Yıllardan beri tesettürlü öğrencilere uygulanan baskıyı görmezden gelerek, kılık kıyafet serbestliğiyle birlikte başı açık öğrencilerin üniversitelerden dışlanabileceğini söyleyen Bumin’in kaygıları yersiz bulundu.
ŞEKERCİ: KORKU VE PARANOYA İÇİNDELER
Bumin’in açıklamalarını değerlendiren Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci, “Tesettürlüler yıllardan beri üniversiteye giremiyorlar, bu normal karşılanıyor; aksi bir durum dayatma olarak görülüyor. Bu bir çelişkidir” dedi.
“Ben üniversitede başörtüsüyle okurken böyle bir sorun yoktu, kimse başörtülü olmayanları dışlamıyor ya da kapanmaya zorlamıyordu” diyen Şekerci, yıllardan beri var olan dayatma görmezden gelinerek, bir vehim üzerinden dayatmaların savunulmasını anlamsız bulduğunu söyledi. Bumin’in açıklamalarını korku ve paranoya hali olarak yorumlayan Şekerci, bu açıklamaların sivil anayasa taslağı hazırlanırken yapılmasının manidar olduğunu ifade etti. Bazı çevrelerin, medya, bürokrasi, yargı yoluyla baskı unsuru olmaya çalıştıklarını kaydeden Şekerci, “Sivil anayasanın değişmesini istiyorlar, bunun için olur olmaz iddialara başvuruyorlar” dedi. Siyasi iradenin geri adım atmaması gerektiğini de ifade eden Şekerci, Bumin’in açıklamalarını, Türkiye’nin demokratikleşmesini istemeyen çevrelerin beyanatı olarak değerlendirdi.
DOĞAN: ÇARK TERSİNE DÖNDÜ, DEMOKRASİNİN ÖNÜNE GEÇEMEZLER
Demokrat Hukukçular Derneği Genel Başkanı Halil Doğan da, “Bu tür açıklamaları ortaokul talebesi bile yapmaz, bu açıklamalar ne hukuka, ne siyasete, ne de ahlaka uygundur” şeklinde konuştu.
“Kimsenin korkmasına gerek yok, tesettürlü insanların baskı unsuru olması gibi bir durum söz konusu dahi olamaz” diyen Doğan, “İslâm’da baskı ve zorlama olmadığını” söyledi. Bu tür beyanatlarla yeni anayasaya gölge düşürülmek istendiğini ifade eden Doğan, “Çark tersine dönmüştür. Demokrasinin ve hürriyetlerin önünde kimse duramaz” dedi. Sabih Kanadoğlu’nun “Anayasayı Kurucu Meclis yapar” açıklamasının ardından verilen bu beyanatın iyi niyetli olmadığını kaydeden Doğan, endişelerin yersiz olduğunu söyledi.
ÇELİK: HUKUKİ, İLMİ VE SOSYAL ALTYAPISI OLMAYAN DÜŞÜNCELER
İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Genel Başkanı Halit Çelik ise, “bu tür düşüncelerin, hukuki, ilmi ve sosyal altyapısı olmadığını” söyledi. “İnsanımız yüzyıllardır, farklılıklarıyla birlikte, barış içinde yaşıyor” diyen Çelik, bazı çevrelerin bunu kasıtlı olarak görmezden geldiğini vurguladı. “Bugüne kadar kimsenin kimseye nasıl giyinmesi konusunda baskı yapmadığını” da ifade eden Çelik, “tesettürlü birinin başı açık birine, başını örtmesi için baskı yaptığına delil olarak gösterilecek tek bir davanın bulunmadığını” kaydetti.
KIZILHAN: YAŞAMAKTAN KORKTUKLARI HAYATI BİZE YAŞATIYORLAR
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (AK-DER) Genel Başkanı Refia Kızılhan da, “Yaşamaktan korktukları hayatı, bize yaşatıyorlar. Kimse bunun farkında değil” dedi. Bugüne kadar üniversitelerde kapanmaya zorlanan insanlara şahit olmadıklarını belirten Kızılhan, ama üniversitede okumak için başları zorla açtırılan insanlara tanık olduklarını ifade etti. Bumin'in açıklamalarını anlamsız bulduğunu söyleyen Kızılhan, “Yasalarda tam olarak var olmayan bir görüşten hareketle yasak alanları oluşturdular, şimdi bunu sürdürmek istiyorlar” dedi. Kızılhan, insanların istedikleri gibi yaşamakta özgür olduğunu, bunun hiçbir kurum tarafından düzenlenemeyeceğini söyledi. “Onlara korktukları hayatı yaşatmayacağız” diyen Kızılhan, “Çok ağladık, çok kırıldık, biz bunların ne demek olduğunu herkesten iyi biliyoruz” dedi.
Vakit