Bir tel saç, tırnak ya da bir damla kan!

Abdurrahman Dilipak

Biz okuyarak, konuşarak, gözlemlerimizle ve düşünerek, hayal kurarak öğrendiğimizi zannederken, meğer duyu organlarımızın dışında da öğreniyormuşuz. Bu bilgiler beynimize değil DNA’mıza kaydediliyormuş.

Tesla’nın üzerinde çalıştığı bir proje var. Önce bir kişinin DNA haritasını çıkarıyorlar, sonra da beyninin yaydığı elektromanyetik dalgaların frekansını buluyorlar. Böylece sizin hem DNA’nızdaki yapıyı hem de hücrelerarası elektriksel bilgi aktarımında sizi başkalarından ayıran frekansınızı buluyorlar. Yani sizin IP’nizi kaydediyorlar bir yere bir bakıma.

Sonra size özel bilgisayarda bir program oluşturup, onu suya yüklüyorlar ve siz o sudan 5-10 damlayı dil altına aktardığınızda bu bilgiler beyninize aktarılıyor ve e-water ile beyninize yüklenen bu datalar beyniniz üzerinden canlı organizmaya sinyaller göndererek komutlar veriyor.

Yani, elektronik olarak beyin manipülasyonu gerçekleştiriliyor. Beyne komut verip, hasta böbreğinizin yanında yeni bir böbrek daha oluşturup, hasta böbreği, Ladraskopla alıp yolunuza devam edebileceksiniz. İnsan kendi bedeninde böbrek oluşturabiliyorsa, neden sizden gen alıp koyunda böbrek ürettirip sonra onu size aktarsınlar ki!

Bu bilgi aktarımı sadece e-water ile olmuyor. İpnoz yöntemi ya da bioresonance ile de olabilir.. Bunun başka yolları da var. Subliminal yöntemlerle de data transferi mümkün.

Asıl sözünü etmek istediğim konu bu değil. Bu çalışmalar yapılırken, başka bir şey daha tesbit ediliyor. Sizden alınan bir damla kan ya da bir saç telinden, çekilen çürük bir diş, kestiğiniz tırnak ya da biopsinizden sizin DNA haritanız ve beyninizin radyo frekansı tesbit edilebiliyor. Berberde kesilen saçlarınız, otelde yastıktaki tek tel saçınız, diş doktorunuz ya da bir enjeksiyona bulaşan bir kan, bir damla hacamat kanı üzerinden sizin hayati bilgilerinize ulaşılabildiği gibi, bu verilerden yola çıkarak size suikast da düzenlenebilir.. Kişiliğiniz ve sağlığınız üzerinde tehlikeli operasyonlar sözkonusu olabilir ve size bu operasyon için erişim noktasında sizinle temas da gerekmiyor. Size uzaktan da erişebilirler. Tıpkı şifresi ele geçirilen bir telefon ya da bilgisayara erişmek gibi bir şey bu.

Bakın daha vahim olan ne biliyor musunuz, sizin bir saç teliniz ya da bir damla kandan yola çıkarak sizin kullandığınız telefonun markasını ya da servis sağlayıcınızı bulmak, evinize yakın bir röle varsa onun markası ve bağlı olduğu sistem ya da size en yakın radar istasyonu, Rd-Tv ya da telsiz vericisinin markasından bağlı olduğu sisteme kadar bütün verilere ulaşmak mümkün. Bu veriler hücrelerde kayıtlı.. Buna doğrudan ulaşamıyorsunuz ama yeni elektronik sistemler sayesinde bunlara ulaşabiliyorsunuz..

Yani hücrelerimiz üzerinde ciddi bir elektromanyetik bası, kirlenme sözkonusu ve bu gelecekte askeri maksatlar ya da istihbarat toplamak, bu kişiler üzerinde fiziki sonuçları olacak bir müdahaleye kapı aralayabilecek.

