ERDOĞAN’IN İRADE BEYANI

Abdurrahman Dilipak

Erdoğan’ın İstanbul sözleşmesinden çekilme irade beyanı taktik bir geri çekilmeden ibaret. Gerçek anlamda hiçbir zaman bir geri çekilme olmadı, aksine sözleşme desteklendi, tahkim edildi. Nasıl mı?

  1. Aile yasasında sözleşmenin bütün hükümleri yürürlükte. Yasama iradesi ortada. Yürütme zaten yasayla bağlı, yargı da yasanın uygulayıcısı.
  2. AB üzerinden uluslararası sistemin başımıza bela ettiği İstanbul Sözleşmesi aslında BM üzerinden dayatılan CEDAW’ın devamı. İstanbul sözleşmesi CEDAW’a göre daha kapsayıcı ve daha genişletilmiş bir sözleşme. CEDAW Kenan Evren’in mirasıydı ve o sözleşme ve yasa da yürürlükte.
  3. İstanbul sözleşmesinin ailenin çocuklarına yönelik kısmı Lanzarote Sözleşmesi ve bağlı yasada mevcut. O sözleşme ve yasa da yürürlükte. İstanbul sözleşmesi ile Aile’nin kurucusu olan “anne-baba” yerine “Ebeveyn” tanımı getirerek “Biyolojik cinsiyet” yerine “Toplumsal cinsiyet” fitnesini başımıza bela etmişti. Bir yandan da Aile Ferdleri din, ahlak, gelenek ve biyolojik cinsiyetlerinden bağımsız, şahsiyetsiz, kişiliksiz BİREY’lere dönüştürülürken, kimliksizleştirme operasyonu sonucu, daha önce din ve mezhep haneleri kaldırılan Kimlik (!?) kartlarından anne-baba adları silinerek, Biyolojik cinsiyet yerine “LGBT+ toplumsal cinsiyet kimliği tanımı olan “GENDER” ikame edildi. Kimliklerimizdeki bu kara leke hala aynen duruyor.
  4. Kaldı ki, Türkiye’den herhangi bir kişi, iç hukuk yollarını tüketip AİHM’e gittiğinde, AİHM, doğrudan mahkeme kararını ve Türkiye’deki uygulamaları İstanbul sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirerek karar vermektedir. Yani sözleşme hükümleri doğrudan iç hukuk için yaptırım gücüne sahiptir. Bu durum uluslararası hukuk çerçevesinde kabul edilmiştir ve NORM HUKUK çerçevesinde ulusal hukuka göre önceliklidir.
  5. Günümüzde BM ve AB AİHM ve BM İnsan Hakları Komiserliği tarafından CEDAW, İstanbul Sözleşmesi ve Lanzarote birbirini tamamlayan tek bir sözleşme olarak değerlendirilmektedir. Dolayısı ile Çekilme İradesi Beyanı by-pass edilmiştir ve Türkiye bunu kabul ederek bu 3 sözleşmenin birden uygulanmasının denetimi ve desteklenmesi konusunda yargı ve vergi muafiyeti vererek, diplomatik dokunulmazlık yanında pozitif ayırımcılık uygulanan bir statüde, tüm kamu kurumları, basın ve STK’larla doğrudan temas imtiyazı tanımlanan UN WOMAN Türkiye’de, İstanbul sözleşmesinin uygulanmasını denetleme ve desteklemek için kurulan GREVİO yerine faaliyet göstermek için Ankara’da, bölgesel denetim, destekleme faaliyetleri için İstanbul’da Balkanlar, Kafkasya ve Ön Asya’yı da içine alan bölgesel bir merkez kurmuştur.

GREVİO’daki son Türkiye temsilcisi Prof. Dr. Aşkın Asan aynı zamanda GREVİO’nun başkanı idi.

Herkes bu konuda daha çok KADEM ve Fatma Şahin’i biliyor ama, Aşkın Asan’ın bu süreçteki yeri ve rolü çok önemli. Prof. Dr. Aşkın Asan ilginç bir kişidir. 1965, Trabzon doğumlu, Türk siyasetçi ve Büyükelçidir.

Riyad Eğitim Fakültesi İslami İlimler Bölümü‘nü bitirdi. Yüksek lisansını, 1990 yılında West Texas Turkish-Amarican Association’un bursunu kazanarak ABD’ye gitti ve Texas Tech Universitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanında yaptı. Doktora eğitimini, 1998’de 19 Mayıs Üniversitesi‘nde tamamladı. 1998 yılında Karadeniz Teknik Üni.’den sonra Fatih Üni. Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümüne yardımcı doçent olarak atandı. 2002-2004 yılları arasında Dubai Ajman University of Science and Technology‘de görevlendirildi. Sultan Qaboos Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. Dekan Yardımcılığı ve Bölüm Başkan Yardımcılığı görevlerini yürüttü. Araştırma projeleri yürütücülüğü yaptı. 2007 seçimlerinde, AK Parti’den Ankara 2. Bölge Milletvekili olarak seçildi. 23. Dönem’de Milletvekili olarak Akdeniz Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkanı ve İKÖPAB Türk Grubu Üyesi oldu. 26 Eylül 2011 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bakan Yardımcılığına atandı. İstanbul sözleşmesinin iç hukuk’ta yasal dayanağı olan 6284 sayılı Kanun 8.3.2012’de kabul edildi. Aslında bu sözleşmenin arkasındaki en önemli isimlerden biri Aşkın Asan’dır.

