DAEŞ’e Fransız

Merve Kavakçı

Fransız yetkililerden gelen itiraf, üzerinde uzun uzun düşünmeyi gerektiren cinsten. Fransa Terörle Mücadele Koordinasyon Birimi kısa adıyla UCLAT’ın başkanı Loic Garnier’nin verdiği istatistiklere göre DAEŞ terör örgütüne en çok katılım Fransa’dan olmuş. Bir başka deyişle DAEŞin en geniş millet kitlesi Fransızlardan oluşuyor. Fransızların DAEŞ düşkünlüğü nereden kaynaklanıyor olabilir? Bu retorik sorunun cevabı bugünde gizli değil hiç şüphesiz. Çok ama çok eskilerde. Öyle ki bugünlere gelineceğinin hiçbir tahayyülü, tahmini olamayacak kadar uzaktaki geçmiş günlerde. Ülke nüfusu üzerinden bir değerlendirme yapıldığında ise, yüzde olarak Fransa birincilikteki yerini Belçika’ya bırakıyor. En çok katılım oradan. Fransa veya Belçika fark etmiyor, sonuç itibariyle Avrupa’dan DAEŞ’li olma temayülü konumuz olan. Hıristiyan, beyaz, seküler Avrupa’dan çıkıyor bu caniler.

DAEŞ ve benzeri örgütlerin eskiden tahmin edildiği gibi sosyo ekonomik anlamda altta, kültürel alanda toplumlarının aşağı kesimleri, siyasi anlamda radikal dinci kesimler içinde çok popüler olduğu görüşü tepetaklak edilmiş, zannedildiğinin aksine terörün tam da bu sosyal sınıflandırmaların tam tersinde, öteki uçta duran birtakım toplumsal gruplarda yayıldığı gösterilmiştir. Bunun nüveleri kolonyal yani müstemleke geçmişinde gizlidir. Pekişme zamanı ise ulus devletlerin oluşumundan sonraki son iki yüzyıla dayanır. Bu ulus devletlerde milli kimlik oluşumunun nasıl sistematize edildiğine bağlı olarak gelişir. Anthony Marx’ın milliyetçiliğin kapsayıcı ve dışlayıcı nitelikleri üzerinden yaptığı okumada, din ve kültür ögeleri üzerinden toplumun bazı kesimlerinin milliyetçiliğin oluşmasında kucaklanırken diğer kesimlerinin dışlandığı anlatılır. Fransız olmak beyaz olmak, hıristiyan ve laik olmak anlamına geldiğinden bunun dışına düşenler dışlanır. Dışlanan kesimlerin en başında da müstemleke geçmişinden gelen Fransız müslümanlar gelir.

Bugün DAEŞ varsa, Paris’in göbeğinde bombalar patlayıp, parça parça insan bedenleri havada hallaç pamuğu gibi dağılıyorsa, Fransızlar kendilerine dönüp bakmak zorundadırlar. Belçika da öyle. Konu o veya bu ülke değil, insan hayatını daraltan eğilimlerin kaynağı olan sömürgeciliktir.

Bugün gördüğümüz, modern zamanlar sömürgeciliği ise, eskisinin tortuları üzerine inşa edildiği için daha da büyük bir etki oluşturmakta. Kar topu etkisi gibi düşünülebilir bu. Git gide büyüyen çatışma alanının aslında yüz yıllarca önce ortaya atılmış bir kar topunun çığa dönüşüm hikayesi yani. Avuç içi büyüklüğünde bir kar kitlesinin yakacağı can, acıtacağı ten ne iken, bunun milyonlarca kat büyüğü ve hızda bir çığın öldürücü soğuğu, ölümcül hızı altında insanlığın ezilmesi, yok olup gitmesidir bugün gördüğümüz DAEŞ vahşeti. Failleri adalet önüne getirmek çabasında, Avrupa önce kendisine ayna tutacak, başka çaresi yok.

yeniakit