Türk halkı İslâm"ı seçecek
Bu halk siyasi, ekonomik ve kültürel kalkınmayı İslâmi kesimin gerçekleştirdiğini, yolsuzlukla mücadele ettiklerini, uzun vadeli kalkınma projeleriyle iş fırsatları sağladıklarını idrak ediyor artık. Avrupa ve ABD bunun idrakinde ve Gül"ün gelişini engellemek için araç anayasaya saldırı ve devletin yıkılması dahi olsa laikleri harekete geçirmeye başladılar. Türk halkı, kimliğini, övüncünü ve geleceğini oluşturduğu için İslâm"ı seçecek. Ekonomik kalkınması ve daha iyi bir gelecek inşası için Türk halkıyla kenetlenecek Müslüman Asya halkları da öyle yapacak.
Son yıllarda İslâm ile laiklik arasındaki çatışma bitirici bir sürece girdi. İslâmi yükselişin, başta laikliğin demokrasiye ve İslâm ile çekişmedeki etiğe bağlı kalmaması olmak üzere laikliğin birçok gerçeğinin su yüzüne çıkmasına sebebiyet verdi. Ümmetin bu çekişmeden toplayacağı en önemli faydalardan biri, insanların laikliğin iç yüzü, hedefleri, çifte standartları, demokrasiyle, halkın tercih özgürlüğü ve Batı kültürü istilasıyla ilişkileriyle çelişkili olduğuna dair artan bilincidir. Laiklik, çekişmenin onuruna, değerlerine ve özellikle de İslâmi kesimle demokratik rekabetin kurallarına saygıya riayet etmiyor. Arap ülkelerinin ekseriyetinde bu görüldü. Türkiye"deki cumhurbaşkanlığı makamı üzerinde çekişmede de açıkça ortaya çıktı.
LAİKLİK, EMPERYALİZMİN OYUNU
Bazı Arap ve İslâm ülkelerindeki laik yönetimler, emperyalistlerin en önemli başarısını ve kültürel savaşın en önemli göstergesini oluşturuyor. Emperyalizm İslâm"ı hayattan uzaklaştırmak hedefiyle laik ideolojiyi temel alan kültürel bir siyasi sınıf oluşturabildi. Batı emperyalizmi Arap ve İslâm ülkelerine zorla laikliği dayattı ve bu hedefi gerçekleştirmek için Batılı kültürlü sınıf laikliği demokrasiyle irtibatlandırmaya çalıştı; ancak laiklik uygulanması laikliğin diktatörlükle irtibatlı olduğunu gösterdi. Bazı durumlarda Türkiye gibi askeri yönetimle bağlantılı oldu. Atatürk, Türk ordusunu laik yönetimin bekçisi ve laikliği topluma dayatmanın aracı kılmak için dine düşman somut temeller üzerinde yeniden düzenledi.
Bu gözlemin askeri kurumun laik diktatörlüğü dayatmak için kullanıldığı başka ülkeler için uygulanması mümkün. Laikliğin diktatörlükle ilintilenmesi, Wastemnester Üniversitesi'nde siyaset bilimci Prof. John Kion"un dikkatini çekti ve kendisi laikliğin Türkiye ve Fransa"da farklı isimler altında diktatörlüğe yaklaştığına işaret ediyor. Laiklik Türkiye"de, laik anayasayı İslâmi yükselişten koruma adı altında askeri diktatörlükle koalisyon yaptı. Fransa"da ise laiklik entegrasyon veya kültürel çoğulculukla savaş adı altında başörtünün yasaklanması ve Müslümanlara sınırlamalar getirilmesi gibi diktatör uygulamalarla işbirliğine gitti. Halkların İslâmi kimliklerine vurgu yapılması ve İslâmi akımları seçme eğilimleri arttıkça laikliğin demokrasiyle zıtlaşması açıkça artıyor. Bu yüzden laik akım bütün cuntacı güçlere ve demir yumruk yönetimine yöneliyor.
