Bommm!

Abdurrahman Dilipak

Beklenen oldu. Bu kez canlı bomba Sultanahmet’te idi. Turistleri hedef seçti. Aslında asıl hedef Türkiye. Birileri Türkiye’yi cezalandırmak istiyor.. Turistler niçin hedef seçilmiş olabilir? Turistlere saldırı bütün dünyada bu saldırının haber olmasını sağlayacaktır. Sizin ne yaptığınız kadar, başkaları bu işten ne anlayacak? Türkiye’ye daha az turist gelecek. Para ürkektir. Para girişi azalabilir. Terör, toplumda korku, panik, yılgınlık sebebidir. Zaten terörün gayesi budur.

Geçen gün basında “Emniyet 44 Kişilik Canlı Bomba Listesi ile Uyardı” diye bir haber çıkmıştı. Haberin detayında “İstihbarat birimleri, bombalı eylem hazırlığında olduğu belirtilen 4 IŞİD üyesi ve 40 MLKP üyesi konusunda Türkiye’nin tüm il ve ilçe emniyet müdürlüklerini uyardı” açıklaması vardı.

Peki, emniyetin teşkilata uyarısını basına sızdıran kim. Habere göre “Suriye’den Türkiye’ye sahte kimliklerle girdiği belirtilen IŞİD üyesi 4 kişinin, bombalı bir eylem hazırlığında olduğu belirtildi. Sahte kimlik kullandığı belirtilen teröristlerin fotoğrafları ve kimlik bilgileri de paylaşıldı”. Sözkonusu haberde teröristlerin isim ve resimleri de yayınlandı.

Şimdi bu basın özgürlüğü mü? Bu haberden sonra o adı ve resmi yayınlananlar ya yurtdışına kaçmıştır, ya da bir an evvel bu işi bitirmek için sokağa çıkmıştır. Peki bunun kime ne faydası var. Bu basın özgürlüğü mü? Bu haberi basına sızdıran kim, bu haberi kim niçin yayınladı. Eğer polis bunu “Aranıyor” diye ilan etmedi ise, bu haltı kim yedi. Ya da eğer bu isim ve resimler tesbit edildi ise, niye bu kişilere operasyon yapılmadı.

Şimdi genel endişe şu, terör örgütleri ellerini çabuk tutup, büyük şehirlerde arkası arkasına ses getirici eylemler yapabilir mi.. Terör örgütleri halkı arkasına alamıyor. O zaman ses getirecek noktasal eylemlere yönelecektir. Bu konuda basın, STK ve siyasetçi görünümlü terör örgütü yandaşlarını yakın takibe almak gerek..

Sosyal medianın da bu anlamda yakın takibe alınması gerek.

Emniyet ve istihbarat içindeki, ordu içindeki ajanlara dikkat etmek öncelikli bir konu. Yani derin ve paralel yapının sistem içindeki bakiyelerine dikkat çekmek istiyorum. Hırsız içerde ise hiçbir kilit fayda sağlamaz. Ve hemen eşzamanlı olarak basın, STK, siyaset ve bürokrasi içindeki ajan unsurlarla, yabancı ülkelerin bu konuya müdahalesinin önlenmesi şart.

Tek tehdit PKK’dan kaynaklanmıyor. MLKP, DHKP-C, DAEŞ, Esed, Mossad, hepsi mümkün. Saldırıda hayatını kaybeden ve yaralıların çoğu Alman ve tamamı yabancı. Saldırganı ve saldırganın gerçek hedefini bilmiyoruz. Bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olamayız. 

Mevlana “köpeğin kuyruğuna bastık, sesi ağzından çıktı” diyor. Kibriti gözümüze çok yaklaştırınca arkasında bir ormanı kaybedebiliriz. Bilardoda vurduğunuz taş değil, o taşın vurduğu taşın nereye gittiğine bakmak gerek.

Resmi açıklamaya göre canlı bomba 1988 doğumlu ve en son bilgiye göre Suudi uyruklu. Kimlerden olduğu ya da kimin taşeronu olduğu konusunda kuşkular DAEŞ’i işaret ediyor. O zaman İngiltere’yi aklımızda tutmamız gerek.. Şimdilik durum 15 yaralı, 10 can kaybı var, 2 yaralının durumu ağır. Çoğu Alman, canını kaybedenlerin tamamı yabancı. Saldırgan Suriye vatandaşı. Saldırgan da, hedef de yabancı, ancak mekan Türkiye. Teröristin kimliği belli olduğunda göreceğiz, bakalım, bu canlı bomba, daha önce resmi ve ismi açıklananlardan biri mi ve bu eylemi hangi örgüt gerçekleştirdi.

Bundan sonra bu olaylar devam edebilir. İçişleri Bakanı Efgan Ala, ya da Emniyet Genel Müdürlüğü ya da Kamu Güvenliği Müsteşarlığı bir genelge yayınlayarak, basını ve STK’ları, bu konuda uyarabilir.. Bu uyarıyı, özellikle basına yönelik olarak Numan Kurtulmuş, ya da BYEGM veya Adalet Bakanlığı da yapabilir.. Bir gazete çıkıp, bir MİT elemanının kimliğini açıklayarak, devletin teröre karşı operasyonunu sabote edebiliyor ve bir hukuki işlem yapılmayabiliyor..

Eğer avukat, savcı, gazeteci, politikacı açık ve halkın bir tehlike ve somut bir şüphe varsa bu kişilerin üstünü aramayacaksanız, teröristler kolayca kendilerine bir basın kartı uydurabilir, ya da o örgüt bir avukatla da olay yerine bomba veya silah taşıyabilir. Paralel yapı, daha dün topladığı paraları polis aracı ile nakletmedi mi? Bakın, hiç kimsenin mutlak dokunulmazlığı olmamalı. Dokunma yetkisini siyasi bir istismar konusu yapanlar da başkalarına göre en az iki katı bir ceza ile cezalandırılmalı. Ve siyasi yönü olan operasyonlar çifte denetime tabi olmalı.

Akademisyen, gazeteci, siyasetçi ya da sivil toplum temsilcisi kim olursa olsun teröre yardım ve yataklık yapamaz. Selâm ve dua ile..

yeniakit