Bizde neden bu konuları takip eden fütüristler, izleme, değerlendirme, derecelendirme merkezleri yoktur. Bunlara karşı korunma, arınma sistemleri gerçekleştirmiyoruz.

Millet şehirlerin digital haritasını çıkardı. Streetwiev’leri hazırlayıp, akıllı şehirler için sürekli kendini yenileyen bir sosyal metrik siteme dönüştürdüler, varolan, yaşanan gerçeklikten gelecekteki muhtelif davranış modellerini öngörmek için adeta toplumun MR’ını çekiyorlar.

Yerin üstü bitti. Rüzgar haritası, ışık haritası, atmosferdeki partikülasyonlara, elektromanyetik dalgalanmaya kadar hepsi haritalandı. Şimdi uydundan tarım alanlarını değil, 50-60 metre altına kadar yeraltı haritasını çıkarıyorlar. Maden, su, kaya, mayın, antik şehirler, yer altındaki boşluklar ya da toprak yapıları, eski su kanalları ya da elektrik, su, kanalizasyonlara, tünellere kadar her şeyin haritası çıkarılıyor. İnşallah bir gün biz de Suriye sınırındaki mayınlı alandaki mayınları Türksat’dan görürüz ve o bölgeyi tarıma açarız. Kimileri ortamdaki elektromanyetik alanda elektrik üretmeye çalışıyor. Proje gerçekleşirse ne elektrik kablosuna gerek kalacak, ne aküye. Uçak da gemi de bu enerji ile havada karada denizde yol alabilecek..

Ben geçen yıllarda RF Jeneratöründen bahsettim, bizim media günlerce dalga geçti. Mizah dergilerine kapak oldum.. Birileri bilmiyor. Bilmediklerini de bilmiyorlar. Öte yandan; bilenle de dalga geçiyorlar. Kendilerini çok akıllı sanıyor ya, bu “geri zekalı”lar. Gerçeği öğrenmek işlerine gelmiyor. Bir yerden bir gün duysalar bile özür dilemeyi de bilmiyorlar.

Bu yazdıklarım konusunda dalga geçmek için çok acele etmesinler. Tesla’nın sözünü ettiğim projesi hakkında bilgi toplamaya çalışsınlar. Şu “e-water” konusunu bir araştırsınlar.

2025 çok farklı geliyor. Bizim halimiz malum. Neyse her şeye rağmen bir şeyler de olmuyor değil. Uzakdoğu’da bizden birileri bazı şeyleri değiştirmek için çalışıyor. Eskiden ondalık sistem vardı. Bilgisayar 1-0 sistemi kullanıyor. Bilgisayarı tepeden tırnağa değiştirecek 7’li sistem geliyor. HW de değişecek SW de. Mainboard da değişecek, CPU’da. Hız ve kapasite olağanüstü artacak. Bu konudaki buluşa gelince onlar bizden birileri..

Sahi, tekrar soruyorum, yönetim, meclis, üniversiteler, meslek odaları, vakıf, dernek, meslek odaları, özel sektör bu konuda ne yapıyorlar ve böyle bir geleceğe ne kadar hazırlar. Basın bu konuda nerede duruyor. Bu işler sosyal media polemikleri ile çözülecek işler değil. Trollerle hele hiç çözülemez.. O akılla ne geçmişi ne de bugünü açıklayabiliriz, bırakın geleceği.

Geçiş dönemi için altyapımız ne durumda. 2023 senaryosunun 2025’e göre yeniden revize edilmesi gerekiyor. Yapay zekayı gündeme almış olmakla görevimizi yapmış sayılmayız. Belki bu anlamda bir teknoloji ajansı kurup dünyadan bilgi toplamak, D8, İslam Ülkeleri, Türk dünyası ile bağlantılı olarak ortak çalışmalar yapılması gerekiyor. Özellikle Türkiye, Malezya, Pakistan arasında kurulmaya çalışılan teknik ağ ve ortak platform bu açıdan önemli, tabii hayata geçirilebilirse.

Selâm ve dua ile.