"Beni Kimse Aldatamaz"

Amerikan televizyonu PBS'ye konuşan Başbakan Erdoğan, son dönemde gergin devam eden Türkiye-İsrail ilişkileri ile ilgili açık konuştu. İsrail'e sert sözlerle yüklenen Erdoğan'ın açıklamaları Davos'ta sözlerini aratmadı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İsrail-Suriye dolaylı görüşmelerinin Türkiye'nin arabuluculuğunda tekrar başlaması olasılığına ilişkin, "bu tür konularda taraflardan talep gelmesi ve İsrail'in uluslararası hukuk çizgisine uyması halinde, bunu yapmaya hazırız" dedi.

Amerikan televizyonu PBS'te "Charlie Rose Show" adlı programda soruları yanıtlayan Erdoğan, Türkiye'nin Orta Doğu'daki her ülkeyle dost olduğunu ve temas kurduğunu, İsrail'in Gazze'ye giden yardım gemilerine saldırısının ise hiçbir uluslararası hukuk çerçevesinde tanımının bulunmadığını, bunun bir "devlet terörü olduğunu" kaydetti.

İsrail'in, Gazze'ye giden gemilere uluslararası sularda hava ve denizden saldırdığına ve ateşli silahlar kullanıldığına dikkati çeken Erdoğan gemide, biri Türk-Amerikan vatandaşı Furkan Doğan olmak üzere 9 kişinin öldürüldüğünü hatırlattı.

-"ABD'NİN FURKAN DOĞAN'A SAHİP ÇIKMASI GEREKİYOR"-

Erdoğan, ABD'nin Doğan'a sahip çıkması gerektiğini ifade ederek, Türk vatandaşlarının da kendi hükümetlerine, eşlerine, çocuklarına ne olduğunu sormaya hakkı bulunduğunu ve sorduklarını kaydetti. Bu durumun tüm ülkeler için geçerli olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye'nin adli tıp raporlarını gözönünde bulundurarak, uluslararası hukukun gerektirdiği şekilde hareket edeceğini kaydetti.

Filistin'de barışı temin için ABD'nin ve Orta Doğu Dörtlüsünün çalıştığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin de bu bölgedeki bir ülke olarak barış için çalışmasından daha doğal birşey olamayacağını ifade etti.

-"SORUN, İSRAİL'DEKİ KOALİSYON HÜKÜMETİ"-

Erdoğan, Türkiye-İsrail ilişkilerinin mevcut durumuna dair soru üzerine, şu anda problemin İsrail'de koalisyon hükümetinin bulunmasından kaynaklandığını söyledi.

Bu koalisyon hükümetinin "barış için en büyük engel" olduğunu belirten Erdoğan, Suriye'nin de, İsrail ile arasındaki sorunların çözümü konusunda İsrail'in ne yapmak istediğini görme arzusunda olduğunu, Suriye'nin, İsrail ile dolaylı görüşmelere tekrar başlamak için hazır olduğunu kaydetti.

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Suriye-İsrail görüşmelerine tekrar müdahil olmaya hazır olup olmadığının sorulması üzerine, tarafların böyle bir görevi Türkiye'ye vermesi halinde, tekrar barış için çalışmaya hazır olduklarını, bunu da daha önce belirttiklerini bildirdi. Erdoğan, "bu tür konularda taraflardan talep gelmesi ve İsrail'in uluslararası hukuk çizgisine uyması halinde, bunu yapmaya hazırız" dedi.

-"BÖLGEDE VERİLECEK HER TÜRLÜ GÖREVE HAZIRIZ"-

İsrail'in gemilere saldırıdan dolayı Türkiye'den özür dilemesi ve "açık hava hapishanesi" gibi olan Gazze'ye ablukanın kaldırılması gerektiğini ifade eden Erdoğan, bunun olması halinde bölgede verilecek her türlü göreve hazır olduklarını bildirdi.

