Ehrimen (Avestaca’da Angra Mainyu) Zerdüştlük’de “kötülüğün, karanlığın, yıkımın ve yalanın kişileştirilmiş hali”dir. Biz ona “Şeytan” ya da “İblis” diyoruz.. Arapça’da “şatana” kökünden uzaklaşmak, saptırmak, karşı çıkmak” anlamına gelir. “Azâzîl” Bazı rivayetlerde İblis’in, Meleklerle birlikte yaşadıkları dönemdeki eski adı. İngilizcede Satan, Devil “isyankar. İftiracı Fitne çıkartan” anlamlarına gelir. Latince’de “Lucifer” “Işık taşıyıcı / Sabah yıldızı” anlamında da kullanılır. Aydınlanma felsefesi, Promete’nin Tanrıdan ateşi/ışığı çalması ile anlatılar aynı kökte buluşurlar.
Batıda diğer yaygın isimler: Beelzebub (uçanların efendisi, lord of flies), Belial (faydasız), Prince of Darkness (Karanlıklar Prensi), Serpent (yılan), Old Nick, Mephistopheles (kurnaz, baştan çıkarıcı). Biz onlara Şeytan ve /veya İblis olarak tanımlıyoruz. Yeryüzündeki bütün zalimler, diktatörler aslında bunları “zihniyet ikizi”, bunları “dostu”, “ortağı”dırlar.
Aklı karışık birileri diyor ki, Şeytan, milyarlarca insana bir anda nasıl ulaşabilir, Azrail, dünyada her 24 saatte yaklaşık 173.000 – 175.000 (Dakika’da 120 kişi) kişi hayatını kaybediyor, onların canını nasıl alıyor diye bunun imkansızlığını savunuyorlar. Peki yapay zeka, Grok, günlük 8 milyon kişinin 134 milyon farklı sorusuna cevap veriyor. ChatGPT günlük 190 milyon kullanıcının 2.6 Milyar sorusuna cevap veriyor. Peki bu nasıl oluyor. Bu insan yapımı bir makine. Bütün yapay zekalar birleşse, aylarca çalışsalar, sonuçta canlı, beslenme ve üreme kabiliyetine sahip bir sivri sinek bile yapamaz. Allah cc kitabında Sivrisineği misal verir. Bütün denizler mürekkeb olsa, onu da ikiyle çarpsanız, bütün ağaçları kalem yapsanız, bütün insanlar da katip olsalar, Allah (cc) yarattıklarını yazamazlar!
Ve bu insanlar ve Cinler, Allah’ı bırakıp, Şeytan’ın ayak izinde yokuş aşağı koşar gibi gidiyorlar.
Bugün Gazze’de yaşananlara, Epstein çetesinin yaptıklarına bakınca bazı gerçeklerle yüzleşiyor insan. Satanizm Yahudililer arasında çok yaygın olmak üzere, Hristiyan dünyasında, hatta İslam dünyasında varlar. öyle anlaşılıyor ki, Epstein bağlantılı olarak insanlar Şeytanın sofrasına oturdular ve Şeytan da onları İnsin Şeytanı’na dönüştürdü. Tapındıkları Şeytanı temsil eden put olan “Moloch” “boğa başlı insan” şeklinde tasvir edilir. Baal, Ehrimen, İblis gibi kötülük figürleriyle benzer şekilde, “kötülüğün kişileşmiş hali” olarak önümüze çıkar.
Müslümanlar zaten “Euzubillahimineşşeytanirraciym, Bismillahirrahmanirrahim” demeden bir işe başlamaz, sofraya oturmaz. Böyle başlayıp, “Allah’ın ipi”ni bırakıp, “Şeytan’ın hizbi”ne dahil olanlara, öte yandan hala, Müslüman görünen (Hibuşşeytan) taifesine biz “Münafık” diyoruz. Bunların Musevi görüneni de var, İsevi görüneni, Dinsiz olanı da var. Gerçekte sadece Şeytana tapıyorlar.
