Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde adı “mescid” bile olmayan, öğrencilerin yıllardır namazlarını kılabildiği tek yer olan bölmenin kapısına kilit vuruldu. Gerekçe olarak “öğretim üyeleri için ofise çevrileceği” gösterildi ancak, bunun kocaman bir yalan olduğunun ortaya çıkması uzun sürmedi.
Eski Cumhurbaşkanı Sezer döneminde en çok oyu alan Rıza Ayhan’ın yerine Kadri Yamaç’ın rektör atanmasıyla Gazi Üniversitesi’nde yoğunlukta olan “milliyetçi-muhafazakar” öğretim üyesi ve öğrencilere büyük bir baskı yapılmaya başlandığı ifade ediliyor. Gazi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde yıllardır mescid olarak kullanılan bölmenin kapısına kilit vurulduğu söylentileri bu iddiaları güçlendirdi. Fakülte Dekanı Prof. Dr. İbrahim Ethem Anar ile Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Güneş Tanır konuyla ilgili Vakit gazetesinin soruları karşısında, “bölmenin öğretim üyeleri için ofise çevrileceği için kapatıldığını” savundular ancak, herhangi bir tadilat çalışması olmamasını açıklamakta hayli güçlük çektiler.
YALANLARA DİKKAT
- Fakültenizin Derslik Binası’nda öğrencilerin yıllardır namazlarını kılabildikleri ve öğrenciler ve görevliler arasında “mescid” olarak bilinen yerin kapatıldığı ifade ediliyor. Bu doğru mu?
Fakültemizde büyük bir yer sıkıntısı var. 5 bine yakın öğrencimiz var. 300 civarında akademik personelimiz var. İdare personelimizle bu sayı artar. Gazi’de mekan sıkıntısını en çok çeken fakülteyiz. Sadece 3 tane ana binamız var. Çoğu profesörlerimiz ikişer ikişer, üçer üçer oturuyor. Dolayısıyla fakültemizde mescid diye bir yer zaten mevcut değildi.
- Mescid yoktu?!?
- Evet. Ben göreve geldiğim zaman fakültede mescid diye bir yer yoktu zaten.
- Peki Sayın Dekan, ben size bir yer tarif edeceğim.(Camdan göstererek) Bakın şu derslik binasının giriş katında solda bir bölme var. Orası nedir, daha önce neydi?
- Orası.. Şimdi orada. Eee.. Orada oturan personelin kullanımına açılmış lavabosu olan, musluğu olan bir yerdir. O gördüğünüz yer öyle bir yerdir yani. Mescid değildir ama.
- Peki ne olarak kullanıldı şimdiye kadar?
- Öğretim üyelerimizin kullanımına sunulmuştur orası.
- Öğretim üyeleri?..
- Evet, oturuyorlar orda.
- Oturuyorlar?..
- Evet. Oturuyorlar, tabii.. Tabii..
- Dinlenme yeri mi?
- Hayır, ofis.
- Sandalye, masa var, öyle mi?
- Evet, ofis işte.
- Sayın Dekan, o bölmeyi çok iyi biliyorum. Yolum düştü, birkaç kez namaz dahi kıldım. Abdest almak için lavabo var, yerlerde seccade serili. Şimdi ofise mi çevrilmiş durumda acaba?
“MESCİD DEĞİL” ÇÜRÜYÜNCE
YARDIMCISINA SORDU:
NEDİR HOCAM?
- Şimdi bakın. Eee… Şu anki durum nedir hocam? (Yanındaki Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Güneş Tanır’a soruyor)
Dekan Yardımcısı Güneş Tanır: Hocam bütün tuvaletler, lavabolar tadilata gireceği için o tip yerlerin hepsini boşalttık.
- Yani şimdi tadilatta mı?
- Öyle de değil. Askıda mı kalması gerekiyor, neyse, bu ihaleyi rektörlük yaptığı için, tam bilemiyorum.. Tadilat da henüz başlamadı.
- O zaman şu an atıl bir vaziyette duruyor?
- Dekan Yard. G.T.: Şu anda, tadilata gireceği için boş.
-Dekan İ. E.A.: Biz orayı ofis olarak kullanacağız.
“YANLARINDA GETİRDİKLERİ ŞEYLERLE”
- Daha önce mescid olan bir yeri kapattınız, ofis yapmayı düşünüyorsunuz ve tadilatı bekleniyor.. Bunu mu anlamalıyım verdiğiniz bilgilerden?
- Dekan İ.E.A.: Orası mescid değildi. Biz göreve geldiğimizde mescid diye bir yerimiz yoktu.
