Economist’in çarpıcı Türkiye makalelerinin sahibi bir Türk. Amberin Zaman, Bush ve Erdoğan arasında gizli bir anlaşma olduğuna ilişkin yaptıkları haberin eksik olduğunu kabul ediyor, ama Başbakan’ın tepkisini ‘çok şahsi’ buluyor ve kaynaklarına güveniyor. Üstelik, hükümete çullanmak isteyenlerin de onu kullandığı görüşünde
ARKA PLAN
Dünyanın en etkili yayınları arasında gösterilen The Economist son dönemlerde neredeyse her sayısı ile Türkiye’nin gündemine oturuyor. Bush-Erdoğan görüşmesinden sonra yayınlanan bir makalede iki lider arasında gizli bir anlaşma yapıldığının iddia edilmesi burada ortalığı karıştırdı. Başbakan yazıyı yazanı ağır bir dille eleştirdi.
Geçtiğimiz cuma günü çıkan sayıda ise Huysuz Virjin’in şikayetleri yer aldı ve bu makale de Türk basınına yansıdı.
Dergiye ilgi artarken biz de Türkiye ile ilgili yazıları kaleme alan The Economist’in Türkiye temsilcisi Amberin Zaman ile bir araya geldik. Bangladeşli diplomat bir baba ve Türk bir annenin kızı olan Zaman 1992’den beri Türkiye’yi dünyanın en prestijli yayınları için dünyaya anlatıyor.
Cuma günü Galata’daki evinde konuştuğumuz Zaman, Başbakan’ın tepkisini çok sert ve şahsi bulduğunu anlattı. Görevinin, gördüklerini ve duyduklarını aktarmak olduğunu belirten gazeteci ‘Türkiye ile ilgili olumsuz bir şey yazınca vatan haini ilan ediliyorum. Sanki yabancı basına çalışan bir Türk olunca göreviniz ülkenizi iyi anlatmakmış gibi düşünülüyor, oysa ben yalnızca işimi yapıyorum” diyor...
The Economist dünyanın en etkin dergilerinden. O dergide Türkiye ile ilgili çıkan bir yazı burada gündem oluyor. O yazıları siz kaleme alıyorsunuz. Son Economist’te Huysuz Virjin ile ilgili bir yazı vardı. Nedir Huysuz’un rahatsızlığı?
- Fazıl Say’dan hareketle Say, Cemil İpekçi ve Huysuz Virjin’e yer verdik. Muhafazakarlığın sanatçıların oksijenini azalttığını söyledik.
Nasıl azaltıyor?
- Huysuz’un iddiasına göre 70’li yıllarda bile o kıyafetlerle devlet televizyonuna çıkarken bugün kanallar artık onu çağırmıyorlarmış. Çünkü kanal yöneticilerinin üzerinde, ‘kadın kılığında erkek ekrana çıkmasın’ şeklinde bir baskı varmış. RTÜK bu iddiayı reddediyor, ama yasal yollardan olmasa da böyle bir şey konuşulmuş olabilir.
ABD’NİN BEKLENTİLERİ OLDUĞU ÇOK AÇIK
Derginin önceki sayılarından birinde yine ilginç bir makaleniz vardı. Bush ve Erdoğan arasında gizli bir anlaşma yapıldığına dair iddialara yer verdiniz. Bu makale Türk basınında büyük yankı uyandırdı. Hesaplamış mıydınız tepkileri?
- Hayır, hiç. O küçücük bir makaleydi. Türkiye’de gazeteler makalenin o kısmını cımbızlayarak “Economist’in iddiası” diye baş sayfaya yerleştirdi. Böylece kıyamet koptu. Oysa o bizim değil, kaynaklarımızın iddiasıydı.
Kaynakların iddiası Economist’te çıkınca bu, derginin bu iddiaların altına imzasını attığı anlamına gelmez mi?
- Hayır, katiyen gelmez. Biz farklı iddiaları aktarmakla yükümlüyüz. Burada eksik neydi? Görüştüğümüz hükümet yetkilileri iddiayı yalanlamıştı. Yalanlamaları da ilave etmeliydik, yer darlığından etmedik. Bunun üzerine Taraf gazetesindeki köşemde bir özeleştiri yayınladım. Ama o da özür gibi anlaşıldı.