Aslında da bugünkü İncil’de de Tevrat’ta bu iş şiddetle lanetlenir ve “çocuk kurbanı” yasaklanır. Aslında onlar önce kitabı tahrif ettiler, sonra kendilerine göre yeni kitaplar, “Kanon”lar uydurdular, İznik konsülünde olduğu gibi, Hz. İsa’yı İlah ve Rab edindiler. Bugün geldikleri yer de Epstein adası. Kabbala aslında bu ayetlerin dışında yorumlarla İsraildeki bugünkü Siyonist – Satanist, Pedefolik yapıyı oluşturdular. Tahrif ettikleri kitablarında yazana da tabi olmuyorlar. (Levililer 21): “Çocuklarından hiçbirini Molek’e sunmak için ateşe atmayacaksın.” (Levililer 2-5): “Molek’e çocuk kurban eden taşlanarak öldürülecek”. (2. Krallar10): Kral Yoşiya reformu sırasında Kudüs yakınındaki Hinnom Vadisi’ndeki (Ge ben Hinnom / Gehenna) Tophet tapınağını yıktırır – burada çocuklar Molek’e kurban edilerek yakılırdı. Kral Ahaz ve Manasse gibi bazı Yahuda kralları bu kültü benimsemiş, oğullarını ateşe atmış (2. Krallar 3 ve 6). Peygamberler (Yeremya 35) bunu “Yahve’nin emretmediği iğrenç bir şey” olarak kınar.
Düşünsenize Angilikan kilisesi’nin başı, Kral Charles, Prenns Andrew, Prens William bunlardan, Vatikan’da oturan, Tanrının yeryüzündeki temsilcisi kabul edilen Papa Francis ve Kardinal Burke bunlardan. Papa Francis, birçok kez LGBTQ+’li “birey”leri ve ailelerini “Tanrı’nın çocukları” olarak kutsadı, Allah’a iftira ederek, Allah’ın lanetlediği bir topluluk için “Tanrı onları oldukları gibi seviyor” dedi. 2023 Aralık’ta Vatikan’da Papa Francis’in onayıyla “Fiducia Supplicans belgesi”yle rahiplerin eşcinsel çiftleri belirli şartlarda kutsayabileceklerini açıklandı. Vatikan‘da “LGBT sergisi” diye özel bir sanat sergisi ve gösterisi açıldı, Vatikan’da LGBT bayrakları dalgalandı. 2025’te Francis’in ölümünden sonra, yeni Papa 14. Leo döneminde de Vatikan’ın resmi Jubile programı kapsamında LGBTQ+ Katoliklerin ilk resmi hac ziyareti yapıldı. Binlerce LGBT’li “Birey” gökkuşağı renkli haçla St. Peter Bazilikası’ndan geçerek onlara göre ”hacı” oldu!, bu Vatikan tarihinde bir ilk’ti. Bunlardan ayrı mesela Rahip James Martin’in LGBTQ+ temalı sergiler, etkinlikleri Vatikan’da sergilendi ve desteklendi!
Evengelik’lerden James Dobson, Mike Johnson, Lance Wallnau bunlardan. Bunların koruyucusu Trump ve damadı Kushner bunlardan. İsrail’e bakalım Chabat bunlardan. Netenyahu bunlardan. Yayınlanan Epstein belgelerine göre Mekke ve Medine’nin koruyucusu (!?) Suud Mohammed bin Salman, BAE’den Mohammed bin Zayed, Sheikh Abdullah bin Zayed (Dışişleri bakanı) de bunlardan! Sultan Ahmed bin Sulayem (DP World CEO). Bu kişinin Epstein ile Kabe örtüsü (Kiswa) üzerinde fotoğrafları yayınlandı. Emirleri M. Bin Zated diyor ki, “bizim bu yaptıklarımızı halkın duysa, beni taşlayarak öldürürler”. Aslında herşeyin farkındalar.. Daha bunlar adı açıklananlar, devlet, hükümet başkanı düzeyinde, siyaset, bürokrasi, iş dünyası, Akademi, STK, Media, Sanat, sektör olarak Turizm alanında faaliyet gösteren bir çok kişi bunların kontrolünde. Gazze konusunda sessizliklerinin asıl sebebi de bu. Bu “dilsiz şeytan”lar, “oltayı yutan balık” gibi!
Olaya bir de şu açıdan bakabilir miyiz? İlle de Molcuoh’a tapınmanız, çocuklarınızı ona kurban etmeniz gerekmez. Bana göre, intihar edenler, uyuşturucu ve fuhuş bataklığında debelenenler de asılda Şeytana kurban edilmiş çocuklar gibidir.