- Dekan Yard. G.T.: Daha doğrusu orası mescid olarak yapılmamış.. Ancak sonra birileri yanlarında getirdikleri şeylerle(seccadeyi kastediyor) orda namaz kılmaya başlamışlar. Ve zamanla kendi kendilerine öyle bir yer(mescid) edindiklerini düşünmüşler… Hem şurda yakında İmam Hatip Okulu var, yine oralarda cami var. Gidip oralarda da kılabilirler.
- Diyelim ki, bir öğrenciniz, namazını kılacak ve vakti çok kısıtlı. Daha önce mescid olarak kullanılan, şu an ise ofis olarak yeniden düzenleyeceğinizi iddia ettiğiniz yerde kılsa namazını, ne olur? İzin vermez misiniz?
- Dekan: Hocamız açıkladı, orası zaten mescid değil ki!
- Dekan Yard.: Böyle bir şey olarsa, biz orda tadilat yapamayız, orasını boşaltamayız.
- Henüz tadilat başlamamış, boş duruyor, kılsa ne olur? (Dekan ve Dekan Yard. Birlikte)
- Ama biz herhangi bir yere seccadesini serip…
- Herhangi bir yerden bahsetmiyorum. Daha önce mescid gibi kullandıkları yerden bahsediyorum ve şu anda boş olan yerden bahsediyorum.
- O zaman korsanlığa prim vermiş oluruz.
- Korsanlığa?!?
- Evet.
- Sizden önceki yöneticiler, mescid olarak kullanıldığı dönemde korsanlığa prim mi vermiş oluyorlardı?
- Fatih Bey, tekrar özetliyorum; fakültemizin fiziki imkanları çok sınırlı. Daha önce de mescid diye bir yer yoktu.
- Sayın dekan, dekan yardımcımız işte burada, söylüyor. Böyle bir ihtiyaç doğmuş, zamanla orası öğrencilerin namaz kıldığı, bir yer haline gelmiş. Ve o dönemde fakülteniz güvenlikçileri de ihtiyaç duyanlara ‘mescid olarak’ orayı gösteriyorlardı.
- Dekanlıktan izinsiz bu nasıl olur. Oranın bu iş için ayrılmış olmadığının o da farkında değil, güvenlikçi de. Şöyle küçücük bir yerde mescid mi olur?
- Daha büyük bir yer tahsis edin o zaman. Mümkün mü? Küçük müçük, öğrenciler orda namazlarını kılabiliyorlardı, şimdi neden kılamıyorlar?
- Onun sorumlusu ben değilim.
- Peki o zaman, ‘Birileri izinsiz bir şekilde bir mekanı mescid haline getirmiş, ben de kapattım’ mı diyorsunuz?
(Susuyor…)
“2500’Ü NAMAZ KILACAĞIM DERSE”
- Biz bakın, bu konuda.. Bir kararımız olmadı. Bakın Fatih Bey, bizim 5 bin öğrencimiz var. Bunun 2 bin 500’ü ‘Ben namaz kılacağım’ derse ne olur? Dolayısıyla 2-3 öğrenci bana, gazeteci olarak size, “niye bize mescid yeri verilmiyor da” diyemez.
- Ancak öğrencilerin dediği şu; “Mescid olarak kullandığımız yeri, var olan mescidi neden kapattılar, boş durduruyorlar? Namazı nerde kılacağız?”
- Mescid olarak tahsis edilmiş bir mekan yok. Hiçbir zaman da olmamış. Yani birtakım insanlar oraya seccade atıp namaz kıldılar diye ora mescid olmaz. Fakültemizin mescid olarak tahsis ettiği bir mekan hiçbir zaman olmamıştır. Dolayısıyla ‘var olan mescid neden kapatıldı’ da denilemez!
- Bu daha kötü ya, mescid dahi olmayan bir yere yasak getiriyorsunuz?
- Hayır orası mescid değildi.
- Neydi peki? Değilse de neden yasaklıyorsunuz?
(Sessizlik…) Hem şurda 20 metre ileride cami varken, ‘illa ben burada kılmak istiyorum namazımı’ diyorsa bir öğrenci, bunda art niyet vardır.
- 20 metre yakında cami mi var?
- Evet var. İmam Hatip Okulu da var. Orda da kılabilirler.
- Peki sayın dekan, bildiğim o yerin şimdiki halini izninizle gidip görebilir miyim? Fotoğrafını çekebilir miyim? Tadilatı görmek istiyorum.
- Tadilat başlamadı henüz! Gerek yok gerek yok. Fatih Bey bu işi daha fazla büyütmeyelim.
- Büyütmeyelim peki!!!
Vakit