Çeçen ailenin savaşla mücadelesi

Bombalar ve mermiler Caharkale’iy bir harabeye çevirirken her gece dördü birlikte uyudu: Nina, kocası Kuri ve aralarında yatan çocukları Kerim ve Heda. “Eğer bir bomba düşerse beraber ölürüz” diyorlardı.

Eskiden evleri olan 8 katlı apartmanda geçen bu gecelerin üzerinden tam 9 yıl geçti ve birinci Çeçen savaşında beri insanların köpekler tarafından yok edildiklerini, karların duman ve isten simsiyah olduğunu ve akrabalarının gözlerinin önünde öldürüldüklerini gördüler.

Misillemeden korktukları için soy isimlerinin ve yaşadıkları şehrin gizli tutulmasını isteyen aile, şimdi Hollanda"da yaşıyor.

Nina 45, Kuri 56, Kerim 26 ve Heda 23 yaşında ve 1990"larda savaşın patlak vermesi ile evlerinden kaçan ve giderek büyüyen Çeçen diasporasının bir parçası oluyorlar. Washington"da bulunan Refugees International"da araştırma direktörü olan Maureen Lynch Çeçenya"nın dışında 100 bin kadar Çeçen mültecinin yaşadığını söyledi. Çeçen mültecilerin en yoğunlukta olduğu ülkeler ise sırasıyla Polonya, Avustralya, Fransa, Belçika, Almanya, Norveç, Danimarka ve Hollanda.

Mayıs ayının sıcak bir akşamında aile üç katlı evinde. Ev dört yatak odası ve yeniden düzenlenmiş mutfağı ile geniş bir yer. Kimse aynı yatağı paylaşmak zorunda değil. Evin arka bahçesinde kuşlar uçuşuyor.

Heda basit bir yemek hazırlamış: Çorba, patates püresi ve biraz sebze. Aile yemeğini yerken Nina konuşuyor. Alçak bir sesle konuşan Nina her kelimeden sonra duraklıyor: Nefes almak zor. Doktorlar onda D vitamini eksikliği olduğunu söylüyorlar ama vücudunu saran hastalık hala teşhis edilemedi. Aylarca yürüyemedi ama şimdi oturabiliyor ve konuşabiliyor. Yinede hala çok zayıf. Arada sırada Kuri de birkaç kelime söylüyor.

Birinci Rus-Çeçen savaşından önce Kuri ve Nina"nın Caharkale"de iki apartmanı ve yakındaki bir köyde bir evi vardı. Kuri kendi işinde şoförlük yapıyordu, Nina da eczacıydı. Kerim eskiden yaşadıkları 8 katlı binayı rüya gibi hatırlıyor ve her sabah güneş ışınlarının yatak odasına dolduğunu söylüyor. Eski Sovyet düzeninin harabeleri içerisinde güzel bir yaşam sürdürüyorlardı.

Savaş çıktı

1994"ün yılbaşı arifesinde Rus tankları Caharkale"ye girdi. Nina çocuklarının "Anne bak, tanklar geliyor" diye bağırışlarını hatırlıyor. Sonraki günlerde ortalık duman ve harabelerden o kadar karardı ki gece mi yoksa gündüz mü olduğunu seçmek neredeyse imkansızdı.

Nina, "Bodrumda saklandık. Ama bir süre sonra buna daha fazla dayanamadık ve binada yaşamaya karar verdik" diyor. O yıl yani 1995"de günlerinin çoğunu ölen insanları gömerek harcadılar.

Kuri "Asla ağlamadık" diyor.

Bir keresinde aile Rus askerleri tarafından rehin alınmış. Askerleri evlerinin önünde kamp kurup, ailenin yiyeceklerini yiyip sularını içmiş. Komşularının değerli eşyalarını yağmadan koruyabilmek için saklayabildikleri kadarını asansöre saklamışlar. Rus askerleri iki sonra ayrılmışlar.

Başka bir olayda da askerler binanın yanındaki arabalara ateş ediyorlarmış. Askerlere ne yaptıklarını sorduğunda dönüp Kuri"ye de ateş etmişler ama ıskalamışlar.

