Bir anlaşmanın trajik hikayesi..

İbrahim Karagül

Filistin'in iki güçlü siyasi hareketi El Fetih ve Hamas arasındaki anlaşma, Filistin iç dengeleri, Filistin-İsrail krizi ve en önemlisi de bölgedeki güç dengesinin bundan sonra nasıy seyredeceği konusunda açık ve güçlü işaretler sunuyor.

Kahire'deki imza töreninin bu boyutlarını, özellikle de bölge için güç mücadelesine yönelik boyutlarını dün burada tartışmıştık. Bugün, anlaşmanın arka planını, Filistin iç savaşının trajik hikayesini hatırlatmak istiyorum. Dört yılı aşkın devam eden, kirli ilişkileri ortaya seren ibretlik hikayelerden örnekler vereceğim.

2005'te Hamas'ın seçim zaferinden sonra Filistin iç savaşının temelleri atılmıştı. İç savaşın da, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısının da güvenlikle hiçbir ilgisi yoktu. ABD, İsrail ve Mahmut Abbas, özellikle de ihanetiyle meşhur olan Mahmud Dahlan arasında yapılan işbirliği vardı. Bush, Rice, ünlü neocon Eliot Abrams ve Filistin yönetiminin Hamas'ı ezmek için giriştiği kanlı bir ortaklıktı bu.

Hamas'ın seçim zaferinden sekiz ay sonra. Rice Abbas'a bakın ne diyordu: "Anlaştık değil mi, iki hafta içinde hükümet dağıtılmış olacak." Abbas: "Belki iki hafta içinde olmaz, bana bir ay süre verin."

İmha operasyonunun başına İsrail istihbaratı adına çalışan Filistin Güvenlik sorumlusu Mahmud Dahlan atandı. El Fetih'e silah verilecek, askeri destek sağlanacaktı. Abbas'a da 86 milyon dolar para aktarılacaktı. Böyle de yapıldı.

İsrail Savunma Bakanı, Dahlan ve dönemin İsrail Başbakanı Ehud Olmert gizli toplantılar yaptı. Filistin iç savaşı böyle çıkarıldı. Hamas'a önce ambargo uygulandı, başarılı olmayınca iç savaş çıkarıldı. ABD ve İsrail'den açıkça silah konvoyları getirildi, El Fetih'e silah aktarıldı. Gazze'ye girilecek, Hamas ezilecekti.

Hamas komployu fark edip erken davrandı ve Gazze'de yönetimi ele geçirdi. El Fetih'in istihbarat merkezinde, İsrail istihbaratıyla işbirliğinin belgeleri ele geçirildi. Dahlan'ın işkence kayıtları bulundu. Filistinli direnişçilere yaptığı işkencelerin görüntüleri de.. Hamas Gazze'yi ele geçirince köşeye sıkışan Dahlan'ı ABD ve İsrail kurtardı.

Hamas Gazze'yi kontrol altına alınca Amerikan yapımı silahlar ortaya çıktı: 7 bin 400 M-16, çok sayıda makineli tüfek; 18 adet ABD malı zırhlı araç, yüz binlerce mermi. El Fetih liderleri, komutanları ile Mossad ve CIA arasındaki ilişkileri ortaya koyan sayısız evrak bulundu. Dahası, Hamas liderlerine yönelik suikastlerle ilgili bilgiler elde edildi. Başka hangi belgeler bulundu, biliyor musunuz? Dahlan'ın İsrail istihbaratıyla birlikte Yaser Arafat'ı öldürme senaryoları. Öldürdüler de.

Hamas'ı ambargoyla tasfiye edemediler, iç savaşla tasfiye edemediler ardından Gazze saldırıları geldi. İsrail saldırdı, Mısır destek verdi. Kendini koruyamayıp Refah sınır kapısına akın eden insanlar, Mısır'ın çelik duvarlarını geçemiyordu. Sınır açılmıyordu. Anlaşma böyleydi, talimat böyleydi. Mısır-İsrail ortak çıkarları bunu gerektiriyordu. Ortadoğu kentlerinde, sokaklar binlerce insanın İsrail'e öfkesiyle çınlarken, Mısır ve bazı Arap ülkeleri İsrail saldırılarından medet umuyordu, saldırıları teşvik ediyordu. İsrail'e yönelen öfkenin adresi aslında kendi rejimleriydi; ihanet eden, istismar eden, imha eden kendi liderleriydi. Onlar sokakları İsrail öfkesine yönlendirip onlarca yıldır saltanat sürüyordu.

Ortak amaç belliydi: Hamas'ı sindirmek ya da zayıflatmak, mümkünse tasfiye etmek. Gazze'yi yaşanmaz hale getirip insansızlaştırmak ve ciddi bir nüfus hareketliliğinin alt yapısını hazırlamak... Mısır ve bazı bölge ülkelerinin amacı ile İsrail'in bu savaştaki hedefleri ne kadar da örtüşüyordu. Onlar Hamas tehdidinin İsrail eliyle ortadan kaldırılmasını istiyordu. Alçakça ama son derece zekice bir politikaydı. Bir taraftan ağıtlar yakarken, yardım toplarken diğer yandan İsrail'le gizli ortaklık!

Bu cümlelerin bir çoğu, söz konusu olaylar yaşanırken bu köşede yer almıştı. O günleri hatırlatmak ve buralara nasıl gelindiğini göstermek bugünü anlamak için önemli.

Aynı Mısır, Hüsnü Mübarek ve Ömer Süleyman sonrası, sessiz, derinden ve şaşırtıcı bir şekilde Filistin iç barışına öncülük etti. Filistin halkı için sevindirici bir gelişme. Yıllardır acının her türlüsünü yaşayanlar için mutluluk verici bir gelişme. Ancak anlaşma sağlandı diye eski defterleri kapatmayacağız, unutmayacağız.

Peki ne değişti de anlaşma yapıldı. Dün tartıştığımız noktalar çok önemliydi. Suriye ile, Ortadoğu'nun tamamına yayılan rüzgar, bütün hesapları değiştirdiği gibi, Filistin'de de taşları yerinden oynattı.

İzleyelim, daha çok şey göreceğiz...

Not: Dün Kastamonu'da acı bir olay yaşadık. Seçim öncesi benzer olayların tekrarlanabileceği endişesini taşıyoruz. Ama bu saldırılar, Türkiye'nin uzun yürüyüşünü hiçbir şekilde engelleyemeyecektir... Başsağlığı ve geçmiş olsun dileklerimizle...


yenişafak