Biz ümmetiz, ümmetle güleriz, ümmetle ağlarız!

Mehmet GÖKTAŞ

Bizler bir ümmetiz, Ümmet-i Muhammediz,  Millet-i İbrahimdeniz, Muhammed Ümmetiyiz. Ümmetçilikle itham ediyorsanız, hadi öyle olsun ümmetçiyiz.

Onun ümmeti olmakla iftihar ederiz, “Ümmetin olduğumuz izzet yeter” deriz.

Sonra ümmet olmanın gereği neyse gücümüz yettiğince onu yerine getirmeye çalışırız.

Bakmayın dernek dernek, vakıf vakıf oluşumuza, ümmete daha kolay monte olmak için böyleyiz.

Eğer bir cemaat isek, kendisine has ismi olan bir camia isek, ümmet içindeki bir tabur, bir alay, bir tugay olmak için böyleyiz.

Muhammed Ümmetinin menfaati, maslahatı bizim için her şeyden önde gelir.

Bir şey yapacağımız zaman hep Ümmet-i Muhammedin menfaatini ve maslahatını gözetiriz.

Bazen bir konuda bizim için küçük menfaatler olsa da ümmet için onlardan vaz geçeriz.

Ümmetten ayrı bir yol tutmaktan Allah'a sığınırız.

“Kim hidayet yolu kendisine belli olduktan sonra Peygamber'e karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu yöneldiği yöne yönlendirir ve cehenneme sokarız. Orası varılacak ne kötü bir yerdir!” (4/115)

Ümmetin durduğu çizgide durmak, ümmetin bastığı yere basmak, ümmetten ayrı bir görüntü vermemek başta gelen ilkemizdir.

Bastığımız çizgiyi, durduğumuz noktayı, bindiğimiz gemiyi sık sık kontrol ederiz, kimlerle beraberiz, kimlerin gemisindeyiz, her zaman bunun farkında oluruz.

Ümmetle birlikte seviniriz, ümmetin sevindiklerine seviniriz, ümmetle birlikte üzülürüz, ümmeti üzen her şey bizi de üzer.

Ümmeti üzecek, ümmetin karşısındakileri sevindirecek bir iş tutmayız, bir tavır sergilemeyiz.

Ümmete halel getirecek, ümmetin başını önüne eğdirecek şeyler yapmayız, buna titizlikle dikkat ederiz, böyle yapanlar varsa uyarırız.

Ümmetin camının kırılabileceği ihtimalini göz önüne alarak, ümmet düşmanlarının penceresine taş atmayız.

Fakat ümmet içinde zamanla unutulmuş, terkedilmiş bir sünneti ihya etmek için tek başımıza öne çıkmaktan da çekinmeyiz, birilerinin çıkmasını beklemeyiz..

Ümmet içinde güzel bir çığır olacağına inandığımız, karara vardığımız bir konuda arkamıza önümüze ve yanımıza bakmadan bir adım ileri çıkarız, açılan bu çığırın arkasının geleceğine inanırız, yani hayırda yarışırız, bizden önce başka kardeşlerimiz böyle bir yol açmış, böyle bir yarış başlatmışsa hiç düşünmeden biz de katılırız.

Bu söylediklerimizi biraz daha somutlaştırarak günümüze getirelim.

Ümmet coğrafyasını gözümüzün önünden hiç eksik etmeyiz, hiçbir zaman onları görüş mesafemizin dışına çıkarmayız.

Dedik ya, bir şey yaparken kendimizden önce ümmetin Gazze'sine bakarız, Filistin'ine bakarız, hem Suriye'deki ümmete bakarız, hem içimizdeki Suriyelilere bakarız. Bizim yapacağımız bir şey onları nasıl etkiliyor, yüzlerine bakarız, gözlerinin içine bakarız.

Diyarbakır ne kadar bizimse Saraybosna da, Bağdat ve Şam da o kadar bizimdir, yani ümmetindir.

Halkı Müslüman ülkelerin zindanlarını dolduran Muhammed ümmetinin menfaatini ve maslahatını hiçbir zaman göz ardı etmeyiz.

Ümmet olarak işimizi daha da sağlam tutmak için bir şey daha yaparız; Düşmanlarımıza bakarız.

Öncelikle onlarla aynı çizgi üzerinde olup olmadığımıza iyice dikkat ederiz. Onların karaltısı içinde yer alıp almadığımıza, onların kalabalıklarına eklenip eklenmediğimize bir iman titizliği içinde dikkat ederiz.

Sergilediğimiz tavırla, ortaya koyduğumuz işle Ümmetimizin düşmanlarının sevinip sevinmediğini ölçü olarak kabul ederiz.

Bu ümmete savaş açanları, bu ümmetin Peygamberine karşı bilboardlar üzerinden savaş yürütenleri sevindirip sevindirmediğimize titizlikle dikkat ederiz.

Bir yere vurduğumuz zaman bunun sesinin nerelerden ve nasıl yankı yaptığına kulak kesiliriz.

Yaşadığımız ülkede iki gün sonra yapılacak seçimlere de bu ümmet noktasından bakıp değerlendiririz.

Biraz kuş diliyle konuştuğumu iddia edenler olabilir. Fakat ben bir şeyi ancak bu kadar net ve berrak bir şekilde ortaya koyabilirim.

doğruhaber