Başbakan Erdoğan, Grand Cevahir Kongre Merkezi'nde düzenlenen Melen Suyu Projesi Açılışı ve Ağaçlandırma Seferberliğinin Başlatılması Töreni'nde yaptığı konuşmada, 1994 yılında İstanbul'da belediye başkanı olarak görevi devraldıklarında kentin en önemli sorununun susuzluk olduğuna işaret etti.
O dönemde banyo küvetlerinin kullanma sularıyla doldurulduğunu anımsatan Erdoğan, bidon satıcılarının da köşe başlarını tuttuğunu kaydetti.
Erdoğan, ''Biz geldik. Şimdi nasıl döviz büroları kapandıysa o zaman bidon satanlar ortadan yok olmuştu. Çünkü bidona ihtiyaç kalmamıştı. İstanbul'un suyu vardı. Şimdi de TL değerli olduğu için dövize ihtiyaç yok. Onun için döviz büroları kapanıyor. Bütün bunlar Türkiye'nin değişiminin, Türkiye'nin bir güç devşirmesinin adıdır'' diye konuştu.
Suyun başta insan olmak üzere tüm canlıların hayatlarını sürdürebilmeleri için Allah'ın lütfettiği bir ''olmazsa olmaz'' olduğuna vurgu yapan Erdoğan, suyun bir medeniyet olduğunu söyledi.
''Türkiye su kaynakları açısından zengindir'' tanımının zaman zaman yapıldığına işaret eden Erdoğan, ancak Türkiye'nin kullanılabilir su potansiyeli açısından yoksul bir ülke olduğunu, suyun medeniyet haline dönüşmesi için mevcut imkanların değerlendirilmesi ve yatırımların yapılması gerektiğini kaydetti.
İktidara geldiklerinde ''Türkiye'nin akarsuları, dereleri var, ama sular denizlere akıp gidiyor. Tutamadığınız, kullanamadığınız su bizim değildir'' dediklerini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
''Bakıyorsunuz, kusura bakmasınlar ama Greenpeaceliler ayaklanıyorlar, sağa sola saldırıyorlar. 'Efendim, baraj yapamazsınız' diyorlar. Niye? Kardeşim bak, biz bu suyu insan için kullanıyoruz. İnsandan daha değerli varlık var mı? Yok. Bu su böyle denizlere akıp giderse bunun insana faydası var mı? Yok. Suyun olmadığı yerde hastalık var, pislik var, insanın ölümüne neden olan mikrobik gelişmeler var, beslenmede noksanlıklar var. Suya şiddetle ihtiyacımız var. Bu başka bir yerden gelmeyecek. Denizlere giden suyu barajlarda rezerv edeceğiz. Ondan sonra bunların enerjisini kullanacağız.''
Türkiye'nin günlük su tüketiminde dünya ortalamasının gerisinde bulunduğunu belirten Erdoğan, dünya ortalamasının kişi başı 10 bin metre küp/yıl, Türkiye'de ise 1750 metre küp/yıl olduğunu anlattı.
Tüm imkanlar seferber edildiğinde bu rakamın 3 bine çıkacağını ve bunun için de çok çalışılacağını kaydeden Erdoğan, Devlet Su İşleri'nin (DSİ) 2003-2007 döneminde 111'i baraj ve gölet olmak üzere 366 tesis açtığını bildirdi.
Erdoğan, ''Yarım asırdır hayali kurulan, ancak bir türlü hayata geçirilemeyen Ilısu Barajı, Yusufeli Barajı, Bağbaşı Barajı ve Mavi Tünel gibi dev projeler şimdi başladı. Bunların da önünü kesmek istediler. Çok zorlandık'' dedi.
-İZMİR'DE DEV BARAJ AÇILIŞI-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 15 gün sonra da İzmir'de yıllardır konuşulan dev bir barajı açacaklarını ifade ederek, İzmir Ödemiş Beydağı Barajı'nın açıldığı aynı zamanda Bursa Nilüfer ve Sinop Erfelek Barajı da olmak üzere 11 baraj ve 20 tesisin açılışını gerçekleştirmiş olacaklarını belirtti. Erdoğan,
''Başkaları hep konuştu, biz ise hep iş yaptık. Başkaları laf üretti, biz iş ürettik. Bugün yine iş üretiyoruz. 1994 yılı bunların örnekleriyle dolu. Şimdi iktidarımız döneminde bu örnekleri vermeye devam ediyoruz. İstanbul'u çöp dağlarından kurtarıp buralara geldik'' diye konuştu.
Gece rüyalarına giren her konuyu tek tek gerçekleştirdiklerini anlatan Erdoğan, ''Şu anda parlamentoda bazen çok komik şeyler oluyor. Farklı siyasi partilerin milletvekilleri diyor ki 'Filanca eseri biz başlattık'. Ne başlattınız? Böyle bir şey yok. Neyi başlattınız? Var mı vesikanız, gösterin diyoruz'' dedi.
Geçmişte de ''Istranca Dağları'ndaki barajları biz yaptık'' diyenler olduğunu ifade eden Erdoğan, o dönemde Erdal İnönü ve dönemin belediye başkanı Nurettin Sözen'in attığı bir temelin bulunduğunu, ancak kendilerinin göreve gelir gelmez temeli atıp 7 barajı ve bir regülatörü tamamladıklarını kaydetti.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biz başlattık biz bitirdik. Bunlar dürüst de davranmıyorlar. Geçen mecliste gördüm. Bazı arkadaşlarım 'Konya Adalet Sarayı'na biz başladık' diyor. Onlar ise 'biz başladık' diyorlar... Türkiye hep böyle aldatılmış. 20-25 yıl önce temeli atılanlara bile sahip çıkanlar var bu ülkede... 20-25 yıl önce temeli atılır da bu bitmez mi? Ona sıkılmadan sahip çıkıyorlar. Biz bu değiliz. Biz temeli atarız, tarihi veririz ve o tarihte de bitiririz. Bizim anlayışımız budur. Bugüne kadar böyle geldik, böyle de gidiyoruz. Melen de böyle oldu.''