LAİKLİĞİN DİKTATÖRLÜK YÖNÜ
Dinler alanında uzman Prof. John Esposito ise laik eğilimlerinin diktatörlük yönüne açıklık getirecek bir yorumda bulunuyor ve 21. yüzyılın başlarının laikliğin Ortadoğu bölgesinde sadece çoğunluk gözünde değil, siyasi elit çevrelerde de sürekli gerileme yaşadığını ifade ediyor. İktidardaki laik elitler bu gerileyişi kuşatmadı, meydana gelen sosyal, fikri ve siyasi değişiklikleri tanımadı. Bu yüzden yükselen İslâmi akımlarla ilişkiye geçemediler ve özellikle Cezayir, Türkiye ve Tunus"ta bu eğilimleri bastırmaya yöneldiler. Esposito laikliğin, özgürlük, açılım ve liberal demokrasi iddiasında bulunmasına rağmen Ortadoğu"da diktatörlüğe bağlı hale geldiğini ve bu yüzden ordunun demokratik dönüşümleri başarısız kılmak için güvenlik organları ve iktidardaki laik siyasilerle işbirliği yaptığını gözlemliyor.
Laikliği Batı emperyalizmi dayattı ve şimdi de İslâm"ı hayattan ve siyasetten uzaklaştırma girişimi içinde bütün gücüyle laikliği destekliyor. Çünkü Batı, İslâm"ın, ümmetin kapsamlı bağımsızlığını gerçekleştireceğini ve Batı bağımlılığından kurtaracağını biliyor. Bu yüzden ABD ve Avrupa, özelleştirme üzerine kurulan liberal ekonomi için kaçınılmaz olduğunu düşünerek dünyanın demokratikleşmesi çağrısında bulunuyor. Bugün bütün dünya ABD ve Avrupa"nın Filistin halkına Hamas hareketini kendi iradesiyle en demokratik seçimde seçince nasıl davrandığını, özgür iradesiyle yöneticilerini seçme haklarından vazgeçmeye zorlamak ve aç bırakmak amacıyla nasıl ablukaya aldığını gördü. Hamas"a bu muamele ABD"nin gizlemeye çalıştığı gerçeği su yüzüne çıkardı. ABD, muhafazakarların iktidara gelmelerini engellemek için bütün gücüyle despotluğu destekliyor. Aynı zamanda Arap laik eğilimler Hamas"a ve diğer ülkelerdeki muhafazakar eğilimlere karşı ABD ve İsrail"le işbirliği yapıyorlar.
Muhafazakar kesim, gerçekleri idrak etmeye başladı. En önemli gerçek; iktidardaki laiklerin İslâmi eğilimleri bastırmak için devleti yıkabileceği, kaos hali oluşturup düşmanla işbirliği yapabilecekleri, İslâmi kesimin, iktidara gelmek için demokrasiyi kullandıkları vakit laiklerin baskının bütün şekillerini uygulayıp demokrasiyi alaşağı edebilecekleridir. Bu yüzden İslâmi kesimin birçok durumda bedeli ne olursa olsun devlete ve birliğine tutundukları görülüyor. Örneğin Türkiye"de İslâmi kesimin uzun süre laiklerin sert darbelerine katlandıkları açık. Bu darbeler onların yükselişlerini durdurmadı, aksine halkçı destekleri arttı.
Belki de Türkiye"de İslâm ve laiklik çatışması, bu çatışmaların en önemlisi ve zoru. Zira Türkiye"nin laikliğe dönüştürülmesi Batı emperyalizminin İslâm"a karşı elde ettiği en büyük zaferdi ve Avrupa Türkiye"yi işgal edemedi. Çünkü direkt işgali ve hilafet devletini düşürmesi Müslümanlar ile Batı arasında kalıcı savaşı tutuşturacaktı. Bu yüzden Batı Mustafa Kemal"i sürdü. Bu komutan Türkiye"nin laikliğe çevrilmesi için ordu üzerinde kontrolü sağlayabildi. Bu dönüşüme büyük oranda sert uygulamalar damgasını vurdu. Atatürk, Türkiye"nin; İslâmi görüntüleri reddeden temeller üzerine kurulmasına çalıştı.
TÜRK HALKININ İSLAM"LA BAĞI GÜÇLÜ
Türk halkı, İslâmi kimliğini unutmadı. İslâm"dan uzaklaşmak için kullanılan bütün araçlara rağmen bu halkın İslâm"la bağlantısı güçlüydü. Türkiye"nin durumu laikliğin başarısızlığının göstergesi oldu. Laiklik Türkiye"de kök salmıyorsa hiçbir Arap ülkesinde sürmesi mümkün değil.
