CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın sela ile ezanı karıştırması konusunda ise Çelik, CHP'lileri sahte açılımlar ile zaman kaybetmek yerine din eğitimi almaya davet etti. CHP'lilere din dersi vermeye hazır olduklarını açıklayan Çelik, "Anayasa Mahkemesi'ne ayırdıkları zamanı bize ayırsalar yeter" diye konuştu.
Özerk Diyanet ve Evkaf Sendikası Genel Sekreteri Abdurrahim Çelik, imamları yakından ilgilendiren gündem maddelerini Vakit'e değerlendirdi. Vakit'in sorularını cevaplandıran Çelik, katsayı zulmüne son veren YÖK'e imamlar adına teşekkür ederken, yasaktan yana olanları ise kınadı. CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın sela ile ezanı karıştırması konusunda ise Çelik, CHP'lileri sahte açılımlar ile zaman kaybetmek yerine din eğitimi almaya davet etti. Gündemde olan din subaylığı konusunda da önemli açıklamalarda bulunan Çelik, "Laikliğin beşiği olan Fransız ordusunda görevli olan 40 bin Müslüman asker için 12 imam görevlendirmişken, bizde 10 din subayını konuşmak bile abes" dedi.
"DİN DÜŞMANLARI YÜZÜNDEN 10 MİLYON ÖĞRENCİ MAĞDUR EDİLDİ"
- İmamlar olarak, YÖK'ün katsayı kararını nasıl değerlendirdiniz?
- Yüksek Öğretim Kurumu'nun katsayı uygulamasına ilişkin kararı bizleri sevindirdi sevindirmesine de, eş zamanlı olarak İHL'lerin gündeme getirilmesi bizleri üzdü. Baksanıza birileri eş zamanlı olarak üstü kapalı bir şekilde İHL'lelerin kapatılmasını istiyor. 28 Şubat sürecinde İmam Hatip liselerinin önüne inanılmaz barikatlar kuruldu. 8 yıl kesintisiz eğitim ile İHL'liler hedef alındı. İyi bir din eğitimi almak için okula giden öğrencilerin hatta öğretmenlerin bile başörtülerine saldırıldı. Bu okullardan mezun olan çocuklarımıza üniversite kapıları zulüm uygulamaları ile kapatıldı. Bu hain ceza ve adaletsizlik aynı zamanda meslek liselilerinin önünü de kesti. 11 yıllık sürede 10 milyona yakın meslek liseli de farklı katsayı uygulamasının kurbanı oldu. Neden? Din düşmanlarının yasakçı tutumu yüzünden... Şimdi bu uygulamayı kaldıranlara nasıl teşekkür etmeyiz...
"BUNLAR DİN VE EĞİTİM DÜŞMANI"
- Peki bu adaletsizliğin sona erdirilmesinden rahatsız olan çevreler...
- Çevreler hep aynı... Düşünceleri ve izledikleri yol da aynı... Kim bunlar? Din ve eğitim düşmanları. Gelişmiş ve büyüyen bir Türkiye istemeyenler... 367'nin mimarı Sabih Kanadoğlu çıkmış, katsayı için Danıştay'ı adres gösteriyor. Devrim niteliğindeki karardan sonra TÜSİAD ise İmam Hatip liselerinin genel liseye dönüştürülmesini öneriyor. Bizler TÜSİAD ve Kanadoğlu'nu esefle kınıyoruz. Hükümeti tekrar 28 Şubat dönemine götürmek isteyenler adeta çırpınırken, bizlerin sessiz kalması beklenemez. Katsayı uygulamasının sona ermesinden rahatsız olan çevrelerin tüm oyunlarına karşı dik duracağız. Ancak unuttukları bir şey var... Tüm yasakçı uygulamalar ile İHL'liler yok edilmek istense de ayakta kalmayı başardı. Her şeye rağmen başarıları da ortada... Sonra Türkiye'de şiddet olaylarının en az yaşandığı okullar da İmam Hatipler...
"PARTİLERİNE İMAM ALIYORLAR AMA..."
- CHP'lilerin imamlarla birlikte siyaset yapma hevesine ne diyeceksiniz?
