Dans eden CHP, Dua eden AKP

Merve Kavakçı

Gündem fırtınası yaşıyoruz, biliyorum. Sabah kalkıyoruz bir gündem, akşama başımızı yastığa koyduğumuzda belki on maddelik bir gündemi tüketmiş olarak günü kapattığımızı fark ediyoruz. Hızlı gündem biraz da Türkiyeye has bir şey. Olmuyor mu, tabii benzer gündem kaymaları, hızlanıp ivme kazanmaları oluyor ancak bu kadar mı hızlı… Mesela Amerika’da da Avrupa’da da gündem uzun soluklu tek maddelik tartışmalar üzerinden yürür. Biraz stabil siyaset ile gelen bir sonuçtur bu, biraz da siyasi kültürün nev’i şahsına münhasır tezahürüyle ilgilidir. Bizde ise, gündem hızla ve fakat birbirinden geri kalmaz nitelikte önemlilik anlamında yarışan meselelerle değişir. Tabii eskiye nazaran önemli bir yol katetmiş olduğumuzu da ifade etmek gerekir. Nisbeten sakin, stabil, anayasa kitapçığı fırlatmakla ekonomisi altüst olmayan bir siyasi makine var artık.

Gündem hızla değişirken, baktım ben geride kalmışım, onun için sizi geçen haftaya götürmek istiyorum bugün. Özgecan’ın katliamı ile üzerimize çöken yas günlerine. Olay enine boyuna tartışıldı. Konuşmayan kalmadı. Duamız insanların katledilmediği bir Türkiye’ye bir an önce kavuşabilmek. Bu tartışmaların içinde benim kafam en çok CHP’nin duruşuna takıldı. CHP yine yaptı yapacağını, kimseye ihtiyacı olmadan kendini batırdı. Bir iktidarın hayal edebileceği en güzel muhalefettir çünkü CHP. Sürdürülebilir pot kırma tekniklerini öylesine içselleştirmiştir ki, tepeden aşağı hızlanarak yuvarlanan top misali kendince düşer, halkın gözünde.

Özgecan vefat etti, hunharca katledildi. Kılıçdaroğlu ne yaptı etti, konuya en olmadık yerden girdi ve sanki vahşeti mazur gösterdi. Katilin işsizlik profilini çizdi. Neymiş efendim, katil işsizmiş, böyle olunca da sanırım, işsiz adam eline geçirdiği ilk fırsatta yalnız kaldığını gördüğü bir genç kızı katleder. İnsanların işsizlik psikolojisi üzerinden yakınlarına, çevrelerine saldırabileceği iddiası ile geliştirilen bir tez Kılıçdaroğlu’nunki. Peki sorun ne? Sorun, Kılıçdaroğlu’nun siyasi danışmanı olmaması. Sorun Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanının olmaması. Sorun Kılıçdaroğlu’nun indirdiği camları daha henüz indirmeden hissedip, “aman, efendim durun, siz ne demeye hazırlanıyorsunuz” ile başlayan cümlelerle onu uyaracak bir sağ kolunun olmaması. Böyle olunca, Özgecan’ın hunharca katledilişi gelip, bir işsizlik krizine dayandırılıveriyor. Ak Parti’ye sorarsanız ne de iyi oluyor. Doğru! Çünkü katil işsiz değil! Çünkü katil minibüs şoförü! Çünkü katil bir cani! Ama bunların hiçbiri Kılıçdaroğlu’nu kurtarmıyor. Pot yerinde kalıyor, herkes bıyık altından gülüyor.

Özgecan olayında CHP’yi daha da gülünç, trajikomik ve fakat bir o kadar da zavallı konuma düşüren ikinci olay CHP’li kadın milletvekilinin dans etmesiyle gelişiyor. CHP zihniyetinin bu tencere tava, dans ve alkışla kutlama tadındaki protestoları halktan kopukluklarının da örnekliğini teşkil ediyor. Kadın vekil oynuyor da oynuyor, içindeki bütün kurtları döküyor. Ne için. Hunharca katledilen Özgecan için. Dans kutlama maksatlı bir hareketler zinciri olarak algılanırken, böyle bir üzüntüyü kutlamak mümkün olmayacağına göre, kutlama tadındaki bu hareketler zinciri ne demek oluyor…öğreniyoruz ki protestoymuş (!)

Siyasi zekasını kullanmakla tanınmış Cumhurbaşkanının cevabı gecikir mi… Dans ediyormuş…biliyorsan bir Fatiha oku!

Ah CHP, vah CHP! Bu gidişat nereye…soruyorum, önümüzdeki 3 ayda CHP’yi kim kurtaracak? 

yeniakit