bu çevrelerin neden barış istemedikleri de daha kolay anlaşılıyor.. Aynı silahla taranan sağ ve sol kahvelerle ilgili gerçekler de bu çerçevede daha iyi anlaşılıyor..

Bu gerçeklerin ortaya çıkması Kılıçdaroğlu ve Bahçeli"nin öfkesinin arkasındaki gerçekleri açıklamaya yeter sanırım..

Bu taleple, CHP ve MHP"nin Ergenekon kardeşliği de kanıtları ile birlikte mahkemeye sunulmuş oldu..

Mahkeme kararını açıklayacak. Ardından Yargıtay süreci başlayacak.. Yargıtay kararından sonra Anayasa Mahkemesi süreci, AİHM süreci.

Yargıtay dosyayı tekrar görüşülmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderebilir.
Nihai karar için 2014"ü beklemek gerekir gibi geliyor bana..

Benim için önemli olan bu konunun gündemde kalması. Toplumda darbeye karşı bir bilinç oluşması, gizli kapaklı, işlerin deşifre edilmesi. Derin ve karanlık ilişkilerin ortaya çıkarılması..

Sırada Balyoz davası var..

Daha birçok açılacak dava var.. Muhsin Yazıcıoğlu davası bunların en önemlilerinden biri. Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması savcısı değişebilir ya da yargılama adresi değişebilir.. Olay yeri farklı olsa da planlamanın Ankara"da olduğu açık! Yazıcıoğlu suikastının yıldönümünde hâlâ iddianamenin hazırlanmamış olması büyük bir talihsizlik bana kalırsa.. 12 Eylül davası çok yavaş gidiyor. 28 Şubat davasında ilk dalga tamam. Askeri kanatla ilgili iddianame hazır ama bunun arkası gelecek..

Faili meçhullerle ilgili daha bir sürü dava sırada bekliyor. Bu arada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarihi bir karar aldı. AİHM kararlarını uzun süredir incelemekte olan savcılık, faili meçhul soruşturmalarda zamanaşımının uygulanamayacağına karar verdi. Dosyalar, failler tespit edilene kadar açık kalacak. Bu nedenle, zamanaşımı süresi bir ay önce dolan Eşref Bitlis soruşturması devam edecek. Özal dosyası da kapatılmayacak. Uğur Mumcu dosyası da yeni bulgular elde edilmesi durumunda tekrar açılabilecek.

Daha Bülent Arınç ve Kozmik Oda iddianamesi hazırlanmadı..


Bu adamlarda nasıl bir inat varsa. Hâlâ inkar ve tehditlerle işi götüreceklerini sanıyorlar..
Bu davanın sürmesi, uzaması toplumsal öfkeyi artırmaktan başka bir işe de yaramıyor aslında.. Her 12 Eylül, her 27 Mayıs, her 12 Mart, her 28 Şubat, her terör olayı, her faili meçhul olay gündeme geldiğinde bu öfke ve lanet daha da büyüyor.. İçeridekilerin direnişi, inkar politikası, bu siyasilerin "ucuz avukatlık" gayretleri sürdükçe, dışarıdakilerin sıranın kendilerine geleceği korkusu daha da artıyor..

Birçok kişi, birçok şeyi biliyor artık.. Ve bu işin geri dönüşü yok.. Yanlış bir adım, bu işleri kendileri açısından daha da içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.. Keşke, bari bunu akledebilseler..

Öfkesi aklından büyük insanlarla bu işler böyle oluyor demek ki.
Selâm ve dua ile..

yeniakit