Laikler laikliği yeni bir dine çevirmeye çalıştı, ancak halklar bu laikliği reddediyor. Türk halkı kalbinde, vicdanında ve aklında İslâm derinleşti. Bu yüzden bütün seçimlerde muhafazakarlara yöneldiler. Erdoğan liderliğinde AKP iktidara geldi. Erdoğan, Türkiye"de Türk halkının sevgisini artıran birçok kazanım gerçekleştirdi. Hiç kuşkusuz Türk ekonomisi AK Parti iktidarı döneminde büyüdü, işsizlik eksildi ve yolsuzluk azaldı.
LAİKLERDEN ASKERİ DARBE TEHDİDİ
Laiklerin son kaleleri olarak gördükleri Cumhurbaşkanlığı kavgası geldi çattı. Büyük halk desteğinden beslenen parlamenter çoğunluğuna sahip AK Parti"nin başkanının aday olması gayet doğaldı. Laikler diktatörlüklerine yöneldiler ve askeri darbe tehdidinde bulundular. Ardından Erdoğan"ın adaylığını engellemek için bütün halk güçlerini sokaklara döktüler. Üstün siyasi zekadan beslendiğini ispatlayan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül"ü aday gösterdi. Gül laikleri rahatlatacak açıklamalarda bulunmakta gecikmedi ve cumhuriyetin ilkelerine saygısını yineledi. Anayasaya göre Gül cumhurbaşkanlığını ikinci veya üçüncü turda kazanacaktı. Fakat laikler kendi koydukları anayasaya saygı göstermediler. AK Parti, laikliğin çıkardığı göstericilerin kat kat fazlasını sokaklara dökebilirdi, ancak yapmadı. Çünkü geleceğin kendisinin olduğunu biliyor, devleti korumak ve laiklerin yıkmasını engellemek istiyor. Demokrasi oyununun kurallarıyla, çekişmeleri idare etme sanatını öğrenen muhafazakarlardaki siyasi bilinç ve zekanın en üst seviyede olduğu görüldü.
Türk halkı ekonomik geleceğinin kültürel ve uygarlık mirasıyla bağlantılı komşu İslâm ülkeleriyle işbirliği ilişkileriyle bağlantılı olduğunun açıkça idrakinde. Türkiye, kendisini İslâm medeniyetiyle irtibatlı kıldığı vakit AB"ye üyelikten daha fazla yarar sağlayacaktır. Türkiye, Sovyetler'den ayrılmış birçok İslâm ülkesi üzerinde büyük etkiye sahiptir ve onlarla gelecekte bağımsız ekonomik yapılanma noktasında büyük kapasiteden beslenen güçlü İslâmi ekonomik bir blok oluşturabilir.
Bu yüzden AB üyeliğinin reddedilmesinin bilincini artırdığı Türk halkı, gelecek seçimlerde İslâmi kesimi seçecektir. Çünkü bu halk siyasi, ekonomik ve kültürel kalkınmayı İslâmi kesimin gerçekleştirdiğini, yolsuzlukla mücadele ettiklerini, uzun vadeli kalkınma projeleriyle iş fırsatları sağladıklarını idrak ediyor artık. Avrupa ve ABD bunun idrakindeler ve Gül"ün gelişini engellemek için araç anayasaya saldırı ve devletin yıkılması dahi olsa laikleri harekete geçirmeye başladılar. Türk halkı, kimliğini, övüncünü ve geleceğini oluşturduğu için İslâm"ı seçecek. Ekonomik kalkınması ve daha iyi bir gelecek inşası için Türk halkıyla kenetlenecek Müslüman Asya halkları da öyle yapacak.
Katar"da yayımlanan
El Şark gazetesi, 3 Mayıs 2007
Arapçadan çeviri:
Halil Çelik halil.celik1975@hotmail.com
El-Şark"Laiklik Türkiye'de Tutmadı"
Katarda yayınlanan El-Şark gazetesi Türkiye'de Ki son durumu değerlendirdi ve ilginç tespitlerde bulundu.
Güncel Haberleri
İŞGALCİ İSRAİL, BATI ŞERİA’DA 34 YENİ YERLEŞİM PLANINI ONAYLADI
İRANLI KOMUTAN MUSAVİ'NİN SON MESAJI ORTAYA ÇIKTI
Devrim Muhafızları küçük kız çocuğun isteğine kayıtsız kalmadı! Pembe füze...
Levent'teki İsrail Konsolosluğu yakınında silahlı çatışma: 2 kişi etkisiz hale getirildi
Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı