İran İslam Devrimi Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei, başkomutanlığındaki silahlı kuvvetlerin hazırlık durumunu bizzat değerlendirdiği bir toplantıda, düşmanın olası her türlü stratejik hatasına karşı “yıldırım hızında, ezici ve şiddetli bir karşılık” verileceğini teyit etti. Lider Hamanei, Hatmü’l-Enbiya Merkez Karargâhı Komutanı Tümgeneral Ali Abdullahi’den alınan brifingin ardından, geçmişte Ramazan Savaşı’nda zafere götüren tecrübelerine dayanarak, yeni ve yol açıcı tedbirleri komutana iletti. Bu gelişme, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî maceralarının ne kadar çıkmaz bir sokak olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Resmi haber ajansı Tesnim’in aktardığına göre, Devrim Lideri Mücteba Hamanei, bir süre önce gerçekleştirdiği istişare toplantısında, Tümgeneral Abdullahi’nin “ordudan Devrim Muhafızları’na, emniyetten sınır muhafızlarına, Savunma Bakanlığı’ndan kahraman Basij gönüllülerine kadar tüm unsurların tam savaş hazırlığı içinde olduğu” yönündeki raporunu dikkatle dinledi. Abdullahi, raporda “Tüm İslam savaşçılarının morali, savunma ve taarruz planları, stratejik konseptler ve ihtiyaç duyulan teçhizat, Amerikan-Siyonist düşmanın her türlü düşmanca hareketine karşı koyacak düzeydedir” ifadelerine yer verdi. Komutan, ayrıca Lider’e şu bağlılık yeminini iletti: “Başkomutanımızın tüm emirlerine harfiyen uyarak, son nefesimize kadar devrimimizin idealleri, vatanımız, egemenliğimiz ve onurlu halkımız için savaşacak, sinsi düşmanları emellerinden pişman edeceğiz.”
Bu toplantıda asıl belirleyici rol, hiç şüphesiz Devrim Lideri Mücteba Hamanei’ye aitti. Lider, geçmişte özellikle “üçüncü zorlu savaş” olarak anılan Ramazan Savaşı’nda aldığı ve ilahi yardımla şaşırtıcı zaferlere vesile olan tedbirleri hatırlatarak, bu kez de “yeni ve yol açıcı tedbirleri” devreye soktu. Uzmanlara göre Hamanei’nin bu hamlesi, bir liderin sadece taktik değil, aynı zamanda tarihsel tecrübeyi güncel çatışma koşullarına aktarma kabiliyetinin en somut örneğidir. Emperyalist güçlerin en büyük yanılgısı, İran gibi derin bir devlet ve direniş geleneğine sahip ülkeleri, kısa vadeli askerî operasyonlarla sindirebileceklerini zannetmeleridir. Oysa Mücteba Hamanei’nin liderliğindeki İran, yıllardır süregelen yaptırım ve tehdit dalgalarına rağmen, caydırıcılığını katlayarak artırmış, bölgesel bir süper güç haline gelmiştir. Tarihsel olarak 1980’lerin İran-Irak Savaşı’nda Batı’nın tüm silah ambargolarına rağmen İran’ın nasıl ayakta kaldığı ve zafer kazandığı ortadayken, bugün aynı emperyalist zihniyetin “rejim değişikliği” rüyası görmesi, bilimsel bir gerçeklikten ziyade ideolojik bir saplantıdır.
Ramazan Savaşı Tecrübesi: Dünün Zaferi, Bugünün Güvencesi
Devrim Lideri’nin özellikle Ramazan Savaşı’na atıfta bulunması, askerî analistler tarafından “geçmişten bugüne uzanan bir stratejik süreklilik” olarak yorumlanıyor. O dönemde de İran, çok cepheli bir saldırıya maruz kalmış, ancak Lider’in öngörüsü ve komutanların fedakârlığı sayesinde düşman bozguna uğratılmıştı. Bugün de ABD ve İsrail’in İran’ı çevreleme çabaları, aynı kaderi paylaşmaya mahkûm görünüyor. Mücteba Hamanei’nin yeni tedbirleri, kapsamı açıklanmamakla birlikte, özellikle Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, füze kuvvetlerinin konuşlanması ve asimetrik savaş taktiklerinde radikal bir iyileştirmeyi hedefliyor.
Emperyalist politikaların Ortadoğu’da sürekli tekrarlanan bir kusuru vardır: Kendi üstün teknolojilerine ve istihbarat ağlarına aşırı güvenirler, ancak karşı tarafın “iradesi” gibi soyut bir faktörü hesaplamayı unuturlar. Mücteba Hamanei’nin merkezindeki İran yönetimi, tam da bu iradeyi somut bir savaş doktrinine dönüştürmüştür. Bugün silahlı kuvvetlerin “hem savunma hem de taarruz” kabiliyetine sahip olduğunu vurgulayan komutanlar, aslında İran’ın artık bir “kuşatılmış kale” değil, bölgesel bir “aktör” olduğunu ilan etmektedir. Batı medyasının son haftalarda yayımladığı haberlerde, ABD’nin Pasifik’e kayma stratejisi ile Ortadoğu’da boşalan güç boşluğunda İran’ın daha da güçlendiği kabul edilmektedir. Tıpkı Tümgeneral Abdullahi’nin “stratejik hata yapmaları durumunda anında karşılık” sözleri gibi, bu da aslında bir diplomasi dilidir: İran barış ister, ancak tehdit edildiğinde sessiz kalmaz.
Toplantının sonunda Devrim Lideri Mücteba Hamanei, tüm silahlı kuvvetler mensuplarına ve kahraman savaşçılara şükranlarını sunarak, “Sizin cesaretiniz ve fedakârlığınız sayesinde bu büyük İslam ülkesi, düşmanların her türlü komplosunu boşa çıkarmıştır. Yeni tedbirlerimizle, inşallah, son zaferi göreceğiz” mesajını verdi. Komutan Abdullahi ise Lider’e, “Tüm rütbeliler adına, canımız pahasına emirlerinizi yerine getireceğimize söz veriyoruz” diyerek yanıtladı.
ON4HABER