ÜST KURULLAR DARBELERİN ÜRÜNÜ
Türkiye’deki yüksek kurulların darbelerden hemen sonra kurulduğu dikkat çekiyor. MGK, Anayasa Mahkemesi, YÖK, YAŞ, HSYK, DDK, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve RTÜK gibi yüksek kurullar, 1960 ve 1980 darbelerinden hemen sonra kurulmuş ve iktidarın yetkilerini devralmış.
İKTİDARA KISKAÇ
Avukat Cüneyt Toraman, Demokrat Parti’nin tek başına iktidara gelmesinden sonra, siyasal iktidarın gücünü sınırlama düşüncesinin, 1960 darbesini hazırladığını hatırlatarak, “1961 Anayasası’ndan sonra hazırlatılan 1982 Anayasası incelendiğinde, darbenin gerçek amacının, siyasal iktidarın yetkisini bu kurullara devretmek olduğu görülecektir” şeklinde konuştu.
BÜROKRATA KORUMA
“Bu kurumların ortak özellikleri, siyasal iktidarın yetkilerini paylaşmak ve darbeyi sürekli hale getirmektir” diyen Toraman, “Askeri darbelerden sonra hazırlatılan anayasalar, bürokratı özel bir koruma altına almıştır. Bürokratların yargılanabilmesi dahi, amirlerinin iznine bağlanmıştır” dedi.
550 VEKİL BİLMİYOR MU?
Hukukçular, "üst kurulların yapılanması"nı da eleştirerek, "Meselâ, Anayasa Mahkemesi... Aralarında anayasa profesörlerinin de bulunduğu 550 milletvekili kanun çıkarıyor, ama 11 kişilik Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal ediyor!.. 550 milletvekili kanun çıkarıyor, 21 kişilik YÖK yönetimi kafa tutuyor!.. Meselâ BDDK!.. Bu ülkede, özellikle 28 Şubat sürecinde bir sürü banka battı. Peki, bankaları kontrolle ilgili bu kurul üyeleri ne yapıyordu o zaman?" dediler.
KENAN KIRAN / İSTANBUL
Avukat Cüneyt Toraman, yüksek kurulların darbelerden sonra kurulduğunu söyledi. Toraman, Türkiye’deki hukuki yapının, “tek partili dönem” ve “çok partili dönem” olarak ikiye ayrılması gerektiğini belirterek, “Demokrat Parti’nin tek başına iktidara gelmesinden sonra, siyasal iktidarın gücünü sınırlama düşüncesi, 1960 darbesini hazırlamıştır. 1960 darbesinden sonra, hazırlatılan 1982 Anayasası incelendiğinde, daha önce mevcut olmayan yeni kurullar oluşturulduğu, darbenin gerçek amacının, siyasal iktidarın yetkisinin bu kurullara devredildiği görülmektedir” dedi.
1961 DARBESİYLE HUKUK SİSTEMİNE MÜDAHALE EDİLDİ
1961 Anayasası’nın, hukuk sistemine üç önemli kurum getirdiğini hatırlatan Cüneyt Toraman, bunlardan birincisi ve en önemlisi, “Milli Güvenlik Kurulu”, ikincisi, “Anayasa Mahkemesi”, üçüncüsü ise, “Devlet Güvenlik Mahkemesi”dir. Bu üç kurumun dışında, başka kurumlar da getirilmiştir. Yeni anayasaya, askere özel bir mahkeme, “Askeri Yargıtay” ilave edilmiştir. Yargıyı denetim altında tutmak amacıyla, “Yüksek Hakimler Kurulu” kurulmuştur. “Üniversiteler” ve “Radyo ve Televizyon” özerk hale getirilerek, siyasal iktidarın yetki alanından çıkarılmıştır. “Meslek kuruluşları” anayasal bir kurum haline getirilerek, denetim altına alınmaya çalışılmıştır. Yine, 1961 Anayasasıyla, Vakıflar Bakanlığına tabi olarak faaliyet gösteren “Diyanet İşleri Başkanlığı” anayasal bir kurum haline getirilmiştir diye konuştu.
“KURULLAR, SİYASAL İKTİDARIN YETKİLERİNİ PAYLAŞIYOR”
“1961 Anayasasıyla getirilen aşırı kontrolcü düzen, beklentileri karşılamadığı için, 1980 yılında, oyunun kurallarını değiştirmek için, yeniden darbe yapılmıştır” diyen Cüneyt Toraman, 1980 darbesinden sonra hazırlanan 1982 Anayasasında, “Milli Güvenlik Kurulu”, “Anayasa Mahkemesi”, “Devlet Güvenlik Mahkemesi”, “Askeri Yargıtay”, “Radyo ve Televizyon”, “Diyanet İşleri Başkanlığı”, “Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu”, “Meslek kuruluşları” aynen yer almıştır. 1961 Anayasasıyla, üniversiteler özerk hale getirilerek siyasal iktidarın yetki alanından çıkartıldığı halde, yeniden düzenlenmek suretiyle, cumhurbaşkanlığının kontrol ve denetiminde, “YÖK” kurulmuştur. Bir önceki anayasada, askerler için kurulan “Askeri Yargıtay”ın yanına, “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi” ilave edilmiştir. Ayrıca, cumhurbaşkanlığına bağlı olarak faaliyet gösteren, bütün kamu kurum ve kuruluşlarını direkt denetlemeye imkan veren, “Devlet Denetleme Kurulu” kurulmuştur. 1980 darbesinden sonra çıkartılan 626 adet yasa, (anayasanın geçici 15. maddesi sebebiyle yargı denetimi kapsamı dışında tutulmuştur. Bu kurumların ortak özellikleri, siyasal iktidarın yetkilerini paylaşmak ve darbeyi sürekli hale getirmektir şeklinde konuştu.
BÜROKRATLAR ÖZEL KORUMA ALTINA ALINDI
Toraman, “Askeri darbelerden sonra hazırlatılan anayasalar, bürokratı, özel bir koruma altına almıştır. Bürokratların yargılanabilmesi dahi, amirlerinin iznine bağlanmıştır. 1982 Anayasasında, ‘Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması, kanunla belirlenen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır' hükmü yer almaktadır. Bu maddede görüleceği üzere, bir memurun, idare amirinin izni olmadan yargılanabilmesi mümkün değildir” dedi.
Vakit