Bir yanda Paralel, bir yanda CHP... İhanet eden edene!

Hasan Karakaya

Geçen hafta, hayli ilginç gelişmelere şahit olduk... Kâh şaşırdık, kâh “yuh”dedik!.. Moralimizi en çok bozan da, “Bayırbucak Türkmenleri’ne yönelik saldırılar” oldu!..

Ortada; “saldırı” da değil, tam bir “katliam girişimi” ve hatta “soykırım girişimi” vardı!..

Türkmenler, adeta “7 Düvel”e karşı “ölüm-kalım savaşı” veriyorlardı... Bir yandan Rus’lar, bir yandan İran ve Suriye, bir yandan da Lübnan; hem havadan, hem karadan saldırıyorlardı Bayırbucak Türkmenleri’ne!..

FETÖ’NÜN İHANETİ

Bayırbucak Türkmenleri deyince, benim aklıma, her nedense “Fetullahçı Terör Örgütü” geliyor.

Niye FETÖ geliyor?..

Çünkü efendim;

“Kendilerinden olmayan” herkesi “Acem Uşağı” olmakla suçlayan“Fetullahçı” hainlerin, aslında “Acem’lerle nasıl bir işbirliği yaptıkları, onlara nasıl uşaklık ettikleri” yeni yeni çıkıyor ortaya!..

Hem “Türkmen”lere hem “Türkiye’ye ihanet” ederken, “İran’ın ekmeğine yağ sürdükleri” yeni yeni anlaşılıyor!..

Olayı biliyorsunuz...

2 Ocak 2014 tarihinde Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki TIR durdurma girişiminin bir benzeri 19 Ocak 2014 tarihinde Adana’nın Ceyhanilçesinde yaşandı.

O tarihte;

Silah ve mühimmat taşıdığı iddiasıyla 5 TIR durduruldu. Olaya ilişkin açıklama yapan Adana Valiliği, araçlarda Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) rutin görevlerini ifa eden personelin bulunduğunu bildirdi.

İşte, o gece; “MİT’in, Bayırbucak Türkmenleri’ne yardım taşıyan TIR’larının durdurulması”, bugün o Türkmenlerin “aç-susuz ve desteksiz” kalmalarına yol açmıştır!..

Türkmenler, bugün “Rusya, İran, Suriye ve Lübnan’ın saldırılarına karşı ölüm-kalım savaşı” vermek zorunda kalıyorsa; müsebbibi “Fetullahçı İhanet Çetesi”dir!..

Bu çete, sadece “Bayırbucak Türkmenleri”ne değil, Türkiye’ye de “ihanet”etmiştir!..

Öyle bir “ihanet” ki;

Bu Paralel İhanet Çetesi, “MİT’in yardım TIR’ları”nı bahane ederek, Türkiye’yi “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde mahkûm ettirmeyi” bile plânlamıştı!..

OYUN BÖYLE BOZULDU!

Haklarını teslim edelim ki;

O günlerin Adana, bugünün Sakarya Valisi olan Hüseyin Avni Coş ve“Vali’nin talimatı”nı eksiksiz yerine getiren Emniyet Müdürü Cengiz Zeybek olmasaydı, bugün Hakan Fidan da, Ahmet Davutoğlu da Tayyip Erdoğan da herhalde cezaevinde olurlardı!..

Çünkü efendim;

Adana’daki 19 Ocak krizi, tıpkı “7 Şubat MİT krizi”nde olduğu gibi, MİT üzerinden önce Ahmet Davutoğlu’na, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a uzanacaktı.

Bu operasyonun gerçekleştiği gün, “çok önemli bir gün”dü. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Adana’da büyükelçilere konferansveriyordu.

Davutoğlu, konferanstan birkaç gün sonra Cenevre-2 görüşmesine katılacaktı... “Cenevre-2 görüşmesi”nde, Türkiye küresel odaklar tarafından terör örgütleriyle ilişkilendirilecek ve Davutoğlu, azılı bir terörist gibi gözaltına alınıp, vatana ihanet suçundan tutuklanacaktı.

