Diyorum ki Ramazanda birazcık susalım

Mehmet GÖKTAŞ

Gideceğim şehirden bir önceki şehre varınca otobüsteki yolcuların yarısı indi. Yanımdaki koltuğun boşaldığını gören arkalardan gelen bir genç selam verdi ve hemen oturdu, beni tanıyormuş. Ardından da sorularını peş peşe sıraladı. Yorgun olduğumu, konferansa gittiğimi, özellikle susarak dinlenmem ve hazırlanmam gerektiğini, bu soruların her birinin cevabı için en azından yarım saat gerektiğini söyledim. Maalesef anlayış göstermedi, beni ısrarla konuşturdu. Hiç unutmuyorum, vardığım yerde çok yorgun bir konuşmacı olarak bunun cezasını çektim, Daha önce de birçok defa başıma geldiği için biliyordum; bir yerlere sohbete giderken otomobildekilerin sorularına cevap vereceğim diye tükendiğimi hatırlıyorum.

Sözü şuraya getirmek istiyorum; Ramazanda yapacağımız faziletli amellerin başında Kur’an-ı Kerim tilaveti gelmektedir. Verimli bir Kur’an tilavetinin olmazsa olmazı ise dinç ve dinlenmiş bir zihne sahip olmaktır. Ve yorulmamış bir çene, yorulmamış bir ağız gerekir.

Bir insanın çenesinin de bir kapasitesi vardır, o kapasiteyi aşmışsanız asla verimli bir tilavet yapamazsınız. Hem miktar olarak tasarladığınız sayfayı okuyamazsınız hem de okuduklarınızdan fazla bir feyiz alamazsınız.

Kendi kendimize hesap yapıyoruz; “inşallah iftardan önce şu kadar Kur’an okurum, teravihten sonra ve gece sahurda şu kadar okurum…”

Fakat elimize Kur’an’ı alıyoruz, birazcık okuduktan sonra bir de bakıyoruz ki çenemiz işlemiyor, gözlerimiz kapanıveriyor. Sonra hatırlıyoruz ki daha öncesinden uzun uzun konuşmuşuz, yorulmuşuz.

Ne olur birazcık susalım Ramazanda. Susmakla çok şey kazanacağımızı hiç unutmayalım. Peygamber Aleyhisselam’ın buyurduğu gibi zaten oruçlunun susması bile zikir olarak yazılacak defterine. Özellikle Ramazanda susmak ayrı bir erdemdir.

Bırakın kötü şeyler konuşmak suretiyle orucumuzun sevabını azaltmayı, normal zamanlarda günah sayılmayan faydasız, lüzumsuz konulara dalmak bile bizim için bir kayıptır. Hatta benim tavsiyem konuştuğumuz şeyler iyi ve güzel şeyler olsa bile bırakalım. Unutmayalım ki ne kadar çok konuşursak o kadar az Kur’an okumak zorunda kalırız, o kadar az zikir ve dua yapabiliriz.

Ramazan konuşma zamanı değil, bizzat bir şeyler yapma zamanıdır.

Keşke Ramazandan önce konuşacaklarımızı konuşup bir bitirmiş olsaydık.