BOP DEĞİL DAD!

Abdurrahman Dilipak

Türkiye’yi bölge devletleri için laik ve demokrat bir ülke şeklinde tanıtırken, öte yandan bize dönüp 10 yılda bir darbe yapıyorlardı.

Biz BOP ile meşgulken aslında aktif olan DAD idi. DAD ne derseniz, “Demokrasi Yardım Diyaloğu” (Democracy Assistance Dialogue – DAD) olarak bilinen spesifik girişim Broader Middle East and North Africa (BMENA) İnisiyatifi’nin bir alt bileşeni olarak 2004 yılında kuruldu. G8’in Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika İnisiyatifi” kapsamında başlatılan ve Türkiye’nin de eş başkanlık yaptığı bir diyalog platformu idi. DAD, BMENA’nın Forum for the Future (Gelecek İçin Forum) mekanizmasının da bir parçasıydı. BMMENA ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı kapsayan MENA)bölgesindeki (Arap ve Müslüman çoğunluklu ülkeler dahil) demokrasi, siyasi reform, insan hakları ve kalkınma alanlarında işbirliğini teşvik etmek amacıyla kurulmuştu.

Resmi açıklamalarda bu yapıların kuruluş gayesi “bölgedeki hükümetler, sivil toplum kuruluşları (STK’lar), iş dünyası ve G8 ülkeleri arasında demokrasi yardımı konusunda deneyim paylaşımı ve diyalog sağlamak, Demokratik reform süreçlerini konsolide etmek, siyasi çoğulculuk, seçim süreçleri, siyasi partilerin güçlendirilmesi, kadınların kamu hayatındaki rolü, ifade özgürlüğü ve insan haklarını teşvik etmek” şeklinde tanımlanıyordu.

Genellikle Türkiye’de “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) veya “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi” olarak bilinen bu inisiyatif, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD’nin “özgürlük stratejisi” (Forward Strategy of Freedom) kapsamında ortaya çıkmıştır.

Türkiye, BOP’un değil DAD’ın eş başkanlarından biriydi. diğer eş başkanlar Yemen ve İtalya idi. 2004-2005 yıllarında Türkiye, Yemen ve İtalya’da düzenlenen konferanslarda yüzlerce hükümet ve sivil toplum temsilcisini bir araya getirdi. Bu etkinlikler, siyasi partilerin güçlendirilmesi, seçim süreçleri ve kadınların siyasi katılımı gibi konuları ele aldı. Türkiye’nin katılımı, bölgedeki “yerli” reform taleplerini destekleyen bir köprü rolü oynadı. DAD süreci, G8 2004 Sea Island Zirvesi’nde resmi olarak başlatıldı. Yemende aynı yıl imzalanan Sana’a Deklarasyonu ile bölgede varlığını resmen ilan etti gibi bölgesel belgelerden ilham aldı; demokrasi, hukuk üstünlüğü ve insan hakları vurgusu yaptı. 20004-2012 arasında Fas / Rabat, Tunus (2012) gibi şehirlerde, “Arab baharı”na giden yolda “Forum for the Future” toplantıları düzenlendi. 2026 itibarıyla DAD ve BMENA İnisiyatifi, 2010’lu yılların ortalarından sonra büyük ölçüde etkinliğini yitirdi ve fiilen sona erdi. DAD misyonunu bugün, 2011’de başlatılan G8 geçiş ülkeleri mekanizması sekreteryasının paralelinde Deauville Partnership veya BM, AB gibi diğer yapılar üzerinden yürütülüyor. Deauville Ortaklığı (Deauville Partnership with Arab Countries in Transition), 2011’deki “Arap Baharı” sonrası Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki ülkelerin demokratik ve ekonomik geçiş süreçlerini desteklemek amacıyla G8 (şimdiki G7) tarafından başlatılan çok taraflı bir inisiyatiftir. Mayıs 2011’de Fransa’nın Deauville kentinde düzenlenen G8 zirvesinde başlatıldı..

Deauville Ortaklığının kurucu üyeleri kim derseniz, G8 ülkeleri (ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Rusya), ayrıca AB ve başlangıçta Mısır ve Tunus. Buna sonradan eklenen ülkeler Ürdün, Libya, Fas, Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve BAE.. Bu projeye destek veren örgütler ise Uluslararası Finans Kuruluşları (IFI’ler) platformu (Afrika Kalkınma Bankası, Dünya Bankası, IMF, EBRD, İslam Kalkınma Bankası vb.), Arap Ligi, OECD, BM kuruluşları. 2026 itibarıyla “Deauville Ortaklığı”, 2010’lu yılların ortalarından sonra büyük ölçüde etkinliğini yitirdi ve fiilen sona erdi. Günümüzde aktif bir platform olarak varlığını sürdürmüyor; benzer işlevler artık G7, EBRD’nin SEMED bölgesi, AB veya Deauville Partnership‘ın miras aldığı IFI koordinasyonları üzerinden yürütülüyor.

Bu yapı içinde Türkiye’nin rolü’ne gelince, bu tartışmalı bir konu. Türkiye, inisiyatifin en aktif katılımcılarından biri olarak görülüyordu. Hem batılıllar bunu istiyordu, hem de Türkiye bu konuda çok istekli gözüküyordu. Türkiye’nin Osmanlı, Hilafet geleneğinden gelip laik bir cumhuriyeti resmi ideolojisi yapan bir ülke olarak bu konuda Model ülke olarak görüldü. BOP’da aslında bir komisyonda İtalya ve Yemenle eş başkandı, ama İstanbul buluşmasında DAD’ın eşbaşkanı olarak anons edildi. Ancak Türkiye Sezer’in Cumhurbaşkanlığı döneminde resmi olarak hem “model” olmayı, hem de Laik ve İslam kimliğinin birlikte telaffuz edilmesine karşı çıktı. İstanbul forumundaki DAD eş başkanlığı, bu toplantıdan ibaret bir eş başkanlık olarak kaldı.

Eş başkanlık diğer ülkeler tarafından çok fazla telaffuz edilmese de, “Stratejik ortaklık” çok daha fazla telaffuz edildi. Türkiye “Stratejik ortaklık” konusunda “aktif denge politikası” ile hem ABD, hem Rusya, hem İngiltere ve hem de AB ile sürdürmek isteyince de bu konuda da bir ilerleme sağlanamadı. Konu dışarıdan bakınca, öteki ülkeler tarafında “Mavi boncuk” politikası olarak görülmeye başladı.

Yine de kimse Türkiye’yi dışlamak istemiyordu. Türkiye bu konuda çatışan ülkeler arasında Arabuluculuk misyonu ile çok taraflı görüşmelerini sürdürmeye devam etti.

Olan oldu. Dün dünde kaldı? Övünmenin dövünmenin bir faydası yok. Peki şimdi bundan sonra ne yapacağız, buna bir karar vermemiz gerek. “Eski hal muhal, ya yeni hal, ya izmihlal”. Şimdi tevbe etme, yeniden iman etme zamanıdır.

Selam ve dua