Bir dokun, bin ’ahh’ dinle… (Okuyucularla Hasbihal..)

Selâhaddin Çakırgil

-H. Âsaf Yıldırım: Diriliş Postası’ndan ve daha öncesinden beri Haksöz’den yazılarınızı takip etmeye çalışan üniversiteli bir kardeşinizim. Üniversite öğrencisi olmam hasebiyle akranlarımın nasıl bir hayat yaşadıklarını, nelerle ilgilendiklerini, kendim de dahil olmak üzere bu gençliğin ne kadar da yüzeysel meşguliyetlerinin olduğunu, tarihten, siyasetten, toplumdan nasıl da kopuk olduğunu görebilmekteyim.
Z. Terzemî- Tahran: Ülkene dönmüş olmandan dolayı memnuniyetimi ve hayırlı olsun temennilerimi sunuyorum. CİNE5 kanalında dile getirdiğin konulardan dolayı da tebrikler…
-Muhsin Berati- Tebriz: Ülke tv.’deki proğramınızı bize göre gecenin geç saatlerinde olmasına rağmen, dikkatle izledim.. Eleştiri, takdir ve değerlendirmelerinizde, ölçülü olmanız dolayısiyle teşekkür ediyorum.. Yoksa, bizim gibi siz de biliyorsunuz ki, sırf eleştiri yapılmak istense, her bir rejimin eleştirilecek birçok uygulaması olur. Ama, müslümanların birliği ideal ve hedefini zedelememeyi gözeterek eleştiri yapmanız dolayısiyle.. Teşekkürler..
-Zulfu, 09 Nisan (Hoş neyamedi sesleri arasında.. başlıklı yazı üzerine) erdoganin siyaseti kavga üzerindedir eger kavgada bir geri adim atarsa kendi sonunu getirir diye düsünüyorum. onun icin hedefinde birileri olacak yoksa baskanlik gelmez.
-cengiz, 08 Nisan, ya, cok iyi niyetlisiniz ya da bazi konularda, bence bir daha dusunun
-(ismini gizleyerek farketmez rumuzuyla yazan bir okuyucu): Selam.. Erdoğanı öve öve bitiremiyorsun ya, bu nasıl bir aşktır..
Erdoğan‘ı Hz. Ali‘ye benzetmeniz çok komikti, hem de traji- komikti:) Onu İmam Ali’ye benzetmeniz büyük zulümdür. İçimden yazıklar olsun demek geldi..
Demişsin ki: „Erdoğan, Tahran’a gideceğini bile bile, proğramında bu ziyaretin olduğunu  bildiği halde, daha geçen hafta, Suudî rejimi öncülüğündeki Arab rejimlerinin Yemen’e karşı başlattığı harekâtı desteklediğini açıklarken…“
Erdoğan ve hükümetinin Suudi rejimi öncülüğündeki Arap rejimlerinin Yemen›in mazlum halkına saldırmasını nasıl karşılıyorsun, kendisine taptığın Erdoğan ve takımının bu sözüne katılıyor musun?Bu konulardaki görüşlerinizi öğrenmek istiyor ve bekliyoruz..
Erdoğanla haşrol abi…
*SEÇ: Erdoğan’ın Hz. Ali’ye benzetilmesi iddianız temelden yanlış.. Yazıyı tekrar okuyunuz derim.. O yazıda, Hz. Ali’nin tavrı, herkese örnek olması için hatırlatılmıştır, o kadar.
Suriye, Irak, IŞİD ve Yemen konularında sürekli yazıyorum,. Burada tekrarlamaya gerek yok..Erdoğan’a tapınmak şeklindeki ağır ithamınızdan gocunmam. Çünkü, beşer planında kimseye tapınmam ve açık ilahî hükümlerle hata yapmaktan korundukları ve mâsum oldukları bildirilenler dışında kimseyi kusursuz saymam. Yalnız, bir müslümanın bir müslümana destek vermesini tapınmak şeklinde değerlendirenler, yoksa böylelikle, kendilerinin bazı kişilere sempati veya bağlılıklarının mahiyetini mi açıklamış oluyorlar.
*
(F.G.’ hakkındaki bir takım iddialarla ilgili yazılar üzerine..)
-Salih, Taha 44 „Ona yumuşak söz söyleyin…..“, Nahl 125. „(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin
Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.”
Selahaddin abi. Vahyin inşa ettiği uslüba satırlarınız, okuyucularınız şahitlik ediyor. Paralel yapının dini anlayışının taklitçisi olan muhataplar, en güzel şekilde davet edilmeli..