Erdoğan, "İsrail'in insan öldürmede iyi olduğu ve elindeki kanı temizleyemeyeceği" yönündeki sözlerinin çok sert olduğunun söylenmesi ve "saldırıya karşı öfkesini Arap dünyasında kendi kredibilitesini tesis etmek için kullanıp kullanmadığının" sorulması üzerine, "Niçin olaya böyle bakıyorsunuz? Ben, Arap veya Arap olmayanlar arasında bir ayrım yapmıyorum. Ben bir insanım ve insani bakışımı yansıtıyorum. Sözlerimi seçerek, bilerek kullanıyorum" ifadesini kullandı.

Konuşmalarında İsrail halkını değil, İsrail yönetimini hedef aldığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer, bir İsrail güvenlik görevlisi, tank üzerine çıkıp 'Filistinli birini öldürmek benim için en büyük şeref' diyorsa, ben de 'onun eli kanlı' diyebilirim. Eğer çocuklar acımasızca öldürülüyorsa, eğer yargısız infaz yapılıyorsa, onlar için böyle bir ifadeyi kullanırım. Burada kimseye şov yapmak, hoş görünmek gibi bir amacım yok. Burada bir tespit yapıyorum ve bunların hepsi oldu. Siz, sahilde oynayan çocukları bombaladınız, 'bunlara iyi yaptınız' mı diyeceğiz? BM'nin bugüne kadar almış olduğu onlarca karar var İsrail'le ilgili, hangisi uygulandı söyler misiniz bana? BM Güvenlik Konseyi'nde bunca alınmış karar var, bunlardan hangisinin uygulandığını bana söyleyebilir misiniz? Birisine 'iyi yapıyorsunuz', birisine 'kötü yapıyorsunuz' diyemeyiz. Ben bir başbakanım ve dünyada neler olduğuna dair olaylara adil bakmak zorundayım. Ben ojektif olmalıyım ve herkesten de bunu beklemek hakkımız."

-"BENİ KİMSE ALDATAMAZ"-

Erdoğan, "Filistinlilerin de İsrailli sivilleri hedef aldığı ve kanın Filistinliler'in de elinde olup olmadığının" sorulması üzerine, Gazze'den İsrail'e yönelik atılan kaç roket olduğunu ve bunun sonucunda bugüne kadar kaç tane İsrailli'nin öldüğünü sordu.

"Çıksınlar bunu belgelesinler, beni kimse aldatamaz, söylediklerimi bilerek konuşuyorum. Sayın (Ehud) Olmert (İsrail'in eski başbakanı), bana bir yıl hiç roket atılmadığını söyledi. Ama biz Sayın Olmert ile hafta başında görüşmemizi yaptıktan sonra, hafta sonu Gazze bombalandı" diyen Erdoğan, Filistinlilerin İsrail ile silahlanma yarışına girmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gazze'deki tüm kapılar tamamen İsrail'in kontrolünde olacak, karşınızda büyük bir silahlı güç olacak? Lütfen bunları yayınlayın. Roketler atılıyor, ben birçok İsrailli yetkiliye sordum, kaç tane İsrailli öldü bu roket atışlarıyla? İki elin parmağını geçmez. Siz fosforlu bombaları, kitle imha silahlarını kullanıyorsunuz, tanklarla, toplarla giriyorsunuz. 15 günde 1,500 kişi öldü, 5 bin yaralı var. Eğer, tarihe giderseniz, binlerce Filistinli öldü. Bu topraklar sizin mi? Hayır. Karşınızdakiler topraklarının korunması için mücadele veriyor. BM, İsrail'in şu anda bulunduğu topraklarda işgalci olduğunu ilan etmiştir. BM kararını söylüyorum, kendi parlamentomun aldığı bir karar üzerinden konuşmuyorum.