- Aslında benim bir şey demem çok da anlam ifade etmiyor. Çünkü millet sandıkta cevabını veriyor. CHP seçim döneminde 'Açılım yapıyoruz' diye bazı imamları siyasete bulaştırdı. Peki ne oldu? O sandıklar açıldığında içlerinden CHP adına başarı çıkmadı... CHP'nin sandığı görünce Kur'an, çarşaf ve imam açılımı yapması sonrasında bizler, 'Acaba hidayete mi eriyorlar?' diye kendimize sormadık değil... Ancak tüm açılımlar bir bir yerini yasakçı tutuma devredince CHP'nin dinle barışmaya niyetinin olmadığını anladık. Dahası partisine imamları katma gayreti içinde olan CHP'nin Genel Sekreteri sela ile ezanı ayıramayacak kadar dine uzak... Çok yazık... Daha önce hac ibadetine ve Peygamber Efendimiz'e saygısızlık yapan Önder Sav, bugün çıkmış sela okununca konuşmasına ara veriyor. Bu kadar dinden habersiz de olunmaz ki?
"ANAYASA MAHKEMESİ'NE AYIRDIKLARI ZAMANI BİZE AYIRSINLAR"
- Peki CHP'lilere bir öneriniz var mı?
- CHP'lilerin sahte açılımları bir kenara bırakıp önce o imamlardan dini eğitim almaları gerekiyor. Yok o imamlardan almayacaklarsa bizler gönüllü olarak CHP genel merkezinde kendilerine ders vermeye hazırız. Hem belki milletin inanç değerleriyle de kavga etmekten vazgeçerler. Anayasa Mahkemesi'ne ayırdıkları zamanı bize ayırsalar yeter.
"FRANSIZ ORDUSUNDA BİLE 12 İMAM BULUNUYOR"
- Uzun yıllardan sonra gündeme yeniden gelen 'din subaylığı' tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Avrupa ülkelerinin tamamında ve ABD'de din subayı bulunuyor. ABD işgalde kullandığı askerlerini çölün ortasında vaftiz ediyor. Sadece komünist birkaç ülkede bu birim yok. Olan ülkelerin amacı ise, ordularını ahlaki ve manevi yönden güçlendirmek... AB ülkelerinde neredeyse 500 askere bir din subayı düşerken, TSK'da öğretmen sınıfı ilahiyat branşından çeşitli rütbelerde 10 subay istihdam edilmesinin medyada konu olması manidardır. Laikliğin doğduğu yer olan Fransa'da bin askere bir subay düşerken, yaklaşık yarım milyon askeri olan Türkiye'de sadece 10 din subayını konu yapmak yanlıştır. Üstelik birçok ordu, bünyesinde bulunan Müslüman askerler için bile din subayı bulundururken, bizde sadece 10 din subayından söz etmek aynı zamanda abestir. Fransız ordusunda 12 imam subay görev alıyor. Fransız ordusunda 500 bin asker görevli. Müslüman asker sayısı ise yaklaşık 40 bin... 40 bin asker için laikliğin beşiği Fransa 12 imam görevlendirirken, bizdeki din subayının rakamının ne önemi var? Askerin iyi bir manevi motivasyona ihtiyacının olduğunu herkes anlamış, ya biz? Tarihinde başarı olan orduların teçhizatından hariç, iyi bir manevi motivasyonu olduğu gerçeği yok sayılmamalıdır.
"EN ÖNEMLİ MAKAM MÜFTÜLÜKTÜR"
- Peki yakında yapılacak olan müftü atamaları konusunda neler söylemek istersiniz?
- İfta makamı Müslüman toplumlarda en önemli çözüm mekanizması olagelmiştir. Müslümanların yaşamını düzenleyen sosyal kuralların vahye refere edilerek her dönemde gözden geçirilmesi bu makamda oturan müftülerin gayretlerine ve ilmi, ahlaki, kültürel yeterliklerine bağlıdır. Onun için biz de sendika olarak bir çalışma yaptık. Yaptığımız çalışmayı tamamladık ve kamuoyuna yakın zamanda bu konudaki görüşlerimizi deklare edeceğiz.