Şu son bazı partilerin aşı yasası bağlamında söylüyorum, bunun bir benzerini İstanbul sözleşmesinde de görmüştük. Kur’an bize “bilmediğin bir şeyin peşinden gitme” der. İster partiniz ya da genel başkanınız size bir şey der de, siz o şey üzerinde düşünüp, mutmain olmadan o şeyi kabul eder, kanun tasarısını imzalar, oylamada istenilen şekilde elinizi kaldırıp indiriyor ve size söyleneni, kürsüde ya da meydanlarda tekrarlıyorsanız, size sormazlar mı, Genel başkanlarınızı ya da partinizi İlah ve Rab mi edindiniz diye. Ne dediğimi merak ediyorsanız (Tevbe suresi 31)e, bu ayetin nüzul sebebi ile, Hatem b Adiy’in konuyla ilgili olarak bir soru sorması üzerine bu ayetle ilgili söylediklerine bir göz atın. Din ve devlet büyükleri ya da herhangi bir kişi ya da şeyi o konuma yükseltir, idol edinirseniz, Şeytan sizden, bu yaptıklarınızdan dolayı razı olacak ve sizi dünyada mükafatlandırırken, sizi cehenneme giden yollara yönlendirecektir.
Bana bu aşı sürecinde dikkat çekici gelen, SP Genel başkanının Grub toplantısında hiç bu konuya değinmemesi. Silkin Ün imzasını geri çekti ama, öte yandan Saadet Partisi‘nin sunduğu veya Yeni Yol Grubu (Saadet, DEVA ve Gelecek Partileri ortak grubu) üzerinden gündeme gelen “zorunlu aşı” / “Toplumsal Bağışıklığı ve Çocuk Sağlığını Koruma Kanun Teklifi” hakkında herhangi bir kamuoyu açıklaması yapmadıkları görülüyor. DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Elif Esen tarafından hazırlandığı belirtiliyor ve SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan ve bazı milletvekillerinin imzası bulunuyor. Davudoğlu ve Babacan ise sessizliğini koruyor. Parti kaynakları, imzaların “bilgileri dışında” ve “teknik iletişim problemi” nedeniyle kullanıldığını, teklifin içeriğinden haberleri olmadığını açıkladı ama bu konuda süreç nasıl gelişti, bu konuyu kim, niçin gündeme getirdi, henüz bilmiyor.
Sahi nefsimize taht kurup oturan Şeytan ve Hannasın vesvesesini duymuyor musunuz. Eğer gözleriniz var görüyor, kulaklarınız var duymuyor, kalbiniz var ve hissetmiyorsanız, korkarım Şeytan nefsinize taht kurup oturmuştur. Şeytan her kapıyı çalar, Hz. İbrahim’in, Hz. Haacer’in, Hz. İsmail’in kapısını çaldığı gibi ve Şeytan ve onun Cin dostları her nefse fısıldar. Şeytan’ın ins dostları cebren ve hile ile insanların başlarına bela olur. Onlar başardıkları işler dolayısı ile Şeytanı bile kıskandırırlar. (Haşr 16) “Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, ‘İnkâr et’ der; insan inkâr edince de, ‘Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım’ der.” Evet “Şeytan insanın apaçık düşmanıdır”. Çocuklarımızı kendi Şeytanlarına kurban etmek isteyenlerin peşinden gitmeyelim, çocuklarımızın onların peşlerine takılmalarına fırsat vermeyelim.
Bu arada sağlık bakanlığı, “kendi aşımızı kendimiz üreteceğiz” dedi. Bu doğru yönde ileri bir ama, öte yandan “SinoVac”ın adını “TurcoVac” koymak gibi bir yola sapılırsa, Atabay’da üretilen ve millete yutturulan (!?) o CoVID hapları yanlışı tekrarlanmaz. CoVID günlerinde nerede ise mRNA da üreteceklerdi birileri, yerli ve milli olarak.. O günlerde hemen Grafen üretimi için Avrupa’dan para geldi, yerli üretim için büyük teşvik ve muafiyetler getirdi ama neyse ki mRNA konusu dünyada patladı. Bir de yerli ya da yabancı olsun, bir aşı dayatması asla kabul edilemez. Selam ve dua ile.