Buyurun, bankanızı kapıdan mı soyardınız, bacadan mı?

Mehmet GÖKTAŞ

Bir haftadan beri piyangodan bahsediyoruz, kumardan söz ediyoruz, toplumu bu noktaya getiren kolaycılıktan, köşe dönmecilikten, beleşçilikten bahsediyoruz.

Müsaadenizle bugün birazcık da soygunlardan, soygunculardan söz edelim, onları biraz daha yakından tanıyalım.

Öyle ya, ülkemizde ve dünya genelinde banka soygunculuğu, kuyumcu ve benzer iş yeri soygunculuğu günlük olağan işlerdendir.

         Bu işi yapan soyguncular her şeyden önce ciddi bir risk almaktadırlar. Kafalarına estiğinde bir anda karar verip düğmeye basmıyorlar her halde. Uzun uzun düşünme ve bir planlama gerekecek.

Bu işin sonunda ölmek var, yaralanmak var, özellikle yakalanmak ve cezaevine girmek var. Hatta o ana kadar bir şey olmasa bile yaşadığı müddetçe yakalanma korkusu var, çaldıkları parayı rahat bir şekilde harcayamama durumu var.

Yani bir banka veya paralı bir iş yeri soygunu yapabilmek için bu bedelleri ödemeyi göze almak gerekir.

Sonunda da bu işi yapanların ismi hırsız, soyguncu, terörist vs. olacağını da unutmayalım.

Gelin biz bu işe “Bir bankayı bacadan soyma” adını verelim.

         Efendim bir de bir bankayı kapıdan soyma işi vardır.

         Bankaya kapısından giriyorsunuz, elbiseniz, kravatınız tam tekmil, sizi güzelce de karşılıyorlar.

Bir takım yazışmalar ve işlemlerden sonra soygununuzu yapıyorsunuz vesselam. Yaptığınız iş bir ihaledir, bir teşvik kredisidir veya benzer bir şeylerdir.

Hem de baca soyguncularından kat kat da fazla alıyorsunuz.

İşin sonunda ölüm yok, yaralanma yok, benzer riskler hiç yok.

Sonunda adınız da “beyefendi” olmaya devam edecek.

Hatta o güne kadar beyefendi olmamışsanız o günden sonra beyefendi olmanız garantidir.

Bu işin şamatası yok, gürültüsü yok, akşam ekranlarda görünme riski yok, yok da yok.

         Sizi bilmem ama ben bankayı bacadan soyanların kapıdan soyanlardan çok daha şerefli olduklarına inandığımı belirtmek isterim.

Ne diyorsunuz, benim bu tavrımda izlediğimiz nice filmde hepimiz şu bizim bacadan soygun yapanlardan yana oluruz, yakalanmasını istemeyiz ya, onun da payı var mı dersiniz?

Kim ne derse desin, baca soyguncularının göze aldıkları risk ve bedelin toplumların hafızalarında gizli bir karşılığı olmalı ki nice filmin asıl kahramanı bir baca soyguncusudur.

          Asıl söylemek istediğim, şu beleşçiliğin, şu vurgunculuğun, şu kolaycılığın önü mutlaka alınmalıdır. Çünkü bu ülke bacadan girenler tarafından değil kapıdan girenler tarafından soyulmaktadır.

İsterseniz bir araştırma yapın. Bir yıl boyunca soyulan banka ve iş yerlerinin kaybı nedir, batık kredilerin, ihale fesatçılarının ve benzer soyguncuların alıp götürdüğü nedir?