Vali Coş olaya müdahale etmeseydi, söylenmesi çok güç ama; Türkiye’debüyük bir kriz başlayacaktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, MİT TIR’larından sık sık neden bahsettiğini şimdi anladınız mı?.. 

Paralel İhanet Çetesi’nin Vali Coş ve ekibine kininin, nefretinin neden olduğunu da anladınız mı! Bu yapı, Türkiye’yi uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokmayı hedeflemişti ancak haince oynanan vatana ihanet oyunu böyle bozuldu.

Hele söyleyin;

“Türkiye’ye ihanet” eden bir örgüt, “Bayırbucak Türkmenleri”ne ihanet etmez mi?..

Bayırbucak Türkmenleri, bugün “Fetullahçı ihanetin faturası”nı ödüyorlar!..

GAMZE’NİN GÖZYAŞLARI!

“İhanet” dedim de, aklıma geldi... Siz, CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin, Türkiye’nin “terörist” saydığı PYD’li Aziz Güler’in cenazesinde“ağladığını” biliyor musunuz?..

Gamze Akkuş İlgezdi’yi tanıyorsunuz...

l Ataşehir’in CHP’li Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin eşi... ‘Rezidanslar Kraliçesi’ olarak tanındı... Solcu olduğunu iddia etti... TBMM’de yumruk şov yaptı... Ülkesini çok sevdiğini haykırdı. İşte o Gamze İlgezdi, PKK’nın Suriye kolu olan PYD saflarında DAEŞ’le çatışırken ölen Aziz Güler’in cenazesinde gözyaşı döktü.

Terörist cenazesinde ağlayan Gamze İlgezdi, hiçbir şehit evladı için gözyaşı dökerken görülmedi. Güler’in cenazesini karşılayan grupla beraber İstanbul’daki Gazi Mahallesi’ne giden ve şehir teröristleri ile sohbet edenGamze İlgezdi, Meclis’te gereken çalışmaları yapacağına söz verdi.

Gamze İlgezdi’nin yanındaki isim de aslında PKK’nın çok yakından tanıdığıbiriydi.

PKK’nın eski avukatı CHP’li Sezgin Tanrıkulu da İlgezdi ile beraber cenazede ağladı.

Güler’in cenazesi, Gazi Cemevi’nden kaldırıldı ve sloganlar eşliğinde gömüldü.

Yalnız; gerek Gamze Akkuş İlgezdi’nin, gerek “Aziz Güler’in yoldaşları”nın,“hayatları şov” olmalı ki; “söylem”leri başka, “eylem”leri başka...

“PKK bülteni” gibi çıkan Özgür Gündem’in haberine göre; DAEŞ’le çarpışırken öldüğü iddia edilen Aziz Güler’in cenazesi, “AKP’nin engellemesi”(!) yüzünden, Kobani’deki bir “morg”ta bekletildi. “59 gün sonra” İstanbul’a getirilebildi!..

“Yoldaş”lar ve “Candaş”lar dediler ki, “Cenazeyi bekletmek zulümdür!”

İyi, hoş da;

İstanbul’a gelen cenazeyi siz niye “hemen” defnetmeyip de, “Pazar”gününü beklediniz?..

Bu da bir “zulüm” değil mi?..

Niye hemen gömmediniz?.. “İstismar” etmek ve “rant” elde etmek için değil mi?..

Sizi gidi “ölü seviciler” sizi!..

HA AZİZ, HA MAHİR!

Olayın bir başka boyutu da şu:

Kobani’de öldürülen PYD’li terörist Aziz Güler’i çocukluğundan beri tanıdığını söyleyen Gamze Akkuş İlgezdi, “Ben genç bir hekimken, o, mahallemizin kısa pantolonuyla top koşturan çocuklarından biriydi. Hem kendisi, hem ailesi komşumdu ve hastalarım arasındaydı” diyerek, “niye ağladığını” savunmaya çalışmış!..

Gamze Hanım kendini böyle savunmuş da, “CHP’li Avukat Çetin Soysal’ın Gamze Hanım’ı savunmasına” ne demeli?..

