Dua!

Abdurrahman Dilipak

“Dualarınız olmasaydı ne işe yarardınız ki!” der Allah (c.c.) kitabında. Ve Allah’ın Resulü de “kabul olmayan duadan Allah’a sığınırım” der.

Bugünlerde “dua” ve “beddua” konusu daha çok gündemde. Suriye’de yaşanan trajedi 3 yılını doldurdu. Bu vesile ile Suriye’de Müslümanlar, Türkiye için dualar ettiler. Tüm dünyada Müslümanlar Suriye, Somali, Gazze, Filistin, Mısır, Myanmar için dua ederken, Türkiye’deki Müslüman kardeşleri için de dua ediyorlardı. Hutbelerinde dualarını yineledi imam efendiler. “Ya Rabbi Müslümanları ve mazlumları korumaya vesile kıldığın bu ülke halkını koru” diye!

Türkiye’ye yönelik olarak içeriden ve dışarıdan gelen saldırılar, aslında sadece Türkiye’ye yönelik değil. Bu saldırılar bizim şahsımızda tüm İslam dünyasına yönelik saldırılardır.

Türkiye’de hükümet düşse Mursi’yi asacaklar. Esat zulmünü daha da artıracak sanki! Birileri, bizim İslam dünyası için “kötü örnek” olduğumuzu düşünüyor. Oysa laikleştirilmiş, alameti farikalarını (ayırt edici özelliklerini) kaybetmiş bir dini, bizim üzerimizden İslam dünyasına ihraç etmek istiyorlardı.

İslam ümmetinin dua ettiklerine karşı, siyasi emellerini münkirlerin emelleri ile tevhid eden birileri dini de kullanarak “lanet ayinleri” düzenliyorlar. Müslümanları (Mursi’yi, Gazze halkını, İhvan’ı) bırakıp Siyonistleri, Hıristiyanları veli edinen birileri şunu hiç hesaba katmıyorlar sanki; hedefine ulaşmayan beddua ve lanet döner sahibini vurur!

Evet, evet, onların helakları için bu yaptıkları onlara yeter!

Bu zalimlerin peşinden gidenler yok mu? Ayaklarımıza taş atıp, yolumuza diken dökenler, arkamızdan küfredip, lanet okuyanlar! Onlar cahildirler, bilmiyorlar.

Ancak bu yaşanan süreç gerçeklerin anlaşılması açısından önemliydi.

Unutmayalım ki, bize hayır gibi gelen şeyde şer, şer gibi gelen şeyde Allah hayır murat etmiş olabilir.

Biz biliyoruz ki, dilerse “Hak şerleri hayreyler.” Mısır’da, Filistin’de, Gazze’de, Suriye’de, Türkiye’de yaşananlar İslam ümmeti için bir vahdet vesilesi, aynı zamanda bir mektep özelliği taşıyor.

Biz “haz” peşinde iken, Allah bizi “çile” ile imtihan ederek olgunlaştırıyor. “Fitne ateşi” her zaman herkes için “felaket” anlamına gelmez. Fitne, aynı zamanda altını curufundan ayıran eritme ve ayrıştırma anlamına da gelir. Yani “zor imtihan” anlamına da gelir. Bir insan için malı, canı, sevdikleri de fitne vesilesi olabilir.

Allah (c.c.) bu milleti yeni bir misyona hazırlıyor gibi sanki. Din, ırk, mezhep, tarikat, iktisat, siyaset, kültür, sanat, medeniyet, vatan, ulus, laiklik, her şeyi tartışıyoruz. Bilgi tekeli kırıldı. İnternet bütün taşları yerinden oynattı. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. 

Doğu da Batı da çözüm reğil. Doğu’nun ve Batı’nın Rabbi sanki yeni bir evrensel dünya düzeni için, bizlere adaletten, barıştan, özgürlükten yana yeni bir medeniyetin ihya ve inşası için bir fırsat sunuyor. Şüphesiz ki Allah, cahil ve zalim bir topluluğa hidayet nasip etmeyecektir. Fasıklar için de durum aynı. O zaman bizim, zulümden, cahillikten, haramlardan sakınmamız gerekiyor.

Öyle zannediyorum ki, çilenin sonuna yaklaştık. Zulüm kemale erdi. Şimdi zeval vaktidir. Biz biliriz ki, “zulm ile abad olunmaz.” Şimdi bizim kendimizi değiştirme zamanıdır. Çünkü “Biz kendimizi değiştirmeden Allah bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir.”

Şunu da bilelim, 300 yıllık bir dönemin tortuları hemen temizlenmeyecek. Taşların yerine oturması zaman alacak. Her şey yavaş yavaş yoluna girerken birileri servet ve iktidarın şehvetine kapılıp yanlış işler yapacak. O zaman da “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım” diye hayıflanacağız.

Sonuçta imtihan oluyoruz. Bu işler düzelecek, sonra yine bozulacak. Her zaman Allah’ın razı olduğu sabreden, şükreden, direnen muvahhid Müslümanlar olduğu gibi, kırılıp dökülenler, savrulanlar olacak.

Ergenekon’u da gördük, Paralel Yapı’yı da. TSE damgalı dini, Paralel dini, geleneksel dini, liberal İslam’ı, hepsini gördük.

Şimdi tevbe ederek arınma, yeniden, Allah’ın kitabında yazdığı Resulün bize örneklediği gibi anlama, yaşama zamanıdır.

Selâm ve dua ile.

yeniakit