Bütün bunları söylüyorum, çünkü dürüstüm. Ben Müslüman olduğum için değil, insan olduğum için, dürüst davranmam gerektiği için böyle konuşuyorum. Belgelerle konuşuyorum"

"BM GÜVENLİK KONSEYİ DAİMİ ÜYELERİ İÇİNDE (İRAN İLE) BÖYLE BİR SINIRI OLAN BAŞKA ÜLKE YOK. BİZ BU KOMŞU ÜLKEYLE BAĞLARIMIZI KESİP ATAMAYIZ"

Erdoğan, İran konusunda ABD Başkanı Barack Obama'nın, hem kendisi hem de Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva'ya gönderdiği mektup çerçevesinde belli adımlar attıklarını söyledi.

Amerikan televizyonu PBS'te "Charlie Rose Show" adlı programda soruları yanıtlayan Erdoğan, "aynı anda hem İsrail'in güvenlik kaygılarına yönelik garantiler verilip hem de Filistin devletinin olup olmayacağına" ilişkin soru üzerine, burada İsrail'in yaklaşımının önemli olduğunu söyledi.

İsrail'in halen iki devletli bir yapıyı kabul etmediğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin İsrail'in halkının güvenliği için de bugüne kadar çalıştığını, Hamas'ı da bu noktada ikna etmeye çalıştıklarını ve onları belli bir noktaya kadar getirdiklerini kaydetti.

Hamas'ı temsil eden siyasi partinin seçim kazandığını, ama onlara çalışmak için fırsat verilmediğini ve onların hapse atıldığını anımsatan Erdoğan, bu insanlara neden seçimden önce, seçime katılamayacaklarının söylenmeyip bunun seçimden sonra yapıldığını sordu.

Erdoğan, "Bir yandan demokrasi diyeceğiz, bir taraftan da anti-demokratik uygulamalar yapacağız. Bunların izahı mümkün değil" dedi.

Eğer demokrasi isteniyorsa, demokrasiyi savunmada dürüst davranılması gerektiğini anlatan Erdoğan, "İsrail halkının güvenliği için elimizden gelen her şeyi yapalım, ama öbür taraftan da Filistin halkının güvenliği için elimizden gelen her şeyi yapalım. Bu bizim, hepimizin ortak sorumluluğudur diye düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

-"BİZ ÇOK GAYRET SARF ETTİK"-

Erdoğan, Filistin ile ilgili bir soru üzerine, tabana dayalı bir yaklaşım tarzının demokrasinin gereği olduğunu, bunun için seçime gidilmesi gerektiğini, bunun da yapıldığını belirtti.

Genele bakıldığında seçimi Hamas'ın kazandığını ve Hamas'a yönetme imkanını vermek gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Bu verilmeyince güven kaybı başladı. Güven kaybının başlaması orada sıkıntı getirir. Biz bunun olmaması için çok gayret sarf ettik. Bugün de her zaman söylediğimiz gibi ABD, Orta Doğu Dörtlüsü ile çalışmaya hazırız. Diğer tüm ülkelerle çalışırız. Biz bunu geçmişte gösterdik, bundan sonra da göstereceğiz."

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın ABD ziyareti sırasında, Obama'nın Gazze'deki ablukanın sürdürülemeyeceğine ilişkin sözlerini hatırlatan Erdoğan, bunun gereğinin yerine getirilmesi ve ablukanın bir an önce kaldırılması gerektiğini, bunun bölgeye huzur ve rahatlama getireceğini kaydetti.

-"OBAMA'NIN MEKTUBU ÇERÇEVESİNDE ADIMLAR ATTIK"-

Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin bölge barışına yönelik rolüne ilişkin soru üzerine, Türkiye'nin bugüne kadar samimi ilişkiler sürdürdüğünü, bundan sonra da sürdürmeye kararlı olduğunu söyledi.

