Bu adaylar nasıl belirleniyor?

Abdurrahman Dilipak

 

Bu işi delegeler yapsa daha mı iyi olur? Sanmam. Bu defa delege borsası oluşuyor.

Peki adaylar nasıl belirleniyor bu gün. Bir kamuoyu yoklaması yapılıyor. Bu iş aşamalı bir süreç. Halk bu adayı benimsiyor mu, ikinci aşama temayül yoklaması, parti tabanı ne diyor..

Ondan sonra Parti teşkilatının, Milletvekillerinin görüşü alınıyor..

Genel Merkez bu veriler üzerinde bir değerlendirme yapılıyor, sonuç genel başkana arzedilip, listelere son şekli veriliyor. Tabi son söz Genel Başkana ait..

İlçe adayları ya da belediye meclisi üyelerinin belirlenmesinde, Büyükşehirlerde, uyumlu bir çalışma için Büyükşehir adayının ve tabi teşkilatın belirleyici bir rolü oluyor..

İstanbul, Ankara gibi yerlerde Genel Merkez’in yine belli bir etkisi var tabi.

Ben ısrarla, dürüst, bilgili ve cesur adamlar diyorum da, adaylara bakınca, yine bu üçgene girmeyen adamlar da listede yer aldığını görüyorum..
Bunun bir açıklaması olduğunu biliyorum.. Sonuçta o bölge halkından oy alacak bir aday çıkartmanız gerekiyor, seçimi kazanmak istiyorsanız, o takdirde de, ona göre bir aday bulmanız gerekiyor..

Bodrum’dan bir aday çıkartacaksanız Bodrum’dan oy alacak biri olacak. En azından onların tanıdığı, adayın da onları tanıdığı biri olmalı.. Yani tencere kapak hikayesi. Tencere halk ise, kapak ona uygun biri olması gerekiyor.

Toplum da çok dürüst değil, genel anlamda. Servet ve güç sahipleri çok ahlaklı olmayınca, çok akıllı ve ahlaklı birine dünyayı cehennem edebilirler. O ahlaklı zat da, onlara dünyayı zehir edebilir.. Bir de, özellikle doğuya doğru gittikçe, aşiret ve şeyh dengesini daha çok gözetmeniz gerekiyor.. Bu da ayrı bir dert. En iyisini değil, o dengeler içinde mümkün olan birini bulmanız gerekiyor..

Bir de akıllı, dürüst, bilgili diyorsun da sabırlı değil. Öfkeli. Ya da dik başlı, dediğim dedik biri ise, o da ayrı bir dert.. İki günde herkesle kavga eder çıkar.. Tamam dürüst, bilgili ve cesur da, ne oldu şimdi..

Bir de şu var. Şu ideal bir aday da, onu aday gösterirse, şunlar karşına geçecek, aralarında başka bir husumet var.. O zaman en iyiden vazgeçip, ara bir yol bulman gerekiyor. Zira “def-i mazarrat, celbi menafiden evladır..”

“Efradına cami, ağyarına mani” bir iş yapmak, özellikle siyasi konularda çok da iyi değil..

Falan il’e, deve dişi gibi aday olacak 3 tane adam var, ama mevcudu ile devam kararı alıyorsun. Çünkü, o gidecek olursa, bu üçten birini gösterince diğer ikisi karşına geçecek.. Al başına belayı..

Bazı iyi adaylar başkan seçildiler. Adam iyi de hiç bir şey yapamadı. Yapmadı ya da yaptırılmadı. Ama sonuç ortada..

Bazı yiyip yırtan adamlar vardır, yer, yedirir, yapar, vatandaş da böylelerini seviyor.. Genel merkeze, teşkilata da sorun çıkartmaz. Dengeleri bilir, ona göre hareket eder.. Bunlar son zamanlarda daha tercih edilir oldu..

Acaba adayları tesbit ederken, bir “ehli hal ve akt” heyeti oluşturup, bunların tabi kendileri ve ailelerinin aday göstermemiş, yani bu işte taraf olmamaları gerek. Bunları, “şunlar aday olmalı” demeli ama, “şunlar aday olmamalı” demeli. Sadece o insanların yetersizlikleri açısından değil, küfüv açısından da sorun olabilir.. Zaten aday adayları belli olunca şikayeti olan şikayetini bu heyete bildirmeli. Bunlar araştırılmalı, gizli kalmalı ve karar verildikten sonra da bu belgeler imha edilmeli. Zaten böyle bir heyet ortaya çıkınca birileri aday olmaktan da vazgeçebilir. Bu şekilde iyiler arasında bir iyi seçilmeli. Sonra da aday olacaklar arasında eşitler arasından birini seçmek gerekirse, bu heyet “Heyeti nasuha” gibi gönül koymaları ve fitneyi önlemek için arabuluculuk yapsa acaba nasıl olur diye düşünüyorum?

Adaylar belli bir merkezden belirlenince kimse tatmin olmuyor, herkes bir şey söylüyor.. Belki parti il ve ilçe kongrelerinde aday belirlemek için özel bir Balotaj grubu oluşturulabilir.. Bu işe mutlaka bir çözüm bulmak gerek..

Sonuçta bugünkü seçim sistemi intihabı saniye benziyor. Biz partiyi seçiyoruz, parti adayları belirliyor. Bunu seçimden sonra değil, seçim öncesi yapıyor partiler.. Biz seçilmişleri seçiyoruz yani. Sonuçta insanlar, sandığa gittiklerinde, hem şikayet edecekler, hem de tercihlerini yapacaklar.
Aslında bu günkü şekli ile, insanlar istedikleri adaydan çok, istemedikleri adayın karşısındaki partiye oy veriyorlar.. Yani umutları ile değil, korkuları ile hareket ediyorlar.. Bugünkü haliyle AK Parti’ye karşı olanlar, AK Parti’nin karşısındaki en güçlü aday hangisi ise ona oy verecek. Ya da CHP’den, MHP’den kaçanlar AK Parti’ye.. Kuşkusuz bu hareketlere gönül verenler de var ama, toplumsal refleksin motivasyon kaynağı umuttan çok korku! Sağlıklı bir toplumsal yapı için umudun korkuya galip gelmesi gerekiyor..

Sonuçta birileri bu adayları belirlerken, eğer adalet, hakkaniyet duygusundan hareket etmiyorlarsa, milli irade üzerindeki haksız tasarrufları sebebi ile Allah onlara bu yaptıklarının karşılığını bu dünyada da öbür dünyada da soracaktır.. Aslında hepimizin bu konuda daha sorumlu davranması gerek.. Eğer bile bile yiyici birini öne çıkartırlarsa onun çaldıklarından onlar da sorumlu olacaklardır.. Keşke para, kadın, makam düşkünlerini bu işten uzak tutsalar, aslında bu, kendileri için de, onlar için de iyilik vesilesi olurdu.. Kediye ciğer emanet edenlere elbet bir gün yaptıklarının hesabı sorulur..

Selam ve dua ile..

yeniakit