-Rıdvan Kaya,12 Nisan, Fethullah Gülen’in izlediği siyaset ve düşünce biçiminin Ümmet perspektifinden çok uzak olduğu ve çoğu kez zalimleri memnun etmeye yönelik bir mahiyet taşıdığı açıktır. Mamafih Yeni Şafak’ın gündeme taşıdığı masonluk, talmud üzerine yemin vb. iddiaların çok basit, yüzeysel ve boş iddialar olduğunu, daha doğrusu iftira olduğunu görmek bu kadar zor olmasa gerek! Selahaddin Abi bu iddiaları merkeze alarak fikir beyan etmemeliydi diye düşünüyorum. Birileri kavganın seviyesini epeyce aşağılara çekti, bizler biraz daha mesafeli yaklaşsak daha hayırlı olur kanaatindeyim.
-ikram, 13 Nisan, Allah razı olsun. yazıdan FG.’nin mason iddialarını temel aldığı anlaşılmıyor. en azından ben öyle anlamadım. Tersine, olsa ne olur, olmasa ne olur fakat bu adamın yaptıkları onun zaten çok kötü bir durumda olduğunu gösteriyor demeye getiriyor.
-Müslüman, 12 Nisan, Rabbimiz kafirlere ve işbirlikçi münafıklara karşı müminlere yardım et. Rabbimiz, emperyalist ABD/Rusya ve tüm müttefiklerini, münafıkları kahreyle ve hakkı söylemeyen ve gerçeklerı gizleyen sapık ve hainleri ve İslam’ı kirli siyasete alet edenleri de..
-Sade Vatandaş, 13 Nisan, Abi siz hala Pennsylvania’dasınız. O, yanlış davranan bir kardeşimizdir, Allah günahlarını affetsin demek yerine şudur budur demek niye.. Abi, adamlar pek çok kişinin imanına da vesile oldu, yanlış tutumlarını eleştirmekle niye o kadar oyalanıyorsunuz? IŞİD’deki Müslümanlar (münafıklar vardır yoktur, kastettiğim şey bellidir burada) yanlış yapıyorlar, ama bir Mason’la, Yahudi’yle karşılaştırmaya vicdanım el vermez. Kanım donuyor ama hala karşılaştıramam.
*SEÇ: Müslüman halk arasında tartışılan, doğrusuyla-eğrisiyle gündeme gelen bir konuda yazılmıyacaksa, gazeteler, niçindir?..
-sami deger, 13 Nisan, burada önemli olan ve anlatilmak istenen; sözkonusu kisinin hicbir deger yargisinin olmadigidir.
-El Huseyni,13 Nisan, Muslumanlarin,asil gundemi,islam olmalidir,gulenin,masonlarla,ABD ile iliskisi,muslumanlara karsi tavri,bukelamun gibi,renkten renge girmesi,akidevi yönde, sakatliklari,tumuyle desifre olmus,bilinen bir gercektir.gulen ve hukumet kanadi arasindaki guc savasi konusunda, adil bir sekilde,haksiz tarafi tespit etmenin,disinda,hukumet tarafi gibi,bir imaj vermek,dogru olmadigi,kanaatindeyim.
Muslumanlarin,yapmalari gereken,AK PARTI döneminde oluşan rahat,ozgur bir ortami degerlendirmek,gundemi degerlendirirken,olusan saplantinin,kaynaginin islamdan uzaklasma ve zihni kirlilige dikkat cekmeye vurgu yapmak ve yogunluk, islamin ön planda,tutulmasidir.
-ömer faruk,13 Nisan, sözkonusu kişi, mason veya değil, ama, müslümanların tarafını savunmadığı kesin… ayrıca başlangıçta onunla aynı çuvala girip de çuvallayan akp’nin yanlışından dönmesi basiretli bir tutum değil mi. eleştiri yaparken kökten her şeyi süpürüp atmamak gererkir. Hükümeti de eleştiririz ama doğrularını da desteklemek feraset gereğidir.
-Ahmed Akdeniz,13 Nisan 2015, Rıdvan Abi eleştiri usulünde – ve daha bir çok şeyde olduğu gibi- biz gençlere örnek olan bir abimizdir.
-Mustafa Doğan, 12 Nisan, F..G. ile ilgili olarak yazıda dile getirilen görüşlere katılmamak mümkün değil. Velev ki sözkonusu kişi mason değil, ama, onun fikirlerine, ifadelerine ve pratiğine İslami açıdan baktığımızda çok daha fazlası olduğu ortaya çıkmıyor mu.? Bu sebeple masonluk iddiaları merkeze alınsa ne olur, alınmasa ne çıkar.
-demir,12 Nisan, F. G’nin, pragmatist ve işbirlikçi bir siyaset izlediği ortadadır. Sürekli emperyalist ve zalim otoriteleri memnun eden bir yol izliyor bunda şüphe yok..