Afganistan örneğini vererek, Türkiye'nin bu ülkedeki hizmetlerinden, ABD ve diğer ülkelerle birlikte çalışmasından bahseden Erdoğan, İran'a yönelik de bugüne kadar girişimlerini sürdürdüklerini, çünkü diplomatik yollarla sonuca ulaşma çabası içinde bulunduklarını vurguladı.

Erdoğan, ABD Başkanı Obama'nın, kendisine ve Brezilya Cumhurbaşkanı da Silva'ya gönderdiği mektuba değinerek, bu mektubun çerçevesi içinde belli adımlar attıklarını ve İran'a (uranyum) takas işlemini kabul ettirdiklerini söyledi.

İran'ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumuna mektup yazmasını sağladıklarını, ancak mektuba cevabın yaptırımların görüşüleceği günün sabahı İran'a gönderildiğini hatırlatan Erdoğan, "Biz yine çalışmalarımızı yapıyoruz" dedi. Erdoğan, AB Dışişleri Bakanı Catherine Ashton ile İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ve nükleer konuların baş müzakerecisi Said Celili arasında İstanbul'da bir görüşme yapılması için çalıştıklarını da kaydetti.

-"LÜBNAN'DA HÜKÜMET KRİZİNİ ENGELLEDİK"-

Erdoğan, Irak'ta yeni yapılanma olduğunu, hala hükümet krizinin devam ettiğini ve hükümetin bir an önce kurulması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Suriye ile de iyi ilişkiler içinde olduğunu anımsatan Erdoğan, Suriye'nin ABD ve Batıyla ilişkilerinin geliştirilmesinde de Türkiye'nin her türlü rolü almaya hazır almaya hazır olduğunu, bu alanda da olumlu gelişmeler meydana geldiğini kaydetti.

Erdoğan, BM Güvenlik Konseyinde İran'a yönelik yaptırımlara Lübnan'daki hükümet ortağının "hayır" demek istediğini belirterek, "Ancak biz, orada çekimser kalmalarını sağlamak suretiyle, Lübnan'daki hükümet krizini de son yarım saat içinde engelledik. Lübnan'da yeni bir hükümet krizinin çıkması, Orta Doğu'daki bu sıkıntıları daha da derinleştirebilir" diye konuştu.

Türkiye'nin Filistin'de de aynı gayret içinde bulunduğunu kaydeden Erdoğan, "Biz üzerimize düşeni yine bundan sonra da yapacağız. Biz istiyoruz ki İsrail-Filistin arasındaki bu sıkıntılar daha fazlasıyla devam etmesin. Ama bir defa şunu çok net bir şekilde ortaya koymak lazım: Bir defa İsrail'in Filistin'deki rolü ne olacak? Burada adil bir sonuca ulaşmak lazım. Burada 1967 sınırı önemli" ifadesini kullandı.

Erdoğan, İran ile imzalanan Kasr-ı Şirin anlaşmasından bu yana Türkiye-İran arasında dostluğun bulunduğunu ve Türkiye'nin yılda 10 milyar metreküp doğal gazı İran'dan aldığını hatırlattı.

Türkiye'nin İran ile uzun sınıra sahip olduğuna da dikkati çeken Erdoğan, "BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri içinde böyle bir sınırı olan başka ülke yok. Biz bu komşu ülkeyle bağlarımızı kesip atamayız" dedi. Erdoğan, bunun tüm ülkeler için aynı olduğunu, her ülkenin ilişkilerini ve çıkarlarını konumuna göre değerlendirdiğini belirtti.

Türkiye'nin uluslararası hukuka uygun olarak kendi dış politikası ve iç siyasetini belirlediğini belirten Erdoğan, "Ama amacımız düşman kazanmak değil, daima dost kazanmak" diye konuştu.

