Diyorum ki şu günlerde az konuşsak

Mehmet GÖKTAŞ

Az konuşmak aslında bütün zamanlar için iyidir, lehimizedir, bir erdemdir. Konuşmak bedavadır zannediyoruz, konuştukça konuşuyoruz. Halbuki ağzımız açıldığı andan itibaren çenemetremiz çalışmaya başlıyor ve aleyhimize puan yazıyor, haberimiz yok. Halbuki hayır söylemiyorsak bize hep susmak tavsiye edilmiştir.

Gelelim içinden geçmekte olduğumuz şu gergin günlere. Susmanın bu kadar büyük bir kazanç ve erdem olacağını ben şahsen bu kadar bilmiyordum.

İnanın bugün en güzel insan topluluğu, en güzel otobüs durağı, en güzel minibüs yolculuğu en güzel otobüs yolculuğu, en güzel cami avlusu, en sessiz olanı, gergin konuşmaların yapılmayanıdır.

Aksi takdirde derhal huzurlar bozuluveriyor. Eğer konuşan kişi isterseniz sizin görüşünüzü destekleyen birisi dahi olsa acaba huzursuz olan var mı diye şöyle bir etrafımıza bakıyoruz. Konuşan kişi sizin görüşünüzde değilse bu defa başka bir huzursuzluk veriyor size.

Malumunuz Suriye’deki son gelişmeler, Bahar Harekatı, bugünkü Moskova zirvesi ve mültecilere Avrupa kapılarının açılmasına kilitlenen Türkiye toplumu gerginliğin zirvesini yaşamaktadır.

Allah’ım, susmak ne güzel bir şey. “Bilmiyorum” demek, “bekliyoruz bakalım” demek, “hayırla neticelenir inşaallah” deyip kısaca geçiştirmek ne güzel! Varsın birileri size korkak desin, bilgisiz desin.

Eğer bu sessizliği bozanlar bu işi medya aracılıyla çığırtkanlık düzeyine çıkarmışsa, kendisi gibi düşünmeyenleri ihanetle itham ediyorsa, Allah bu millete acısın diyorum.

Aslında susmasını, sakin ve soğukkanlı olmasını istediklerimizin başında siyasiler gelmekte, ne yazık ki onlara sesimizi duyuramıyor, sözümüzü geçiremiyoruz. O zaman biz de doğrudan insanımızı, onları seçenleri muhatap alıyoruz; ülkeyi geren ve huzurunu bozanlara lütfen derslerini veriniz.

Susmanın yanında bir şey daha tavsiye ediyorum; çığırtkanları dinlemeyin ve okumayın. Ne çığırtkanları ne de felâket tellallarını. Göreceksiniz huzuru yakalayacaksınız.