Nina kocasının yanına gelip askerlere "Ne yapıyorsunuz?" diye bağırmış. Askerlerden biri yaklaşıp silahını Nina"nın kafasına dayayıp tetiği çekmiş. Ama silahta mermi kalmamış.

Ama yinede ayrılmak istemediler. Bunu hayal bile edemediler.

Daha sonra Nina"nın büyük kız kardeşi, kocası ve iki oğlu öldürüldü. Sene 1996 idi. Aile, Çeçen gerillaların Ruslarla Çeçenler arasındaki anlaşmazlığı büyütüp büyük bir isyan çıkarmak için bunu yapmış olabileceğinden şüphelenmiş.

Nina bu konuda konuşamıyor ve gözleri yaş içerisinde, "Bunu size Kerim anlatsın" diyor.

Kerim ve Heda ilk kez annelerini ağlarken görüyorlardı. Kerim cinayetten kısa bir süre sonra bir grup Çeçen gerillanın kendilerini öldürme planı ile evlerine geldiğini söyledi. Ama (ailenin) misafirleri vardı ve Çeçen gerillalar hemen ayrıldı. Ama şimdi her şey değişmiş görünüyordu: Aileyi Çeçenya"ya bağlayan yaşayan çok az kişi vardı. Olayların belirsizliği ve tehlike onları vatanlarının ve oradaki yaşamlarının dışına itiyordu. Korkmuş ve korkmaktan yorulmuşlardı.

Birinci savaşın 1996 Ağustos ayında bitmesine rağmen şiddet ve istikrarsızlık yılın geri kalanında hüküm sürdü. O yılın sonbaharında aile kırılma noktasına gelmişti. Kerim, "Zaman geçtikçe ayrılmak zorunda olduğumuz daha da kesinleşiyordu" diyor.

Aile ellerinde bulunan her şeyi sattı, bir otobüs kiraladı ve şoföre sınır muhafızlarına ödemesi için para verdi. Dört gün sonra Hollanda da idiler.

Güvenlik

Hollanda"ya gittikten sonra Lahey"den mülteci statüsü aldılar. Daha sonra bir otelde çalışmaya başladılar. Kanunen gerekli olduğu için vatandaşlık alabilmek amacı ile birlikte Almanca kursuna gittiler.

Savaşı geride bırakmak için ellerinden gelenin en iyisini yaptılar ama savaş onları bırakmadı. Kerim, Heda ve Kuri"de çok nadir görünen bir mide bakterisi ortaya çıktı ve bunun tedavisi altı ay sürdü. Kerim"in yüzü kırmızı ve mavi ölü deri lekeleri ilde doldu, düzenli olarak yapılan iğneler bu lekelerin azalmasına yardımcı oluyor ama hala yanaklarında biraz leke var. Aile, tüm bu rahatsızlıklarının birinci savaş sırasında Caharkale"yi yok eden biyolojik silahlardan kaynaklandığından emin.

Şimdi hala sağlığını kazanamamış olan Nina için endişeleniyorlar.

Yaşadıkları evin geniş bir garajı var ve bunu Nina için yatak odasına çevirmek istiyorlar. Bu sayede Nina sürekli olarak merdiven inip çıkmaktan kurtulacak.

Kerim annesini Çek Cumhuriyeti"ne bir kaplıcaya götürebilmek için tatili boyunca bir lale çiftliğinde çalıştı.

Ailenin vatanlarına geri dönme umutları vardı ama 1999"da ikinci savaşın çıkması ile bu şimdilik zor görünüyor.

Çeçenya hala hepsini kendine çekiyor. Hepsi bir gün, askerler ve gece yarısı bombalamaları bir daha hiç başlamamak üzere bittiğinde geri dönme konusunda hemfikirler.

Kerim, "Çeçenya doğduğum ülkeden çok daha fazlası. Orası benim aşkım. Bir şeyi, sevdiğin zaman ona dönmekten başka bir şey istemezsin. Çeçenya"ya dönemeyeceğimi düşündükçe daha fazla dönmek istiyorum" diyor.

Natasha Rotstein"in 20 Eylül"de The Moscow Times"t yayımlanan bu yazısını Ajans Kafkas"tan Cavit Yılmaz Türkçe"ye çevirdi.

ajanskafkas.com