Bu, nasıl iş... Hem DAEŞ’çi, hem Kürt, hem de Alevi!

Hasan Karakaya

“Cuma imamı”mız Nusret Reşber; dün “hutbe”de, bir “ayet”ten söz etti...

Cenab-ı Allah, “Maide suresinin 5. ayet-i celilesi”nde buyuruyor ki;

“Kim; bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir insanı öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.”

Nusret Hoca dedi ki;

Bu ayet, “İsrailoğulları”na inmiş bir ayettir... “İniş sebebi” de şudur:

Bir Musevi, sırf “mirasına konmak” için “amcasını öldürmüş”, sonra da Hz. Musa (as)’a gidip, şöyle demiştir:

“Amcamın katili kimdir?..

Onu, bize bul!..”

Şu hâle  bakın;

“Katil” olan “Yahudi’nin kendisi”dir ama, Hz. Musa (as)’ya gelip, diyor ki;

“Amcamın katilini bul!”

AMAÇ İSLÂM DÜŞMANLIĞI!

Nusret Hoca’nın aktardığı bu “ayet-i celile”den hareketle, son günlerde meydana gelen olaylara bakacak olursak; tam bir Yahudi zihniyeti” ile karşı karşıya olduğumuzu görürüz!..

Görüyorsunuz;

Son günlerde “gençler” katledildi, “askerlerimiz” ve “polislerimiz” şehit edildi...

“Katiller belli!”

Fakat, diyorlar  ki;

“Katiller, Müslüman olduklarını söyleyen DAEŞ’li teröristlerdir!”

Araya “Müslüman” ya da “İslâm” ifadesini özellikle sokuşturuyorlar ki, suç“Müslüman”ın üzerine atılsın, “İslâm düşmanlığı” daha da tırmandırılsın!..

“Kafa kesen” Müslüman!.. “Canlı bomba” Müslüman!.. “Yakan” Müslüman,“yıkan” Müslüman, “sabotaj” düzenleyen yine Müslüman!..

Demek oluyor ki;

“İslâm bir terör dini, Müslümanlar da birer teröristtir!”

Türkiye’de ya da dünyada böyle bir “imaj” oluşturduktan sonra,“Müslüman”lara yapacağın her saldırı, her zulüm, her baskı ve her türlü hareket “meşru” hâle gelir!..

Öyle ya;

Müslümanlar “terörist”tir, “öcü”dür, “tu kaka”dır!..

Gözlere böyle bir “perde” çektiğinde, ya da “at gözlüğü” taktığında; “İsrail soykırımı”nı da, “Esed’in katliamları”nı da, “PKK ve PYD’nin vahşetleri”ni de, “Yahudi ve Hıristiyanların cinayetleri”ni de örtbas eder ve hatta “cici”gösterirsin!..

Bugün yapılan budur!..

HÜRRİYET’İN KALLEŞLİĞİ!

İşin acı tarafı;

“DAEŞ’i şeytanlaştırma, PKK’yı melekleştirme operasyonu”nda; maalesef, sıkıştıklarında “Biz de Müslümanız!.. Annem hacı, babam hoca” diyen“gazete” ve “gazeteci”lerin de tezgâha düşmesi ve bu “sinsi strateji”de birer “piyon” olarak kullanılmaları!..

Daha açık yazayım:

23 Temmuz Perşembe günkü Hürriyet’in sürmanşetinde, “Her şey burada başladı” başlıklı bir haber vardı...

Haberde, özetle deniliyordu ki;

“Suruç’taki intihar bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz ile Diyarbakır bombacısı Orhan Gönder, 8 ay öncesine kadar İslâm Çay Ocağı adlı Adıyaman’daki dükkânda buluşuyorlardı!”

“Haberin böyle verilmesi”nden amaç ne?.. Öyle ya; adamın adı Şeyh!.. Buluştukları yer de İslâm Çay Ocağı!..

O çay ocağı “8 ay önce” kapatılmış, umurlarında değil!..

Önemli olan, “algı” oluşturmak!..

O zaman, ben de sorarım:

“Suruç bombacısı Şeyh Abdurrahman Alagöz’le 8 ay öncesinde İslâm Çay Ocağı’nda buluşan Diyarbakır bombacısı Orhan Gönder; hem Kürt, hem de bir Alevi değil mi?”

Bu “kalleşlik” niye?..

BOMBACI KÜRT VE ALEVİ!

Şu hâle bakın;

Bombacıların her ikisi de “DAEŞ”te, ama birisi, “Alevi bir aile”ye mensup!..

Sormak gerekmez mi;

“Hem Kürt, hem de Alevi bir genç, nasıl DAEŞ saflarına katılır, nasıl bombacı olur?”

Bakın, bu iddia, kesinlikle benim iddiam değil...

13 Haziran günkü Taraf gazetesinde; “Diyarbakır bombacısı Orhan Gönder’in babası M.G.’nin ifadeleri”ne yer verilmiş!..

Baba demiş ki;

“HDP mitingine yönelik eylemde, oğlum, kimliğinden dolayı özellikle kullanılmıştır!.. Bir oyun oynanıyor... Oyun oynanmasa benim çocuğumu götürürler mi?.. Başka bir adam kullanırlardı... Aleviyi Alevi kesimine vurdurmak istiyorlar... Kardeş kardeşi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Burada da bombacının kimliğinin Kürt olduğunu öne çıkarmalarının nedeni bana göre; öldüren de Kürt demek istiyorlar. İnşallah insanlarımız uyanık olur ve kimse bu oyuna gelmez.” 

Dahası da var...

11 Haziran tarihli Vatan gazetesinin manşetinde de; “Bir tuhaf bombacı”başlıklı şu haber vardı:

“HDP’nin 5 Haziran’da Diyarbakır’daki mitinginde, 4 kişinin hayatını kaybettiği iki ayrı patlamanın sorumlusu olduğu iddiasıyla tutuklan 20 yaşındaki Orhan Gönder’in kimliğine, fotoğraflarına ve hakkındaki bilgilere ulaştık... IŞİD üyesi olduğu öne sürülen Gönder’in Kürt ve Alevi bir aileye mensup olduğu ortaya çıktı.

Adıyaman nüfusuna kayıtlı Orhan Gönder’in yaklaşık 6 ay önce ortalıktan kaybolması üzerine ailesi tarafından yapılan tüm aramalara rağmen bulunamadığı öğrenildi.”

Herhangi bir “etnisite ve mezhep karşıtlığı” yapmak istemiyorum ama“bombacıların İslâm Çay Ocağı’nda buluşması” üzerinden “İslâm ve Müslüman düşmanlığı” yapan “Siyonist zihniyete” sormak istiyorum;

“Gördünüz ya; bombacıların her ikisi de Kürt!.. Her ikisi de DAEŞ’çi!.. Ama birisi hem Kürt, hem Alevi!.. Peki, İslâm Çay Ocağı; bu olayın neresinde?!?”

BUNUN ADI, FİKİR FAHİŞELİĞİ!

Bizim Nusret Hoca’nın, dünkü “hutbe”de okuduğu ayet, nasıl da yerli yerine oturuyor?..

“Amca katili Yahudi” ne diyordu Hz. Musa (as)’ya;

“Amcamın katilini bul!”

Oysa, “katil” belli!..

Bizzat kendisi!..

Ama, “başka katil”(!) aratacak!..

Ki, kendisini gizlesin!..

Hürriyet de öyle!..

“Katiller ortada” iken, “hedef şaşırtıp”; başka katiller aratıyor!..

İşte Orhan Gönder!..

“Bir genç; hem Kürt, hem Alevi, hem de DAEŞ’çi nasıl olur ve nasıl Kürt ve Alevileri katleder?” diye soracakları yerde, “İslâm Çay Ocağı” deyip, bu katliamları “Müslüman”ların üzerine yıkmaya çalışıyorlar!..

Kusura bakmasınlar ama;

Bunun adı, “İslâm düşmanlığı”dır!

Bunun adı, “Fikir fahişeliği”dir!..

Nokta!..

ALLA-PULLA, ÖLÜME YOLLA!

Şimdi de, aynı “Yahudi zihniyeti”nden bir başka örnek vermek istiyorum...

Müslümanları “öcü” ve “tu kaka” gösterebilmek için, adeta kıçlarını yırtan Yahudi zihniyeti; ölenler “kendi yoldaşları” olunca; her türlü“pudralama”yı, olanca “makyajlama”yı ve olanca “cicileştirme”yi yapmaktan geri kalmıyor!.. 

Malûm; Suruç’taki “katliam”da ölen gençlerden biri de, Alican Vural’dı!..

Ordulu bir genç olan Alican Vural, öyle bir allanıp-pullandı ki; arkasından“ağıt”lar yakılırken denildi ki;

“Sırtına bir parka alacak parası bile yoktu!.. Çok istediği parkayla, sadece hatıra fotoğrafı çektirebildi!”

Yani, “fakir”di, “yoksul”du, “parka alacak parası bile yok”tu!..

Yalan!.. Kuyruklu yalan!..

Alican Vural adlı gencin; “Ezilenlerin yanındayız!” diyerek “sol yumruğunu” havaya kaldıran “CHP’li Gamze İlgezdi” ablası gibi, belki“rezidans koleksiyonu” yapacak kadar parası yoktur ama, bir “Deniz Gezmiş parkası” alacak kadar parası herhalde vardır!..

Zira, “SGDF Sayfası”nda, sırtında “Deniz Gezmiş parkası” olduğu halde fotoğrafı yayınlanan Alican Vural’ın, yine aynı sayfada, bir de “önünde şarap kadehi” bulunan bir fotoğrafı paylaşıldı!..

“Son derece lüks bir restoran!..

Alican Vural yemek masasında!..

Önünde de bir şarap kadehi!”

Söyleyin Allah aşkına;

“Parka alacak parası bile bulunmayan” bir genç, o “lüks restoran”a girebilir mi?.. O restoranda “pahalı bir şarap” içebilir mi?.. Markası neydi acaba?.. “Petrus” muydu?.. Onu, Ertuğrul Özkök’e sormak lazım!..

Şu “ajitasyon”a bakın!..

Alican’ın; “parka alacak parası” yok ama, “lüks restorandan yemek yiyip, pahalı şarap içecek” parası var!..

Madem Deniz Gezmiş’e özendi, o da Deniz Gezmiş abisinin yaptığı gibi;“beğendiği parkayı çalsaydı” ya!..

Gençlerin beynini işte böyle yıkıyorlar, onları böyle kandırıyorlar,“gençlerimizi böyle çalıyorlar!”

Ve de;

“Ölüme böyle götürüyorlar!”

“OĞLUMUN KATİLİ HDP!”

Amacım, Alican Vural’ın yaşam biçimini sorgulamak değil!.. Ben, Alican üzerinden “ölü seviciliği” yapan ve bir ölüden “kahraman” çıkarıp, “diğer gençleri kandırmak” isteyen zihniyete dikkat çekmek istiyorum...

Zaten Alican’ın acılı babası Cumhur Vural da; “Çocuğumu yediniz Allah’sızlar” diyerek, “HDP’ye isyan” etmiş ve demiş ki;

“Oğlumun Suruç’a gittiğinden haberim yoktu... Orada öldüğünü de telefonla öğrendim!..

Oğlum bir yıldır çok değişti. Bu, HDP’lilerle tanışmasından sonra oldu. Defalarca ‘Onlarla görüşme’ dedik... 4 aydır hiç eve gelmedi... Sürekli onlarla birlikte takılıyordu... Ben kendisine ‘Bunlar terör örgütü, siyasetçi değil’ diye tepki gösteriyordum... Çocuğumu bir türlü kurtaramadım. Oğlumun idam fermanını bunlar imzaladı, çocuğumu HDP’liler kandırdı.

Bir de bana cenazeyi vermek istemediler!.. Neymiş, miting düzenleyip propaganda yapacaklarmış. ‘Eğer oğlumun cenazesini bana vermezseniz beni burada öldürün’ dedim ve çocuğumun cenazesini ellerinden zor aldım!”

“Alican olayı” da; bir yandan “gençleri ölüme götüren” ve bir yandan da“Suruç’un katili devlet” diye böğüren “Yahudi zihniyeti”ne kapak olsun!..

OPERASYONLAR GENİŞLETİLMELİ!

Merak edenler için söyleyeyim:

Dün, “Türkiye’nin 16 vilayeti”nde, binlerce polisin katıldığı bir“operasyon” yapıldı!..

Bu operasyonda;

“DAEŞ, PKK, DHKP-C ve Paralel İhanet Çetesi’ne mensup yüzlerce insan gözaltına alındı!”

Bu operasyonla birlikte; “Twitleri ikiye katlayan Paralelciler” hemen kampanya başlattılar:

“Sıkıyönetim gibi!.. Cadı avı!”

Ne derlerse desinler;

Dünkü operasyonlarda;

Hz. Musa’ya “Amcamın katilini bul!” diyen ve böylece kendi “cani”liğini gizlemek isteyen “Yahudi zihniyetinin günümüz temsilcileri” yani“katillerle işbirliği yapan, onlara yardım ve yataklık eden azmettiriciler”yakalanmıştır!..

Operasyonlar bunlarla da sınırlı kalmamalı; “gazete ve televizyonlarında PKK propagandası” yapanlardan da hesap sorulmalıdır!..

Yetti artık!..

 *******************************************************************

Dünyanın hiçbir ülkesinde teröristlere prim verilmez!

Dün “16 vilayet”te, binlerce polisin katıldığı operasyonlarda “yüzlerce kişi” gözaltına alındı... Bu operasyonları; “devlet zorbalığı” ya da “cadı avı”olarak gören ve göstermek isteyen “terör destekçileri”ne sormak istiyorum:

Siz Amerika’yı bilir misiniz?.. Bırakın “polise direnenler”in anında öldürüldüğünü, elinde “oyuncak tabanca” bulunan “11 yaşındaki bir çocuğun” bile nasıl kurşun yağmuruna tutulduğunu bilir misiniz?..

Örnekler, sayılamayacak kadar çok... Demek istediğim şu: Dünyanın hiçbir ülkesinde, “terörist”lere bu kadar yüz verilmez, bu kadar “gevşek”davranılmaz!..

Ve yine; dünyanın hiçbir ülkesinde; “sırtını terör örgütlerine yaslayan partiler”e, ya da “gazete ve televizyonlarda teröre yardım ve yataklık edip, övgüler yağdıran” gazeteci ve uzman(!)lara bu kadar tolerans gösterilmez!..

Hele hele; Dünyanın hiçbir ülkesinde;  Hiçbir “terör örgütü”nün “gazete ve televizyon sahibi” olmasına, bu televizyon ve gazetelerden “kusmuk fışkırtır gibi; devlet, hükümet ve din düşmanlığı” yapılmasına izin verilmez!..

Dünkü operasyonların özü şudur:

“Devlet, devletliğini hatırladı!”

• Bu arada; “yemekhanesinin 6-7 metre yakınına, zaman ayarlı bombalı pankart” asılan, son anda farkedilip, imha edilen ve böylece “büyük bir facia”dan kurtulan “Kanal 24 televizyonu ve Star gazetesi”ne “geçmiş olsun” diyorum...

Kıçlarını yırtarcasına “Basın özgürlüğü” diye bağıranlarda niye “tık” yok acaba?!?..

yeniakit