-"(İRAN'IN NÜKLEER PROGRAMI) İSRAİL'İN NPT KURALLARINI KABUL ETMEDİĞİ HALDE ATOM BOMBASI VAR, FAKAT İSRAİL'E BU KONUDA HERHANGİ BİR KİMSE YAPTIRIM UYGULAMIYOR. BUNU NASIL İZAH EDECEĞİZ? O ZAMAN BU DÜNYA ADİL BİR DÜNYA DEĞİL"

Erdoğan, İsrail'in Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması'nın (NPT) kurallarını kabul etmediği halde atom bombasına sahip olduğuna ve bu ülkeye kimsenin bir yaptırım uygulamadığına işaret ederek, "Bunu nasıl izah edeceğiz?" diye sordu.

Amerikan televizyonu PBS'de "Charlie Rose Show" adlı programda soruları yanıtlayan Erdoğan, "İran'ın ikna edilebileceğine inanıp inanmadığına" yönelik bir soru üzerine, kendisinin Tahran'da yapılan anlaşma ve içindeki 10 maddeye dikkat ettiğini söyledi.

Söz konusu 10 maddeye uyulmadığı takdirde gerekli olan yaptırımları şahsen kendilerinin de Türkiye olarak yürürlüğe koyacaklarını ifade eden Erdoğan, "Verilmiş olan söze bakarız. Bu, diplomasidir. İran orada şu sözü vermiştir: Barşçıl amaçlarla uranyum zenginleştirilmesi yapılabilir" dedi.

Erdoğan, İran'ın uranyum takasını kabul ettiğini ve nükleer silaha karşı olduğunu belirttiğini hatırlatarak, İran'ın NPT kurallarına uyacağını kabul etmesinin de en önemli unsur olduğunu, buna karşın örneğin İsrail'in NPT kurallarına uymayı kabul etmediğini anımsattı. Erdoğan, "İsrail'in NPT kurallarını kabul etmediği halde atom bombası var, fakat İsrail'e bu konuda herhangi bir kimse yaptırım uygulamıyor. Bunu nasıl izah edeceğiz? O zaman bu dünya adil bir dünya değil. Bunu da görmek zorundayız. Kozey Kore'yi gördüğünüz kadar İsrail'i de göreceksiniz" dedi.

-"DEĞERLENDİRMELERİMİZİ ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN YAPMAK LAZIM"-

Erdoğan, "nükleer programı konusunda İran'ın sözlerine güvenip güvenmediğinin" sorulması üzerine, ihtimaller yerine var olan durum üzerinden konuşmak gerektiğini söyledi. Şu anda İran'ın atom bombasının olmadığını, yapma ihtimali üzerinden konuşulduğunu, buna karşın İsrail'in atom bombasına sahip olduğunu ifade eden Erdoğan, "İsrail'de var, var olanın üzerine gitmiyorsun" dedi.

İran'ın ise ihtimal üzerinden cezalandırıldığını belirten Erdoğan, "Kişi, yok olan şeyden 'Seni öldüreceğim' diyor, cezalandırıyorsun, öldüreni cezalandırmıyorsun" ifadesini kullandı.

Bunun uygun bir değerlendirme olmadığını kaydeden Erdoğan, "Bizler, bu değerlendirmelerimizi yaparken gerçekten uluslararası siyasete, uluslararası hukuka, uluslararası diplomasiye uyacak şekilde yapmamız lazım" diye konuştu.

-"YÜZDE 100 ANLAŞMAK ZORUNDA DEĞİLİZ"-

Erdoğan, bir soru üzerine, bugüne kadar Obama'nın Türkiye ile ilgili bir endişesini tespit etmediğini, "iyi bir diyalog" içinde olduklarını söyledi.

Sunucunun, "Türkiye'nin yöneliminin değiştiğinden kaygı duyduklarını düşünüyorum" şeklindeki yorumu üzerine Erdoğan, "Ben size şu ana kadar neyi anlattım" diyerek, "bu tür sorulardan çok yorulduğunu" ifade etti. "Türkiye aynı Türkiye, hiçbir şey değişmedi ve biz aynı yerdeyiz. Normalleşme süreci içinde yolumuza devam ediyoruz" dedi.