"MÜFTÜLÜK KRİTERLERİ YENİDEN ELE ALINMALIDIR"
- Çalışmanızda sanırım bir dizi talepleriniz yer alacak. Ana başlıkları ile bizimle paylaşır mısınız?
- Din hizmetlerinin Tevhid'e dayalı, bütünleştirici, kurtarıcı, aydınlatıcı etkisi müftülük kriterlerinin de yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. İşte bu zorunluluk kapsamında öncelikle, Müftülerin hizmet içi eğitime tabi tutulmalısını istiyoruz. Her yıl tarafsız bir kurul tarafından müftüler denetlenmeli ve Diyanet'te ve müftülüklerde insan hakları komisyonu kurulmalıdır. Bu komisyon din hizmetlerindeki hak ihlallerini araştırmalıdır.
"HALKLA DİYALOG DİN İLE SAĞLANIR"
- Ülkede ilk kez Kürtçe vaaz ve mevlit okutuldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bir hakkın yerini bulması olarak değerlendiriyorum. Artık bu genele yayılmalıdır. Devlet büyüklüğünü gösterdi, TRT Şeş'i açtı... Diyanet de büyüklük yaparak Güneydoğu'da hutbe ve vaazın Kürtçe yapmasına izin vermelidir. Zira halkla diyalogun ancak bu şekilde sağlanabileceğini bizler gibi yetkililer de bilmektedirler. Açılımlar bir kereye mahsus olmamalıdır.
Aslan Değirmenci - VAKİT
Müftü Atamaları ve Müftülük Kriterleri
İfta makamı Müslüman toplumlarda en önemli çözüm mekanizması olagelmiştir. Müslümanların yaşamını düzenleyen sosyal kuralların vahye refere edilerek her dönemde gözden geçirilmesi bu makamda oturan Müftülerin gayretlerine ve ilmi, ahlaki, kültürel yeterliklerine (ehliyet) bağlıdır. Sosyoloji'nin kurucusu ve dünyanın ilk sosyologu İbn Haldun'un önemle vurguladığı ve özerk olması gerektiğini belirttiği üç alandan (Din-Eğitim-Sağlık) biri ve en önemlisi Din Hizmetleri'nin Tevhid'e dayalı bütünleştirici, kurtarıcı, aydınlatıcı etkisi müftülük kriterlerinin de yeniden ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Ehliyet ve liyakat ölçülerinin yanında insan hakları ve özgür düşünceye saygı temelinde bir müftü profilinin geliştirilmesi din hizmetlerinin kalitesini artıracak, din görevlilerinin kendilerini gerçekleştirebilmelerine fırsat yaratacaktır.
Camiye gelen insanların mezhep, meşrep, ırk, cinsiyet, eğitim düzeyi, sosyal ve ekonomik statüleri nasıl dikkate alınmıyorsa aynı şekilde müftülerin de din görevlilerine yaklaşımda objektif olmaları onların mezhep, meşrep, sendika ve sair hususiyetlerine bakmadan muamelede bulunmaları gerekiyor.
Müftüleri tenzih etmekle birlikte kimi il ve ilçelerde Diyanet İşleri Başkanı'nın tavsiye ve önerilerine rağmen ayrımcı, sendikacı, siyasetçi müftülere rastlamak bizleri üzmektedir. Kimi müftülerin ya bizzat kendileri veya maiyetindeki şef ve idari görevliler kanalıyla "şu sendikaya üye olun, şunlara üye olmayın" tarzında yönlendirme yaparak kanunlara karşı açıkça suç işlediği bilinmektedir. Vukuu halinde onlar hakkında idari soruşturma başlatılmış, gerekli işlemler yapılmıştır, fakat bu durum üzücü olduğu kadar düşündürücüdür de.
Oysa atanacak müftülerimiz görevlilere iyi yaklaşmalı, objektif, ilkeli, basiretli bir idari anlayışı hakim kılmalıdırlar. Müftülüklerde sendika ve menfaat odaklaşmalarına müsaade etmemeli, hakkın hatırını her hatırın üstünde tutarak, yasaları ve ilkeleri kimi siyasilerin hatırına kurban etmemelidirler.
Abdurrahim Çelik
Özerk Diyanet Evkaf Sendikası
Genel Sekreter