Melen Projesi'nin başlangıcının 1997-1998 olduğunu, ancak o dönemde yüzde 10'luk bir çalışma yapıldığını anlatan Erdoğan, kendilerinin ise görevi devraldıktan sonra Melen Projesi'ne 990 milyon YTL harcama yaptıklarını, ayrıca tamamlanması için de bir 990 milyon YTL daha harcayacaklarını anlattı.
Erdoğan, ''Tabii ki sadece güncel sorunları çözmenin yeterli olmadığını biliyoruz. İstanbul'un 3,5 yıllık değil, 30-40 yıllık su sorununu çözecek projelere kafa yorduk, yoruyoruz ve yoracağız. İstanbul bizim için bir vizyon kenttir. Burada bu tür aksamalar olamaz. 'İstanbul'un suyu yok' dedirtmeyiz.'' şeklinde konuştu.
Melen Suyu Projesi ile 3-4 milyon İstanbullunun su sorununu karşıladıklarını kaydeden Erdoğan, bir yandan İstanbul'un su hayalini gerçekleştirirken bir yandan da ağaçlandırma seferberliğini başlattıklarını söyledi.
-AĞAÇLANDIRMA SEFERBERLİĞİ-
Başbakan Erdoğan, halkın geleceğini ve sağlığını ilgilendiren çevre problemlerinin çözümünde ağaçlandırma seferberliğine önem verdiklerini, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Çevre Programı çerçevesinde düzenlediği bu seferberlikte iddialı olduğunu ve iklim değişikliklerini yavaşlatmak için çaba gösterdiklerini anlattı.
Türkiye'nin bu yıl 200 milyon fidan dikerek Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsü olduğuna da işaret eden Erdoğan, ''Ağaç dikiniz ki ama bir insan bile yeşillikler arasında olduğunu fark etsin'' dedi.
Belediye başkanı olduğu dönemde de İstanbul'da yol kenarlarına diktikleri ağaçların bugün kentin solunum merkezi haline geldiğini kaydeden Erdoğan, gelecek nesillerin yeşil ve yaşanabilir bir ülkede yaşamaları için uzun soluklu çalışmaya başladıklarını belirtti.
Çevre duyarlılığının dünya gündemine son 10 yılda geldiğine de vurgu yapan Erdoğan, son BM Genel Kurulu gündeminin de iklim değişiklikleri olduğunu anımsattı. Erdoğan, ''Biz sevgili Peygamberimizin 'Kıyamet kopmaktayken bile elindeki fidanı ihmal etme' tavsiyesine uyan inanca sahibiz. Doğal hayata sahip çıkmak tüm kurumların ve milletimizin görevidir. Ağaçlandırma seferberliğiyle ülkemizi yeşillendirmeyi, topraklarımızı korumayı ve halkımızı yaşadığı yerde memnun etmeyi amaçlıyoruz'' dedi.
Seferberliğin 2008-2012 yılları arasını kapsadığını ve bu süreçte 2 milyon 300 bin hektar alanın yani Trakya kadar bir alanının yeşillendirileceğini belirten Erdoğan, ağaçlandırma seferberliğinde en başarılı olan illere gelecekte ödüller verileceğini söyledi.
Erdoğan, ''Halkımızla omuz omuza çalışarak ağaçlandırma seferberliğini hedefine ulaştıracağız'' dedi.
Bir fidan dikip ağaç haline getirmenin çocuk yetiştirmeye benzediğine dikkat çeken Erdoğan, tüm halkın bu seferberliğe destek olacağına inandığını da ifade etti.
-''ÖMRÜNÜZ SU GİBİ AZİZ OLSUN''-
Başbakan Erdoğan, konuşmaların ardından Melen Suyu Projesi'nin 1'inci etabını bitiren firmalara DSİ tarafından hazırlanan plaketleri sundu. Aralarında Yüksel İnşaat Onursal Başkanı Mehmet Sert ve MNG Şirketler Grubu Başkanı Mehmet Nazif Günal'ın da aralarında yer aldığı firma temsilcileri plaketlerini aldılar.
Daha sonra Malatya, Adıyaman, Bursa ve Antalya'nın da aralarında bulunduğu bazı illerle canlı bağlantılar yapılarak ağaçlandırma seferberliği başlatıldı.
Son bağlantı Melen'le yapılarak Başbakan Erdoğan, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak, İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve bazı İstanbul milletvekillerinin de katılımıyla butona basılarak Melen'den İstanbul'a su akışı resmen başlatıldı.
Başbakan Erdoğan, ''Ömrünüz su gibi aziz olsun. Hayırlı olsun tüm İstanbullular'' dedi.
-CUMHURBAŞKANI GÜL'ÜN MESAJI-
Bu arada, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de törene video mesajı yolladı.
Gül, Türkiye'nin daha yeşil bir hale gelmesi için başlatılan seferberliğe dikkat çekerek, 5 yıl içinde Türkiye'nin Trakya kadar, Belçika büyüklüğündeki bir alanın yeşillendirileceğini, bu seferberliğin 81 ilde yürütüleceğini dile getirdi.
Gül mesajında, artık doğum ve evlenmelerde en iyi hatıranın ülkenin yeşillendirilmesi olacağını, hatta vefatlarda bile kaybedilenlerin anısını canlı tutmak için ağaçlandırma yapılacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Gül, tüm halkı seferberliğe davet etti.
ajanslar