Asan 2015-2017 yılları arasında Avrasya Üniversitesi rektörü oldu. Ardından 2017 Eylül ayında Üsküdar Tenzile Erdoğan Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü oldu. Dr. Aşkın Asan zamanında bu okul öğrencileri Harvard Üniversitesi’nden online ders almaya başladı. Aşkın Asan, Türkiye Maarif Vakfı Mütevelli Heyeti’ne 2016 Eylül ayında daimî üye olarak atandı. 2019 yılında Avrupa Konseyi İstanbul Sözleşmesi‘nin denetim organı GREVIO üyeliğine seçilmiştir. 2021’de Jakarta (Endonezya)’ya Büyükelçi olarak gönderildi. Bir yılını doldurmadan geri döndü.

Aşkın Asan hem ABD, hem Arap ülkelerinde, hem de Türk dünyasında “muteber” bir isim. AK Parti sonuçta Erdoğan’ın annesi adına yapılan kız İmam Hatibi ona emanet ediyor. Ve tabi Maarif Vakfı’nı da. Aşkın Asan’ın arkasındaki en önemli destekçisi ise KADEM’dir.

Aşkın Asan eşi Habib Asan ile İsviçre’de yaşıyor. Kocası Türk Patent Enstitüsü eski başkanlarından. 2022’den itibaren Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı‘nda (WIPO) “Geçiş ve Gelişmiş Ülkeler Bölümü Direktörü” olarak görev yapıyor.

Lanzarote Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından “çocukların cinsel sömürü ve istismara karşı korunması” için hazırlandığı söylenen uluslararası bir antlaşmadır. 25 Ekim 2007’de Lanzarote’de imzaya açılan sözleşme, Türkiye’de 25.11.2010’de yürürlüğe girmiştir. Sözleşme Türkiye’de 6003 sayılıSözleşmesinin onaylanmasının uygun bulunduğu”na Dair 6084 sayılı Kanun” ile yasal altyapıya kavuşmuştur. (Ayrıntılı bilgi için NOT!a bakınız)

Türkiye İstanbul sözleşmesinden şeklen çekilmiş olsa da yasa zaten sözleşme ile aynı hükümleri ihtiva ediyor. GREVİO yerine gelen, vergi ve yargıdan muaf, diplomatik koruma altındaki UN WOMAN üzerinden sözleşme hükümleri uygulanıyor, izleniyor, denetleniyor ve fonlanıyor. Bu konuda en büyük destek ise LGBT topluluklarına gidiyor tabi ki!

Hala başörtüsünün tartışıldığı Fuhuş’un serbest olduğu bir ülkede, Nasreddin Hoca’nın ifadesi ile, hele de son köpek yasası ve belediyelerin bu konuda yetkilendirilmesinin ardından “taşların toprağa başlandığı, köpeklerin sokağa salındığı” bir ülkede yaşıyoruz. İktidarlar değişse de batıdan gelen taleplerin sağ, sol, liberal, milliyetçi ayırımı olmadan herkesin birlikte olduğunu görüyoruz. Anlayacağınız şark cephesinde birkaç yenilik dışında değişen bir durum yok! Bu konuda hiçbir yenilik yok da değil tabi, artık UN WOMAN, Epstein, Agarta, Chabat var (?!)

Selam ve dua ile.

NOT:

1 – AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN

Kanun No. 6284 , Kabul Tarihi: 8/3/2012

RG 20.3.2021 Salı Sayı:28239

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Temel İlkeler ve Tanımlar

Amaç, kapsam ve temel ilkeler

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.

(2) Bu Kanunun uygulanmasında ve gereken hizmetlerin sunulmasında aşağıdaki temel ilkelere uyulur:

a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, özellikle Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve yürürlükteki diğer kanuni düzenlemeler esas alınır.

2-Türkiye’nin 20.3.2021 tarihinde, tek taraflı olarak İstanbul sözleşmesinden çekilinmesine ilişkin Cumhur Başkanlığının bir irade beyanı söz konusudur.

3-2003 yılında kurulan aile mahkemelerinde 2025 itibarıyla toplam boşanma dosyası sayısı 315.993’e ulaşmış olup, yıllık kesinleşen boşanma sayısı 190-200 bin bandında seyretmektedir. Yıllara Göre Boşanma Sayıları TÜİK verilerine göre 2024: 188.963, 2025: 193.793. 2021’de Açılan toplam boşanma davası 279.557, 2022’de gerçekleşen boşanma sayısı 180.954. En fazla boşanma İstanbul’da. 2022’de İstanbul’da 33.0000 den daha fazla boşanma gerçekleşmiştir. 2025 yılında boşanan çiftlerin çocuklarının %74,6’sının velayeti anneye verilmiştir.

4- Lanzarote sözleşmesinin kabul edildiği Bakanlar kurulu kararındaki imzacı bakanlar: Başbakan Erdoğan, Devlet Bakanları: C. Çiçek, B. Arınç, A. Babacan, M. Aydın, H. Yazıcı F.N Özak, Z. Çağlayana vekaleten E. Günay, F. Çelik, E. Bağış, S. A. Kavaf, C. Yılmaz, Adalet S. Erdim, MSB V. Gönül, İçişleri B. Atalay, Dışişleri A. Davudoğlu, Maliye M. Şimşek yerine Eroğlu, MEB N. Çubukçu, İskan M. Demir, Sağlık R. Akdağ, Ulaştırma B. Yıldırım, Tarım M. Eker, Çalışma Ö. Dinçer, Sanayi Tic. N. Ergin, Enerji T. Yıldız, Kültür E. Günay, Çevre V. Eroğlu..

https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D23/Y5/T1/WebOnergeMetni/429bd3b0-6be5-48be-bc41-1f7c398c85f4.pdf

Tabi ki Lanzarote sözleşmesine de TBMM’deki oylamada, İstanbul sözleşmesinde olduğu gibi grubu olan bütün partiler destek verdiler. Genelde olduğu gibi, bir çok Milletvekili bu sözleşmeleri okumadan EVET dediler.