Davet ve Gençlik Hareketi

Mehmet GÖKTAŞ

Diyarbakır’ın İslam adına birçok konuda öncülük yaptığı gibi yeni bir gençlik ve davet hareketinin de öncülüğünü yapacağına, Türkiye’nin dört bir yanına yayılacağına inanıyoruz. Bu bildiğiniz dernek, kulüp veya vakıf çalışmalarından apayrı bir çalışma; İslam’dan uzak hayat yaşayan gençlerimize birebir ulaşma, birebir ilgilenme ve İslam’a davet etme hareketi.

Bunun ilk meyvesine 19 Eylül’de Diyarbakır Selahaddin Eyyübi camiinin külliyesinde şahit olduk. Bu etkinliğin en büyük özelliği, davetçi gençlerin azimli ve sabırlı çalışmaları sonucu o büyük salonu dolduran gençlerin yüzde altmışının ilk defa böyle bir etkinliğe katılıyor olmaları, bir başka özelliği de, bu gençlerin özellikle camilere çağrılıyor olmalarıdır.

Davet çok yüce bir görevdir. Kendi iç hesaplaşmasını yapıp bitirenlerin işidir davet. Kendi iç hesaplaşmasından sonra dışa açılan, başkalarına yönelenlerin işi. Bir iyilik tatmışsa, ondan başkalarının da tatmasını isteyen, gördüğü bir kötülüğü başkalarından uzaklaştırmak isteyenlerin, başkalarının acı ve ızdırap çekmesini istemeyenlerin, haksızlık ve zulüm karşısında susmayanların mesleğidir davet.

En başta bütün peygamberlerin ve nihayet âlemlerin Efendisi Muhammed Aleyhisselam'ın mesleğidir davet. Bir kişinin ağzından çıkan başkalarına yönelik sözlerin en güzeli, bir kişinin bir başka kişiye söyleyeceği en hayırlı sözdür davet. "İnsanları Allah'a çağırandan daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet: 32)

Allah'a davet, hakka, doğruya ve güzele davet,,. İslamiyet öyle bir özelliğe sahiptir ki, ondan bir nokta öğrenen kişiyi harekete geçirir. İslam'dan bir gerçeği elde eden kişi, onu içine atıp unutulmaya terk edemez, mutlaka bir başkasına aktarmanın yolunu arar.

Bunun dışında, iman öyle bir ateştir ki, sahibini haksızlıklara, kötülüklere ve eğriliklere karşı harekete geçirir. Yoldaki bir dikenin orada durmasına, bir zavallının haksızlığa uğramasına tahammül edemez. Sahibini dava ve davet adamı olmaya zorlar.

Bundan başka, Müslüman İslam'la mutlu olan insanları gördükçe sevinir. Eğer onların mutluluğuna bir de kendisi sebep olmuşsa, onların hidayete ermesine kendisi sebep olmuşsa ulaşacağı büyük mutluluğun yanında yüce bir müjde ile karşı karşıyadır. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz; "Bir kimsenin senin elinle hidayete ermesi, senin için dünyadan ve dünyada olan her şeyden daha hayırlıdır." Buyurur. Bütün bunlar gözümüzün önündeyken davetin sevap ve faziletiyle ilgili sayfalar dolusu malumat vermeyi gereksiz görüyoruz.

"De ki, işte bu benim yolumdur. Ben insanları bir basiret üzere Allah'a davet ediyorum. Ben ve bana tâbî olanlar da." (Yusuf: 108)

Gençler, o halde hiç beklemeden görev başına!