-Abdullah Apaydın,12 Nisan, ”Çoğu kimse, ’Ben böyle inanıyorum, ama, başka müslümanların da kendi mezheblerinin, dinleri konusundaki kendi yorumlarının doğruluğunua en az benim kendi mezhebimin doğruluğuna inandığım kadar inanması ve kendi görüşünü savunması bir hakktır..’ demeye yaklaşmıyor. ” diyorsunuz..
Bu cümlelerden anladığım, Şiiler sahabenin büyüklerine kin beslemekte haklıdır. Hatta zalimlikle, fasıklıka, küfür ve fuhuşla suçlayabilirler. Kendilerinin böyle inanması ve savunması bir haktır. Doğru mu anlamışım?’
*SEÇ: Yanlış anlamışsınız, O sözlerden o mâna çıkarılabiliyorsa, benim ifade bozukluğum var demektir ve af dilerim. Ama, aklımın kenarından bile geçmiyen bir durumu dile getirmişsiniz.. Aqidevî açıdan farklı tefsirler olabilir, bir de 13 asır öncelerdeki siyasî ihtilafların zaman içinde meydana getirdiği tortuları ve kültürel ve sair etkileri.. Geçmişin tortuları arasında net olarak gözükmesi bile daha bir zorlaşan konuları tartışarak nereye varırız? Yazıda anlatılmak istenen de budur. Ama, filanlara hakaret gibi durumları kabul edelim..’ mânası, kesinlikle düşünülemez..
-gücümüz gitmesin,12 Nisan, ”Biz aynı Tevhîd inancından, aynı Kitab’dan, aynı Peygamber’in önderliğinden beslenen ulu İslam ağacı gövdesindeki ana dallardan ikisiyiz”
-S. Zilan: Diyarbekir’deki sohbetinizi dinledim ve bu vesile ile yıllardır gıyaben okudum fikirlerinizi aynelyakiyn işitme imkanı buldum. İyi niyet ve emeklerinizden şüphem yoktur. Lakin tıpkı sizin de birilerine atfen zikrettiğiniz gibi; geç kalanı kimse affetmez. İslami camia da kendini yenileyemiyor; hızlı ve gerektiği gibi. Demokrasi, İslami devlet vs konularında sizin de kendinizi yenilemediğinizi görmem beni üzdü.
 İslam‘ın nazari olarak tekamül ettiğini Kur‘an‘da Allah söylüyor. Bunu fiiliyata aktarmak biz insanların işidir. İslam‘ın devlete, rüşvete ihtiyacı yok, lakin insanların, toplumların ve de devletlerin sorunlarını halletmede İslam‘dan istifade etmeye ihtiyaçları vardır ve haliyle İslam‘a ihtiyaçları vardır. (…)
*SEÇ: Yazınızdan kısa bir bölümü buraya aktardım. Görüşlerinizin daha genişçe bir özeti etrafında, inş. gelecek haftaki ’Okuyucularla Hasbihal..’ sütununda sohbet edelim.
-müslim hisarî, 12 April, M.Kamal hakkındaki yazınızı okudum. Boyle yazılar kaleme aldığınız için Allah sizlerden razı olsun. Rabbim kaleminize kuvvet versin.
-Ender Yılmaz, 11 Nisan, yazilarinizi ilgiyle okudugumu belirtmek isterim.Mezheb taassubuyla ilgili goruslerinize de katilmakla beraber şia konusunda onemli bir detayi atladiginizi dusunuyorum. Malumunuz uzere şia imamet konusunu akaid meselesi olarak goruyor ve bu şia ideolojisinin olmazsa olmazi.
Kendisini sunni musluman olarak tanimlayan kitlelerin de nice yanlis ve taassublar icinde kivrandiklarini da kabul etmek gerekir.
Fakat bunlar genis kitlelerce imanin sarti haline getirilememislerdir.
Kendi disindakileri mumin olarak kabul etmeyen ve takiyye adı altinda herturlu hileyi ve yalani mubah olarak gorebilen bir anlayis nasil islamin bir yorumu olarak kabul edilebilir.
Bir kisi ve nesebi kutsallastirarak bunu din haline getirmenin ve kabul etmeyen herkesi de tekfir etmeye kalkmanin anlasilabilir ve uzlasilabilir bir tarafi olabilir mi.
*SEÇ: Yürek sançcılarınıza katılıyorum.. Zor bir konu.. Ancak, birbirimizi reddederek değil, ortak yönleri konuşarak, aramızda ünsiyet sağlamaya çalışamaz mıyız? Bu daha münasib bir yol olamaz mı? Bir de belirteyim.. Şiî müslümanların, İmamet’i, yani müslümanların Hz. Peygamber’den sonraki liderliği ilahî bildirim gereği diye saymaları, şiî sayılmaları için mezhebî bir şart olarak gerekli görülmektedir, genelde müslüman olmaları için değil..
*

dirilişpostası