Olay, önceki günkü Beyaz TV ekranlarında tartışıldı... 

Moderatör Latif Şimşek’in konukları Hulki Cevizoğlu, Rasim Ozan Kütahyalı, Cem Küçük ve Çetin Soysal’dı...

Tam program bitecekken; “Gamze Hanım’ın teröriste ağlaması” olayı geldi gündeme ve ortalık ısındı...

“Cenaze töreni” ekrana geldiğinde, ekranın köşesinde; “eli keleşli” bir teröristin fotoğrafı vardı... Beyaz TV, onun “Aziz Güler” olduğunu söylerken, CHP’li Avukat Çetin Soysal, “hayır” dedi; “O Mahir Arpaçay’ın fotoğrafıdır!”

Adama bak;

“Bütün teröristleri tanıyor!”

Kaldı ki;

O terörist, ha Aziz Güler olmuş, ha Mahir Arpaçay...

İkisi de terörist!..

Ne fark eder ki?..

YOLDAŞ, YANDAŞLARI SUSTURDU!

Bana göre;

“Aziz Güler’in tabutundaki fotoğraf” ile, Beyaz TV’nin yayınladığı ve CHP’liÇetin Soysal’ın “Mahir Arpaçay” dediği fotoğraf, aynı fotoğraflardır... Çetin Soysal ve başka şüphe eden varsa, yan taraftaki fotoğrafa bir baksın... Görülür ki; Aziz Güler de, Mahir Arpaçay da, Rasih Kurtuluş da birbirlerinin aynısının tıpkısıdır!

Ama; Latif Şimşek, Rasim Ozan ve Cem Küçük, ya “tabuttaki fotoğraf”a dikkat etmediler ya da “derslerine çalışmadan geldiler” ki, CHP’li Çetin Soysal’a cevap veremediler!..

Öyle bir görüntü oluştu ki;

“CHP’li Çetin Soysal, yandaş(!) gazetecilere ağzının payını verdi, onları susturdu!”

Haa bir de; Çetin Soysal, “öldürülen PYD’li terörist” için, üstüne basa basa; “Terör örgütü IŞİD tarafından öldürülen delikanlı” diyor ama bizimkiler(!), her nedense PYD’nin, tıpkı DAEŞ gibi bir “terör örgütü”olduğunu söylemiyor!..

Bir de bunlara “yandaş gazeteciler” diyorlar ki, ona çok gülüyorum!..

Neyse...

Bugünlük de bu kadar!..

***************************************************************************************

Yine Beylikdüzü İHL... Ateş olmayan yerden duman çıkmaz!

Hani, dün; Beylikdüzü’ndeki Emin Yükseloğlu Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’ndeki “densizlik”lerden bahsetmiştim ya!.. 

Hani; “Hükümet aleyhindeki faaliyet”lerden, “ecdada küfreden öğretmenler”den, “kız öğrencilere tayt giydiren ahlâksızlar”dan söz etmiştim ya; bu yazım üzerine “teşekkür” eden de oldu; okulun Matematik Öğretmeni Samet Aygün gibi; “Okulumuzda her şey güllük-gülistanlık... Yazdıklarınız doğru değil!” diyenler de!..

Yalnız, “Okul Müdürü” dururken, “Beylikdüzü İlçe Millî Eğitim Müdürü Yasef Bakırcı”ya ne oldu ki; hemen “ihbarcı”yı aramaya başlamış!..

Ne Okul Müdürü, ne İlçe Millî Eğitim Müdürü, boşuna “kaynak” aramasın!.. Sadece şunu düşünsünler:

“Ateş olmayan yerden duman çıkmaz!”

Okulda “baskı” var ki, bana “şikâyet” olarak ulaşıyor!..

“Baskı”ya son verin, baskıya!..

Bu vesileyle; Eğitim-Bir-Sen’e de bir çift sözüm olacak: “Solcu-Ateist”adamlar “Eğitim Bir-Sen’e üye” oldular diye, onların “müdür” yapıldığına dair duyumlar alıyorum!..

Üyelerinizi ince eleyin, sık dokuyun!..

yeniakit