Böyle bir tepki beklemiyordum, diyorsunuz.
- Evet, hükümeti yıpratmak isteyen çevrelerin kurbanı oldum. ‘Memleketi sattı’ deyip, benim üzerimden eleştiri geliştirdiler. Başbakan da işi çok şahsileştirdi. Masa başında oturup yazıyorum gibi bir hava yaratıldı.
Başbakan’ın tepkisi sizi yanlış bir iddiayı kaleme aldığınıza ikna etti mi?
- Ben haber kaynaklarıma güveniyorum. Bizzat 5 Kasım’da oturup anlaşma imzaladılar diye bir şey yok. Ama şu açık ki ABD hükümetinin Türkiye’den bazı beklentileri var. ABD istikrar arıyor ama, yok efendim Türkiye’yi bölmek istiyor vs, yok böyle bir şey!
BACK CHANNEL’LAR BUGÜN VAR MI BİLMEM
Abdullah Gül de Bush ile görüşmesinin ardından ‘Siyasi çözüm görüşüldü’ iddiasına Başbakan’ın tepkisini aratmayacak sertlikte yanıt verdi. Tepkiler arasında bir paralellik olabilir mi?
- Siyasi çözümden bahsedilirken sanki PKK ile masaya oturmak kast ediliyor gibi anlaşılıyor. ABD bunu dayatıyor, zannediliyor. Katiyen böyle bir şey yok. Benim görüştüğüm kaynaklar bunu reddediyorlar. Cumhurbaşkanı meşru müdafaa hakkına vurgu yapmak istiyor, bunu da El Kaide örneği ile yapıyor. Oysa El Kaide meselesinde de PKK meselesinde de önce kaynağı çözmek lazım.
Kuzey Irak hükümeti ile back channel’lar (arka kanallar) üzerinden gayriresmi diyalog olabilir mi?
- Geçmişte olduğunu biliyoruz. Her devletin back channel’ları vardır. Bugün var mı, bilmiyorum.
PKK ERMENİSTAN’A FİLAN YERLEŞMİYOR
Türkiye Kandil’i bombaladıkça PKK’nın Irak’tan çıkıp Ermenistan’a yerleştiği yönünde iddialar var. Ermenistan’ı iyi bilen bir gazetecisiniz. Var mı doğruluk payı?
- Haritayı önlerine koyarlarsa bu iddiaların ne kadar anlamsız olduğunu görürler. Bunlar çok gülünç. Ermenistan ile Türkiye’nin arasını açmak için yapıyorlar. Kars’ta Azerbaycan’ın bir başkonsolosu var; iç siyasete müdahale ettiği oluyor.
Ermenistan’ın PKK’ya karşı tavrı nasıl?
- 90’ların başında cumhurbaşkanı Petrosyan’ken oranın Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri David Şahnazaryan bize bir şey anlattı: PKK’ya Rusya’dan silah gidiyormuş. Silah yüklü bir kamyon yakalanmış, bu yüzden Rusya ile Ermenistan’ın arası bozulmuş.
Eşinizin görevi nedeniyle ayın yarısını Ermenistan’da geçiriyorsunuz. Orada Türk olmak nasıl?
- Ermenistan’da evimde çalışan kadınlardan biri bir gün bana ‘Biliyor musun benim büyük dedem Türktü’ dedi. Türkiye’de de yaşanan benzer bir şey. Burada da ‘Dedem Ermeniydi’ itirafları çıkıyor ortaya. Ermenistan bize çok benziyor.
Hrant Dink ‘Diaspora Ermenileri soykırım konusunda çok agresif’ derdi. Oradakiler bu konuya nasıl yaklaşıyor?
- Agresif yaklaşanlar daha çok ABD’deki Ermeniler. Ermenistan’daki nüfusun yüzde 60’ı Türkiye’den gitme. Onlar daha makul yaklaşıyorlar konuya. Mesela Dışişleri Bakanı Oskanyan’ın hanımı Maraşlı. Sık sık İstanbul’a geliyorlar Oskanyanlar, Boğaz’da balık yiyip gidiyorlar.