İki ülkenin stratejik ortaklıktan Obama'nın belirttiği "model ortaklık" dönemine geçtiğini hatırlatan Erdoğan, "Böyle bir dayanışmanın içindeyiz, birbirimize böyle bakıyoruz, böyle bakmak durumundayız" diye konuştu.

"Ancak her türlü teklifi, tarafların kabul etmesi gibi bir durum yok" ifadesini kullanan Erdoğan, her iki tarafın birbiriyle yüzde 100 anlaşmak zorunda olmadığını söyledi.

Erdoğan, "ABD'deki birçok kişinin Türkiye'nin bölgesinde büyük rol oynayabileceğine inandığı, Türkiye'yi İslam dünyasında bir lider olarak görmek istediği" yorumu üzerine, Türkiye'nin İslam dünyası içinde demokratik, laik ve hukukun üstünlüğüne saygı gösteren tek ülke olduğunu söyledi.

-"İSLAM DÜNYASI İÇİNDE LİDERLİK YARIŞIMIZ YOK"-

"İslam dünyası içinde de bir liderlik yarışımız söz konusu değil" diyen Erdoğan, sadece ülke olarak muasır medeniyetler seviyesine çıkmak ve dünyanın ilk büyük 10 ekonomisi arasına girmek amacında olduklarını söyledi.

Erdoğan, Türk halkının daha ileri demokratik ve yaşam standartlarına ulaşması için çaba gösterdiklerini ve bu konuda da geri adım atmayacaklarını belirtti. Bölgelerinin barış bölgesi olmasının en önemli hedefleri olduğunu, bölgede daha etkin uygulamayı devreye sokmak için çalışmaya devam edeceklerini kaydeden Erdoğan, "Türkiye'de gelecek seçimleri kazanacak mısınız?" sorusuna, "Şu andaki tablo onu gösteriyor" yanıtını verdi.

Başbakan Erdoğan, "ABD'nin Türkiye'yi ve Türkiye'nin rolü ve potansiyelini anladığını düşünüyor musunuz?" sorusuna, "Anladığını zannediyorum, anladığına inanmak istiyorum" yanıtını verdi.

-TERÖR ÖRGÜTÜ PKK-

Türkiye'nin NATO'daki rolüne ve stratejik konumuna işaret eden Erdoğan, Türkiye'nin 11 Eylül saldırısından sonra sorumluluklarını yerine getirdiği gibi, terör örgütü PKK ile mücadele konusunda da ABD dahil Batılı ülkelerin Türkiye ile birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti.

NATO'nun en önemli amaçlarından birinin terörizmle mücadele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye'nin de terörle mücadele eden bir ülke olduğunu, NATO ülkelerinin Türkiye'ye bu çabasında destek vermesi gerektiğini söyledi.

Eğer ülkelerinde bir terörist örgüt lideri varsa, bu kişiyi yakalamaları ve iade etmeleri gerektiğini ifade eden Erdoğan, ancak Batılı ülkelerden bu noktada tek bir olumlu hareket gelmediğini kaydetti.

Erdoğan, "İsrail'in PKK'yı desteklediğini düşünüyor musunuz?" sorusunu, "Bu ayrı bir oturumun konusu" diye yanıtladı.

ERDOĞAN, TÜRKİYE'NİN HERHANGİ BİR EKSEN KAYMASININ SÖZ KONUSU OLMADIĞINI SÖYLEDİ

Erdoğan, Türkiye'nin herhangi bir "eksen kaymasının" söz konusu olmadığını vurguladı.

Erdoğan, "Türkiye'nin AB üyeliğine dair hevesinde azalma olduğu ve artık başka bir yöne baktığı" şeklindeki yorumların hatırlatılması üzerine, bazı AB ülkelerinin Türkiye'ye yönelik ön yargılarını aşamadıklarını belirtti.

Türkiye'nin ev ödevlerini yapmasına rağmen, bazı ülkelerin katılım müzakerelerinin bazı başlıklarını engellediğini söyleyen Erdoğan, ancak tüm bunlara karşın AB üyeliği yolunda ilerlemeye kararlı olduklarını vurguladı.

Erdoğan, Türkiye'nin AB'ye başvurusundan bu yana 51 yıl geçtiğine dikkati çekerek, AB müktesebatında olmayan hususların Türkiye'den istendiğini ve böyle bir yaklaşımın başka hiçbir ülkeye uygulanmadığını kaydetti.

Coğrafi olarak bakıldığında Türkiye'nin hem Avrupa hem Asya'nın parçası olduğunu, kültürel açıdan bakıldığında ise Türkiye'nin Avrupa'nın parçası olduğunun şüphe götürmediğini belirten Erdoğan, ABD Savunma Bakanı Robert Gates'in, Türkiye'nin AB sürecine ilişkin sözlerinin hatırlatılması üzerine, Türkiye'nin, ne AB'nin ne de Gates'in söyledikleriyle tarif edilebileceğini söyledi.

Erdoğan, Türkiye'nin tarihi sorumlulukları ve coğrafi konumunun çok iyi farkında olduğunu, geleceğe bu doğrultuda baktığını ve kimsenin bu konuda endişe duymaması gerektiğini söyledi.

ABD'nin, Batılı ülkelerin Orta Asya'da, Körfez ülkelerinde, İslam ülkelerinde, dünyanın her yerinde yatırımlar yaptığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye aynısını yaptığında neden bunda gariplik görüldüğü sorusunu sordu.

Erdoğan, Türkiye açısından herhangi bir eksen kaymasının söz konusu olmadığının altını çizdi. Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesine ulaşma kararlılığını sürdürdürdüğünü ve bu yoldan hiçbir kaymanın söz konusu olmadığını belirten Erdoğan, Türkiye'nin birçok uluslararası örgüte üye olduğuna işaret ederek, farklı bir ilişkiler dizisi oluşturma peşinde olmadıklarını söyledi.

Erdoğan, İran, Suriye, Irak gibi ülkelerin Türkiye'ye komşu ülkeler olduğunu, bu açıdan bu ülkelerle ilişki kurmalarından daha doğal bir şey olamayacağını, Kafkaslar, Akdeniz gibi birçok bölgede de ilişkiler geliştirdiklerini ifade etti.

Dünyadaki tüm ülkeleri ziyaret ederek, onlarla iş bağlarını, ihracatlarını gerektiğine işaret eden Erdoğan, işsizliğin Avrupa ülkelerinde artarken Türkiye'de azaldığını söyledi.

Türkiye'de ekonomik alanda sağlanan ilerlemelerden bahseden Erdoğan, bununla birlikte ekonominin, üzerinde odaklandıkları tek konu olmadığını, demokrasinin de kendileri için büyük önem taşıdığını belirtti.

Demokratik ve ekonomik gelişimin birlikte yürümesinin başarı için şart olduğunu ifade eden Erdoğan, kendi iktidarları döneminde bu iki alanda da önemli ilerleme katettiklerini anlattı.

Bir ülkede istikrar ve güvenliğin yatırımlar için taşıdığı öneme işaret eden Erdoğan, özellikle barış, istikrar, refahın üzerine odaklandıklarını, geleceğe de aynı kararlılıkla baktıklarını vurguladı.


haber7

Güncel Haberleri

Levent Gültekin: İran, ABD'nin Yenilmez Olduğu Algısını Sarstı
Bütçeyi festivale değil vatandaşa ayırın
İran'ın denizaltıları Hürmüz Boğazı'nı nasıl kontrol ediyor?
İran Kuş Avlar Gibi Helikopter ve Uçak Düşürüyor!
İran İle Fransa Anlaştı! İran'dan Diplomasi Dersi!