Cehennemi görüp gelsek de kaldığımız yerden...

Mehmet GÖKTAŞ

Bakıyorum da salgın sonrası için “hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” gibi başlıklar altında yazanların ve konuşanların haddi hesabı yok.

Olumlu düşünenler de bu başlık altında sıralıyor güzel beklentilerini, olumsuz ve komplocu düşünenler de aynı başlık altında dile getiriyorlar.

Kelâmî tartışmalara girmek istemiyorum, fakat insanoğlu gidip cehennemi görse ve yeniden bu dünyaya gelse bir müddet sonra kaldığı yerden devam edeceği kanaatindeyim.

Biliyorsunuz “Allah’ım ne olur beni dünyaya bir daha döndür de güzel ameller yapayım” şeklinde kıyametten sahneler sunulur Kur’an’da.

“...Eğer onlar geri döndürülseler yasaklandıkları şeylere kesinlikle geri dönerler, şüphesiz onlar yalancıdırlar.”(6/28)

Çevrenize şöyle bir bakınız, ölümden dönen nice insanlar vardır, trafik kazasından, kalp ameliyatından, kanser tedavisinden ve daha nice vukuatlardan dönenler... Hatta öyleleri için “bu gördüğün öbür tarafa bir defa gitti geldi” diye espri bile yapılır.

Fakat çoğu zaman bu insanlarda zerre kadar bir değişiklik göremezsiniz. Adam beyin ameliyatına girmiş, yakınları büyük oranda ümitlerini kesmişler fakat adam kurtulmuş. Daha sonra oğlunu evlendiriyor ve öylesine rezil bir düğün yapıyor ki insan hayret ediyor.

Karşılaştıkları ölüm tehlikeleri o insanlar için arada sırada anlatılacak birer sohbet konusudur artık, onu asla Allah’ın bir uyarısı olarak görmez ve hayatında bu anlamda en ufak bir değişikliğe gitmez. Hiç de ölümden dönmüş birine benzemez.

Bireylerin durumu böyle olduğu gibi toplumlar da aynen bireyler gibidir, zaten o bireylerden oluşmuyor mu?

Karşılaştıkları felâketlerden sonra genellikle toplumlar da aynı şekilde hiç bir şey olmamış gibi önceki hayat tarzlarına devam ederler.

Bunun istisnaları yok mudur? Elbette vardır fakat az. Kur’an’dan öğrendiğimize göre Yunus Aleyhisselam’ın kavmi böyle bir felâketi görünce derhal uyanmış ve iman etmiş, imanlarının faydasını da görmüştür.

İsrailoğullarının tarihinde de böyle güzel bir bölüm vardır. M.Ö. 587 Babil Sürgünüyle uyanmışlar, Azra (Üzeyir Aleyhisselam) önderliğinde Tevrat’a sarılmışlar ve tarihlerinin dönüm noktası olmuştur.

Bizler de bu anlamda hep hayır ve güzel düşünen insanlarız ama o kadar da uçmamalıyız.

Hayati tehlike atlatan bireyler nasıl ki o anları daha sonra sadece bir sohbet malzemesi yapıyorsa toplumlar da öyle yapacaklar. Sosyologlar, tarihçiler bu olayı tarihteki salgınlara 2020 Korona salgını olarak ekleyecekler, ölenlerin rakamlarını, ülkelerin uğradığı zararları verecekler. Tabi bu olup bitenlerin hiç bir yerinde Allah’ı görmeyecekler vesselam.

Yani dünyanın tamamı “öbür tarafa gidip geldiği” halde kaldıkları yerden devam edecekler.