--------------------------------------------------------------------------------
Çiller’in adamı beni tehdit etti
Neredeyse tüm dünyada okunan bir dergide Türkiye’yi yazmak dünyaya Türkiye’yi anlatmak gibi bir misyon yükleyebilir omuzlara. Üzerinizde bir baskı hissediyor musunuz?
- Hayır, çünkü o kanalı açtığınız anda bir gazeteci olarak çok bocalarsınız. Ben yalnızca işimi yapıyorum.
Ama çok eleştiriliyorsunuz.
- Evet, bu biraz da Türk olmamdan kaynaklanıyor. “Neden bizi kötülüyorsun” yaklaşımıyla neredeyse vatan hainliğine varan suçlamalara maruz kalıyorum. Şimdi olduğu gibi.
Eskiye oranla şimdi durum daha mı iyi, daha mı kötü?
- Çok daha iyi. Eskiden basın yayın müdürleri beni sınır dışı etmekle tehdit ederdi. Mesela Tansu Çiller bir keresinde yabancı basına brifing verecekti. Bir Dışişleri yetkilisi “Sakın uygunsuz bir şey sorma, seni mahvederim” dedi. Üstelik herkesin ortasında! Beni ‘persona non grata’ (istenmeyen adam) bile ilan ettiler. Şimdi dili çok benimsemesem de, en azından tehdit savurmuyorlar!
--------------------------------------------------------------------------------
Huysuz’a ‘muhafazakar kanal’ baskısı dergide
İNGİLİZ The Economist dergisi, AKP hükümeti döneminde Türkiye’de sanat ve sanatçıya hoşgörünün azaldığını yazdı ve örnek olarak da Huysuz Virjin’i gösterdi. ‘Türkiye ve tolerans’ başlığıyla Amberin Zaman tarafından kaleme alınan makalede, Seyfi Dursunoğlu (Huysuz Virjin), 30 yıldan fazla süredir kadın kıyafetleri giyerek, Batı’daki ‘drag queen’ misali şov yapan ve jilet gibi keskin acımasız diliyle milyonlarca Türk’ün beğenisini kazanan tiyatrocu olarak anlatıldı. Dursunoğlu’nun TV’deki başarısının, Türkiye’nin İslam ve laiklikliği harmanladığının kanıtı olarak öne çıktığı ifade edilen yazıda, geçen yıl bir TV kanalının Huysuz “Virgin”in kadın kılığına girmesini istemediği belirtildi. Huysuz da dergiye, “zenne olarak televizyona çıkmaması için kendisine baskı yapıldığını” söyledi. RTÜK, Dursunoğlu’na sansür uygulamadığını belirtirken, Huysuz “yükselen muhafazakarlığın kurbanı” olduğunda ısrar etti.
The Economist, Fazıl Say olayını hatırlatarak, ünlü piyanistin sanatsal özgürlük üzerine AKP hükümetini eleştirdiğine, özgürlüklerin yok olduğu yolundaki endişelerini dile getirdiğine ve ‘ülkeyi terk etme noktasında’ olduğuna da yer verdi.
--------------------------------------------------------------------------------
İstanbul-Erivan arasında mekik dokuyor
AMBERIN ZAMAN Bangladeşli bir diplomat ve Türk bir annenin ikinci kızı olarak New York’ta doğdu. Babasının görevi dolayısıyla birçok ülkede bulundu. New York ve Lozan’da Uluslararası İlişkiler eğitimi aldı. Gazeteciliğe New York’ta borsa muhabirliğiyle başladı. 1992’den beri Türkiye’de. Los Angeles Times ve Washington Post’un Türkiye muhabirliğini yaptı. Halen The Economist’in Türkiye temsilcisi. ABD’nin Ermenistan’daki maslahatgüzarı Joseph Pennigton ile evli. Bu yüzden bir ayağı İstanbul, diğer ayağı Erivan’da.
(Akşam)
Erdoğan Gizli Anlaşma Yaptı Diyen Muhabir
Bush-Erdoğan görüşmesinden sonra yayınlanan bir makalede iki lider arasında gizli bir anlaşma yapıldığının iddia eden muhabir kendisinin kullanıldığını iddia etti.
Güncel Haberleri
İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı