Bu gidiş nereye!

Abdurrahman Dilipak

İsrail ebedi bir hayatın sırlarını ararken kendi kıyameti ile burun buruna geldi.

Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İsrail tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar yalnız ve çaresiz. İsrail bu noktadan sonra ne ileri gidebilir ne de geri. Her iki halde de ağır bir bedel ödemek zorunda kalabilir.

Asla olmaması gereken bir şey oldu. Sadece İslam dünyası ile değil, Hristiyan dünyası ile de İsrail’in arasında bundan sonra bir yakınlaşma olamaz.

Ben İsrail’den de, ABD’den de akıl ve vicdan sahibi insanların ABD’nin bu kararına karşı çıkacakları düşünüyorum.

Bugün dünya Siyonist bir komplo ile karşı karşıya bulunuyor. Bu, o korktukları “Tarihin sonu”nu getirecek bir “Medeniyetler/dinlerarası savaş”a dönüşebilir..

İslam dünyasındaki Mehdi, Mesih beklentisi, Deccaliyet ve Melheme-i Kübra kaygısı, Hristiyan dünyasının Mesih beklentisi ve Anti Chirist endişesi, Yahudilikteki Meşiyah beklentisi bu süreci daha da kaygı verici hale getiriyor.

Zaten bölge patlamaya hazır bir bomba gibi. Birileri bu yangına odun taşıyor sanki.

ABD, bu durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirerek “Tanrıyı kıyamete zorlamak” için “Amerikano Mehdi”yi piyasaya sürerse hiç şaşmam. DAEŞ’i piyasaya süren PYD’yi himayesine alan FETÖ’yü örgütleyen akıl şimdi yeni planlar peşinde.. FETÖ ile hedefine silahsız ulaşmayı planlamıştı, şimdi gelinen noktada tekrar silahını ele aldı.

Yahudiler ve Hristiyanlar şunu anlamak istemiyor: Onlar için Süleyman Mabedi “Kral Süleyman”ın yaptırdığı bir cami. Onların “Kral Süleyman” dedikleri, bizim Peygamberimiz. Onların “Kral Davud” dedikleri, bizim için Zebur’u getiren bir Resul. “Zebur” onlar için bizim “Mevlid” gibi bir şey. Bir zikir ve dua kitabı. Bizim için Allah’ın kelamı. Onlar için tarihi bir miras olarak gördükleri mekân, bizim ilk kıblemiz ve İsra’nın gerçekleştiği makam.

Oraya kim “hakim” oldu ise ötekilere hayat hakkı tanımadılar. Müslümanlar “Hadim” olduklarında ise, sadece Müslümanlar değil, Yahudiler ve Hristiyanlar da güven içinde yaşadılar. Pax Roma, Pax Chirist, Pax Juda, hiçbiri huzur getirmedi.

Trump’ın son çıkışı ile barışa karşı savaş ilan edildi.

13 Aralık’ta İstanbul’da İslam İşbirliği Konferansı var. Zirvede Kudüs konusu ele alınacak. Orada kim kimdir belli olacak.

İçimizdeki İsrailliler kimlermiş göreceğiz.

Bu karar bir açıdan iyi oldu. Göreceğiz BM, AB, NATO, Avrupa Birliği, Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri nerede duruyor. Arap Birliğinin tavrı ne olacak? Suudi Kralı, BAE Emiri, Mısır cuntasının şefi nasıl bir tavır koyacak. FG ne yapacak. Bu süreçte ABD’ye destek veren, İsrail’in yanında duranlar, kendi halkları tarafından İsrail ve ABD ile aynı şekilde cezalandırılacaktır.

ABD Kudüs’ü başkent tanıdı da ne oldu? İki devlet daha büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı aldı. Kim onlar derseniz El Salvador ve Kostarika. İki ülkenin toplam nüfusu 10 milyon gibi bir şey. Suudi yazarlar inanılmaz rezillikler sergilediler bu arada. Halkından korkmasa Suudiler de 3. ülke olurdu, Mısır 4., BAE 5., Umman 6.

Trump Yahudilerin Hanuka kutlamasında, kararından dolayı dostlarını mutlu görmekten kendisinin de mutlu olduğunu söyledi.

Bu tarih önemli bir tarih. Bir yandan 1917’de Kudüs’ün İngilizler tarafından işgalinin 100. yılı. Bir yandan Hristiyan dünyasının Noel’i, Yahudilerin Hanuka’sı. Bugün “ışık bayramı”, “adanma” günü olarak kutlanıyor. 8 gün sürüyor. İşareti Menora. 7 kollu şamdan.

Kudüs konusunda kimse endişeye kapılmasın. Her şeyi gören, duyan, bilen, hüküm sahibi bir Allah var. Bize hayır gibi gelen şeyde şer olabileceği gibi, şeri gibi gelen bir şeyde de hayır olabilir.

Biz kendimize bakalım. Biz Allah’ın dinine yardım edersek, Allah da bize yardım eder. Yoksa Allah kendi kıblesini korumakta bize muhtaç değil. Biz Kudüs’ü değil, Allah, Kudüs için kıyam eden bu halkı, Kudüs vesilesi ile kurtaracak inşallah.

Kudüs bizim için din davasıdır. Beyti Makdis bizim ilk kıblemizdir. İsra’nın gerçekleştiği makamdır. Hz. Ömer’in emanetidir.

Kudüs bizim için tarih davasıdır. Anadolu, Filistin topraklarının işgali ardından işgal edildi ve imparatorluk çöktü. İnşallah yeniden oradan ayağa kalkacağız. Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Kudüs bizim için memleket davasıdır. Nil ile Fırat arası Arz-ı Mev’ud’dur. Mescid-i Aksa’nın mik’ad alanıdır. Urfa, Antep, Maraş, Hatay Arz-ı Mev’ud topraklarındadır… 

Kudüs bir insanlık davasıdır. Filistin’deki insanlık dışı vahşete bir dur demek zamanı gelmiştir..

Bugün ümmetin “one minute” dediği gündür. Bugün intifada günüdür. Bugün yeni bir 15 Temmuz kalkışması karşısında ayağa kalkan halkımızın örnek direnişinin ümmet tarafından Kudüs’e yönelik benzer bir kalkışmaya karşı ayağa kalktığı gündür.

BOP ile, ılımlı İslam politikası ile aslında yanlarına Türkiye’yi de alacaklarını hayal ediyorlardı. Erdoğan’ın eş başkan olarak engellediği ve daha sonra işleyemez hale getirdiği bu komplo, Siyonistlerin son çare olarak gördükleri bir kalkışmadır. İslam coğrafyası kan revan içinde iken İsrail ABD’nin desteği ile, son hamlesini yapmak istedi.

Bizim ilk sözümüz ve son sözümüz belli: Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın, gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın.

Biz alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmetiyiz. Allah bizim ellerimizle zalimleri cezalandıracak ve mazlumlara yardım edecek.

Zalimler için yaşasın cehennem.

Ey Hz. Musa, ey Zebur’u getiren, ey Mabedi inşa eden kavminizi size şikâyet ediyoruz. Onlar Firavunların safına geçti. Onlar Hitler’in işbirlikçileri oldu. Ey Ebabil kuşlarının sahibi. Bize güç ve kuvvet ver, bizi rızanın tecellisinin vesilesi kıl.

Selam ve dua ile..

yeniakit